
Merhaba ! Seyahat etmek ve deneyimlerimi kaleme almak çocukluğumdan gelen bir alışkanlık. Bu yazımda, 2005 yazında 14 yaşındayken sevgili Filiz halam ve Selçuk amcamla beraber gittiğim Çanakkale seyahatime dair gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar 🙂
11 Ağustos 2005: Tekirdağ’dan Çanakkale’ye Yolculuk

Merhaba günlük. Bugün sana ilk yazışım. Sana Çanakkale gezimde yaşadıklarımı anlatacağım. 11 Ağustos 2005 günü halam, Selçuk amcam ve Irmak ablam ve ben Çanakkale’ye gittik. Yolculuk 3.5 saat sürdü. Nihayet Eceabat’a vardık. Orada biraz bekledikten sonra Kilitbahir minibüslerine bindik. Kısa bir yolculuğun ardından Kilitbahir’e vardık. Orada da Seddulbahir minibüsüne bindik. Bu bir tur minibüsüydü. Yolculuk güzel geçti.
Gezi Şehitler Abidesi’nden Başlıyor

İlk önce Şehitler Abidesi’ne gittik. Oranın mistik bir havası vardı. Şehitlikte dolaşırken tüylerim diken diken oldu. Ama gelin görün ki, şehitliğin bazı taraflarında çöp vardı. Gerçekten çok utanç verici bir durumdu. Ama her şeye rağmen güzel bir şehitlikmiş. Daha sonra şehitliğin altındaki müzeye gittim.Orada biraz vakit geçirdikten sonra dışarı çıktım. Tekrar minibüse bindik.
Konaklayacağımız Doğanay Pansiyon’a varıyoruz

Doğanay Pansiyon’un önünde indik. Orada bizi tanıdığımız Hikmet Amca karşıladı. Pansiyonun sahibi oydu. Biraz dinlendikten sonra yemek yedik. Daha sonra Hikmet Amca’nın arabasına binerek gezmeye başladık. İlk önce, Ezineli Yahya Çavuş Anıtına gittik.
Ezineli Yahya Çavuş ve Ertuğrul Koyu

Burasının hikayesi şöyle: 1915 yılındaki Çanakkale Savaşı sırasında Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan müttefik kuvvetleri, karşılarında Yahya Çavuş ve 63 kahramanı bulmuşlar. Kahraman askerlerimiz 2000 düşman askerine karşı 24 saat çatıştıktan sonra büyük bölümünü yok etmişler. Türk kahramanlığını dünya bir kez daha görmüş oldu. Daha sonra siperleri gezdik. Dönüp baktığımda,koyun ve denizin büyüleyici güzelliği ile karşılaştım.Bir müddet sonra oradan ayrıldık ve tekrar yola koyulduk.
Çanakkale gezisi devam ediyor

Bu kez başka bir koya ( Teke Koyu olması lazım) gittik. Orası da çok güzeldi. Orada bir Osmanlı topu vardı. Hikmet Amca’dan öğrendiğimiz kadarıyla 300 kiloymuş. Daha sonra Hikmet Amca bize o koydan bir sürü mermi topladı. Bunlar savaş sırasında kullanılmış mermilerdi. Orada biraz kaldık. Gezerken bir helikopter böceği gördüm. Rengi kırmızıydı. Gerçekten çok güzeldi. Biraz sonra oradan da ayrılıp Zığındere Şehitliği’ne gittik.
Burasının adı Sargı Yeri Şehitliği olarak geçiyordu. Buranın da ayrı bir hikayesi var. Çanakkale Savaşları esnasında yaralı askerleri burada tedavi ediyorlarmış. Yaralıların arasında Osmanlı askerlerinin yanında müttefik kuvvetlerinin askerleri de varmış. Ancak savaşta pek çok haksızlık yapan müttefikler, acımasız taraflarını bir kez daha göstererek hastaneyi bombalamışlar. Gerçekten çok acı bir durum. Burayı gezerken bu acıyı yüreğimde hissettim. Orada şehitler adına dua ettim. Daha sonra oranın çıkışındaki tezgahlara uğradım ve savaşta kullanılmış 2 mermi satın aldım.
Alçıtepe Köyü’ne gidişimiz ve Çanakkale gezimizin sonu

Zığındere Şehitliğinden Alçıtepe Köyü’ne gittik. Orada özel bir müzeyi ziyaret ettik. Müzenin sahibi Selim adında biriymiş. Yıllar önce ölmüş. Kendi çabalarıyla topladığı eşya ve malzemelerle bu müzeyi kurmuş. O müze de gayet güzeldi. Özellikle orada sergilenen bir İngiliz piyade tüfeği çok hoşuma gitti. Yine Atatürk resmi de çok güzeldi. Bunlara karşılık müzede hiçbir güvenlik sistemi yoktu. Bence burası kolaylıkla soyulabilir. Oradan da ilk şehitler anıtına gittik. Bu anıt Çanakkale Savaşlarında şehit düşen ilk askerler için yapılmış. 81 er ve 5 subay.
Çanakkale içinde vurdular beni. Ölmeden mezara koydular beni. Çanakkale Savaşının hazin öyküsünü anlatan bu güzel türküyü aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=v0F6pHVc97U
Tarihimiz için çok önemli bir yer olan, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Söğüt’ü anlattığım şu yazı da ilginizi çekebilir.
https://newloggers.com/2022/01/17/osmanli-imparatorlugunun-dogdugu-toprak-sogut/


