KEŞİF, MEKAN

Mimarileri ve Koleksiyonları İle Dünyanın En Güzel 10 Kütüphanesi

Bazı kütüphaneler hiç okumayan insanları bile kitap kurdu yapacak güzellikte.

Günümüzde online arşivler bilgiyi ulaşmayı daha hızlı ulaştırsa da, okuma alışkanlığı kazandırmadaki rolü hala önemli. Dünya üzerinde bazı kütüphaneler var ki gerek mimarisi ile,gerek ise koleksiyonunun zenginliği ile hiç kitap okumayan birine bile okuma şevki kazandıracak güzellikte. Bu yazımda dünyanın en güzel 10 kütüphanesi evlerinize konuk olacak. Keyifli okumalar 🙂

1- Bodleian Kütüphanesi – Oxford, İngiltere

Harry Potter serisindeki kütüphane sahneleri Boedlian’da çekilmiş.

Harry Potter hayranları burada mı? Filmi izleyenler Harry, Ron ve Hermonie’nin ders çalıştıkları ve maceraları için toplantı yaptıkları kütüphaneyi hemen hatırlayacaktır. Bodleian Kütüphanesi serideki popülaritesinin dışında Avrupa’nın en eski ve en önemli kütüphanelerinden biri. 1602 yılında Oxford Üniversitesi’nin kütüphanesi olarak kurulmuş. 11 milyondan fazla kaynağa ev sahipliği yapıyor. Magna Carta’nın 4 adet kopyası, Gutenberg İncil’i ve Shakespeare’in ilk Folio’su bunlardan bazıları. Bir Harry Potter hayranı olarak,dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine ilk sıradan koyuyorum. Pozitif ayrımcılık diyebiliriz 🙂

İşte Harry,Ron ve Hermione’nin ders çalıştığı ve gizemleri araştırdığı Bodleian Kütüphanesi 🙂

2-Trinity College Kütüphanesi – Dublin, İrlanda

İrlandalı ünlü yazarların büstleriyle süslü The Long Room Salonu

Kraliçe 1. Elizabeth’in emriyle 1592 yılında kurulan kütüphanede 6 milyonu aşkın eser yer alıyor. Kütüphaneye esas şöhreti getiren, fotoğraflarına sıklıkla rastladığımız 65 metrelik The Long Room salonu. Salonun her iki yanında Guilever’in Gezileri’ni yazan Jonathan Swift’inki de dahil olmak üzere İrlandalı ünlü yazarların büstlerini görüyorsunuz. İrlanda’nın telif hakları merkezi olarak da kullandığı kütüphanenin en önemli eseri ise Latince el yazması gospel kitabı Book of Kelts yani Kelt Kitabı. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine girmeyi fazlasıyla hak ediyor.

3- San Marco Ulusal Kütüphanesi-Venedik,İtalya

Bir saray kadar ihtişamlı olan San Marco Kütüphanesi’nde okumak büyük bir keyif 🙂

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesinde ilerleyerek ,köprü ve kanallarıyla meşhur Venedik’e uzanalım. Muhteşem bir Rönesans binasında faaliyet gösteren San Marco Kütüphanesi’nin inşası 1537 yılında bitmiş. Kütüphane, 1603 yılından bugüne Venedik’te baskıya giren bütün kitapların birer kopyasını bünyesinde barındırıyor. Kütüphanenin koleksiyonunda 1 milyondan fazla kitap, 13.000’den fazla el yazması eser ve 24.000’den fazla 16. yüzyıl eseri yer alıyor.

4- Strahov Manastır Kütüphanesi-Prag,Çek Cumhuriyeti

Yaklaşık 900 yıllık olan Strahov Kütüphanesinin İncil koleksiyonu ile meşhur.

1143 yılında inşa edilen Strahov Kütüphanesi, 200.000’den fazla cilde ve 3000 orijinal el yazmasını bünyesinde bulunduruyor. İç tasarımı ile oldukça etkileyici olan kütüphanede çok geniş bir İncil koleksiyonu da bulunmakta.

5- St.Gall Manastır Kütüphanesi-St.Gallen,İsviçre

Bu kütüphane bana Profesör Dumbledore’un odasını hatırlatıyor 🙂

İsviçre’nin St. Gallen kentinde 689-759 yılları arasında yaşamış Aziz Othmar zamanında inşa edilmiş. Yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. İsviçre’nin en eski, dünyanın da en eski kütüphanelerinden biridir. Koleksiyonunda 8-15. yüzyıllar arasına ait 2100 orijinal el yazması eser bulunuyor.

6- Ulusal Kütüphane ( Biblioteque Nationale)-Paris,Fransa

Oldukça zengin bir koleksiyona sahip Biblioteque Nationale’in Antik Yunan el yazmaları paha biçilemez bir değere sahip

1461 yılında inşa edilen Biblioteque Nationale de France’ın bünyesinde 14 milyonu kitap olmak üzere 40 milyon eser yer alıyor. Koleksiyonun en ilgi çekici kısmı ise 5000’i aşkın Antik Yunan döneminden kalma el yazmaları. Okuma salonu da ilk defa eline kitap alan bir insanı kitap kurdu yapmaya teşvik edecek cinsten. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi arasında özel br yere sahip.

7-Yale Üniversitesi Kütüphanesi-New Haven,ABD

Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi mimarisiyle Louvre ve British Museum’a benziyor.

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi keşfinde kıta değiştirerek Amerika’ya geldik :)Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi, nadir kitap ve el yazmalarını muhafaza etme açısından dünyanın en büyük kütüphanesi. Fazla ışığı geri yansıtan Dany mermerlerinden oluşan duvarları ile dikkat çeken bir yapı. Sinclair Lewis, Joseph Conrad gibi değerli yazarların eserlerini bünyesinde barındırıyor.

8-Kongre Kütüphanesi-Washington DC,ABD

Washington’daki Kongre Kütüphanesi cilt sayısı ve raf alanı bakımından dünyanın en büyüğü

Amerika’nın en eski kültür kurumu olan Kongre Kütüphanesi, 1800 yılında hizmete başlamış. Raf alanı ve cilt sayısı açısından bakıldığında dünyanın en büyük kütüphanesi ünvanını taşıyor. Bünyesinde 32 milyon kitap, 61 milyondan fazla el yazması ve bağımsızlık bildirgesinin bir örneği yer alıyor.

9- New York Halk Kütüphanesi-New York,ABD

Kütüphane farklı dillerde araştırma yapmak isteyenler için birebir

Koleksiyonunda 50 milyondan fazla eser olan New York Halk Kütüphanesi, 1895 yılında kurulmuş. Kuzey Amerika’nın en büyük 3. kütüphanesidir. 87 kütüphaneyi kapsayan kompleks, yapı yılda yaklaşık 3.5 milyon kişiye hizmet veriyor. Orijinal el yazması koleksiyonu, 1200 farklı dil ve lehçeye sahip dünya dilleri koleksiyonu ve enfes bir atmosfer ve tasarıma sahip Rose Main okuma salonu ile ön plana çıkıyor.

10-Parlamento Kütüphanesi-Ottawa,Kanada

Ottawa Parlamento Kütüphanesi adeta bir sanat galerisini andırıyor.

Dünyanın en güzel kütüphanesi keşfimizde son adresimiz,Kanada’nın başkenti Ottawa’da yer alıyor. 1876 yılında kurulan Parlamento Kütüphanesi, 2002 ve 2006 yılları arasında birçok kez restorasyon geçirmiş. Günümüzde ülkenin ikonu haline gelen kütüphane, 10 Kanada Doları banknotunun ön yüzünde yer alıyor. Kanada Parlamentosu’nun bilgi merkezi ve araştırma kaynağı olarak görev yapıyor. 400 kişinin çalıştığı kütüphanede 600.000 derleme mevcut.

Harry Potter ve Felsefe Taşı filmindeki meşhur kütüphane sahnesi Boedlian’da çekilmiş. Aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz

https://www.youtube.com/watch?v=HxXaGPwI-DQ

Genel, KEŞİF, MEKAN

Oslo’da Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Yer

Norveç’in başkenti Oslo ülkenin en büyük, İskandinavya’nın ( Norveç , İsveç, Danimarka , Finlandiya ve İzlanda )ise 4. büyük kenti. Bir liman kenti olarak 1049’da Christiania adıyla kurulmuş. 1925’te ise Lo deresinin döküldüğü yer anlamına gelen Oslo adını almış. Tarihi boyunca sık sık yangın felaketi atlattığından tekrar tekrar inşa edilmiş. Şimdilerde doğal güzellikleri, düzgün şehir planı, müzeleri ve sanat aktiviteleri ile turistlerin ilgi odağı konumunda. Bu masalsı İskandinav kentinde mutlaka görmeniz gereken 10 yeri sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

1- Vigeland Heykel Parkı

Vigeland Heykel Parkı

Vigeland Heykel Parkı, Norveç’in başkenti Oslo’da mutlaka gezmeniz gereken yerlerden biri. Park ünlü sanatçı Gustav Vigeland’ın 1920-1943 yılları arasında yaptığı birbirinden güzel heykeller ile dolu👌 Bol oksijen alıp yürüyüş yaparken, nefis sanat eserlerini de inceleyebileceğiniz Vigeland Heykel Parkı, 24 saat açık ve girişi ücretsiz.

2- Opera Binası

Opera Binası

Mimar Snøhetta tarafından 2008’de inşa edilen Oslo Opera Binası, 38.500 metrekarelik dev bir yapı. 1999’da 350 proje arasından birinci seçilmiş ve 2000 yılında inşası başlamış. Norveç’te kültür-sanat faaliyetleri için inşa edilmiş en büyük bina konumunda. Oslo Fiyordu’nun kıyısında yer alan opera binası, tasarımı ile adeta bir buzul parçasını andırıyor. 3 farklı sahnenin yer aldığı binada muhteşem performanslar sergileniyor. Bina aynı zamanda çeşitli sanat sergilerine de ev sahipliği yapıyor. Eğer saat 12.00’da giderseniz rehberli turla da gezebilirsiniz. Giriş ücreti 120 Norveç Kronu ( 225,84 TL)

3- Viking Gemi Müzesi

Vikingler tarafından cenazeler için kullanılan gemiler

Şimdi önereceğim yer Viking tarihi ve kültürüne meraklı kişiler için biçilmiş kaftan. Vikingskipshuset yani Viking Gemi Müzesi Norveç Halk Müzesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor. Müzede Vikinglerin cenaze törenleri için kullanılan Oseberg Gemisi ve gemi birlikte gömülen silahlar, mücevherler vs eserler sergileniyor. Hafta içi her gün açık olan müzeyi saat 09.00-18.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücreti 100 Norveç Kronu ( 188.20 TL)

4- Kraliyet Sarayı

173 odalı Oslo Kraliyet Sarayı

Oslo’da mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer olan saray, Slottparken içerisinde yer alıyor. Yapımına Karl Johan’ın iktidarı döneminde 1825 yılında başlanmış. Lakin kral sarayının tamamlandığını göremeden vefat etmiş Sarayın inşası kralının ölümünden 5 sene sonra (1849) III.Charles döneminde tamamlanmış.

Kraliyet sarayının 173 odası bulunuyor. Yani oldukça büyük. Yalnızca yaz aylarında ziyarete açılıyor.Sarayı gezmek isterseniz, rehberli turlara katılmanız gerekiyor. Rehberli turlar yaklaşık 1 saat sürüyor. Turda, kralın suiti, kabine salonu gibi önemli yerleri gezebilirsiniz. Ziyaret saatleri hafta içi her gün 10.00-17.00. Giriş ücreti 135 Norveç Kronu ( 254 TL)

5- Akershus Kalesi

Tüm ihtişamı ile Akershus Kalesi

Eğer Ortaçağ yapılarını gezmekten hoşlanıyorsanız, Oslo’da mutlaka görmeniz gereken ilk yer Akershus Kalesi. Kale 1299 yılında, kral 5.Haakon’un emriyle,Sarpsborglu Earl Alv Erlingsson’un saldırılarına karşı inşa edilmiş. Kale savunma işlevinin yanı sıra , kraliyet ikametgahı ve hapishane olarak da hizmet vermiş. Günümüzde Norveç Silahlı Kuvvetler ve Norveç’in direnişi müzelerine ev sahipliği yapıyor. Kalede rehberli turlar eşliğinde müzeleri gezebilir ve 1940-45 arasındaki Nazi işgal dönemi hakkında da bilgi edinebilirsniz. Gezinizden sonra nefis bir Oslo manzarası izlemek bütün yorgunluğunuzu atacaktır 🙂 Kaleyi yaz döneminde her gün 10.00-16.00, kış döneminde ise 12.00-17.00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Giriş ücreti yetişkinler için 70 Kron (131.74 TL) öğrenciler için 50 Kron( 94.10) ve çocuklar için 30 Kron ( 56.46 TL).

6- Oslo Katedrali

Kentin ana dini yapısı olan Oslo Katedrali

Şehrin simgelerinden olan katedral, 1697 yılında inşa edilmiş. Bugünkü katedral aslında üçüncü katedral, 12.yüzyılda kral 1.Sigurd tarafından inşa edilen birinci katedral (Hallvards)ve 1639’da inşa edilen ikinci katedral ( Hellig Trefoldighet) yangın felaketi sonucunda yok olmuş. Katedral dini törenlerin yanı sıra halka açık etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Yapıya görkemli haline getiren unsur ise 1.maddede bahsettiğim parka da adını veren, sanatçı Emanuel Vigeland’ın yaptığı vitraylar. Katedrali haftaiçi her gün saat 10.00-16.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

7- Karl Johans Caddesi

Şehrin kalbi olan Karl Johans Caddesi

Caddeyi Oslo’nun kalbinin attığı yer olarak tanımlasam yanılmış olmam. Peyzajı ile huzur verici bir havası olan cadde, Merkez İstasyonu’ndan başlayıp Kraliyet Sarayı’na kadar uzanıyor. Konumu itibariyle şehrin önemli alışveriş mekanlarına yakın. Cadde üzerinde pek çok keyifli kafe,bar ve restoran yer alıyor. Tarihi yapıları ziyaret edip alışverişinizi yaptıktan sonra, cadde üzerindeki mekanlarda yorgunluğunuzu atabilir veya gece eğlenmek için tercih edebilirsiniz.

8- Munch Müzesi

Müzede ünlü ressamın bağışladığı 30 bin eser sergileniyor

Edward Münch özellikle ”Çığlık” isimli tablosuyla bilinen Norveçli eskpresyonist bir ressam. Ekspresyonizm doğanın olduğu gibi tasviri yerine, duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı sanat akımı. Ünlü ressam eserlerinde genelde karamsar ve içe kapanık ruh halini işlese de, son dönem eserlerine yaşama sevinci hakim olmuş.Ünlü Ressamın eserleri, 1963’te şehir sinemasının gelirleriyle açılan Münch Museet’de sergileniyor. Münch müzeye 30 binden fazla eser bağışlamış. Müzede ayrıca, Norveç sanatının diğer önemli isimlerine ait eserlerine ait geçici sergiler de açılıyor. Müzeye hafta içi her gün 10.00-17.00 arasında ziyaret edebilirisiniz. Giriş ücreti 120 Kron ( 225.84 TL).

9- Damstredet& Telthusbakken

Damstredet ve Telthusbakken’de yürürken nostaljik bir yolculuk yapıyorsunuz

Eğer Oslo’nun eski halini merak ediyorsanız, rotanızı Damstredet ve Telthusbakken’e çevirmelisiniz. Her iki sokak da ahşap evleri ve Arnavut kaldırımları ile ziyaretçilere nostaljik bir atmosfer sunuyor. 18 ve 19.yüzyıllardan kalma doku çok iyi korunmuş. Sokaklar şehir merkezine oldukça yakın. Harika manzaraların tadına varmak, ahşap evler ve bahçelerin arasından geçmişe yolculuk etmek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.

10- Universitetsplassen

Antik Yunan tapınaklarını andıran Oslo Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Oslo’da görmenizi tavsiye ettiğim son yer Universitetsplassen, yani üniversite meydanı. Oslo Üniversitesi Hukuk Fakültesi binalarının çevrelediği meydan, şehir merkezinde yer alıyor. Daha önce şehrin kaldi olarak tsanımladığım Karl Johans Caddesi’nin komşu da diyebiliriz. Geniş meydanları seviyorsanız, gezinizde buraya da mutlaka vakit ayırın. Antik Yunan tapınaklarını andıran üniverste binaları oldukça etkileyici.

Norveç hakkındaki ilginç bilgileri derlediğim şu yazı da ilginizi çekebilir. https://newloggers.com/2022/11/13/norvec-hakkinda-10-ilginc-bilgi/

Özlem Tunca Esirgenç’in sevimli oğlu Yakup Can ile keşifler yaptığı Dünyayı Geziyorum programının Oslo bölümüne de bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/watch?v=G6QGwLWTvOg

Genel, MEKAN

TEKİRDAĞ’DA BİR MİMAR SİNAN ESERİ: RÜSTEM PAŞA CAMİİ

Tekirdağ Rüstem Paşa Camii

Mimar Sinan, hemen hemen bütün Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında, keskin aklıyla zamanının teknolojisinin ötesine geçerek muhteşem eserler inşa etmiş kıymetli bir üstat. Bu yazıda konumuz,Koca Sinan‘ın değerli eserlerinden ,Tekirdağ/Süleymanpaşa’daki Rüstem Paşa Camii ve büyük ustanın hikayesi olacak. Keyifli okumalar.

Mimar Sinan

Mimar Sinan

Erken Dönem Hayatı

Rüstem Paşa Camii’ni konuşmadan önce yapıyı inşa eden Koca Sinan’ı yakından tanıyalım. Nam-ı diyar Koca Sinan 1488 yılında Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nde dünyaya gelmiş. Etnik kökenine dair değişik görüşler mevcut. Ermeni veya Ortodoks mezhebini benimsemiş Karaman Türklerinden olabileceği belirtiliyor. Osmanlı’da devşirilen çocukların Türk dili ve geleneğini öğrenmeleri ve İslam’ı tanımaları için müslüman Türk bir ailenin yanına verilirmiş. Sinan’ın bu şekilde bir ailenin yanına verildiğine dair bir kayıt bulunmuyor. Yine erken yaşlarından itibaren şiir yazarmış. Ailesiyle yazışmaları ve eldeki belgeler ışığında Kayseri-Ağırnaslı olduğu kesin olarak söylenebiliyor. Etnik kökeni tam olarak bilinmese de kendi yazdığı Tezkiretü’l Bünyan eserinde kendisinin devşirildiğini yazmış. Devşirildiği yaş belli değil. 15 veya 22 gibi oldukça geç bir yaşta İstanbul’a geldiği kaynaklarda geçiyor.

Mimarbaşı Olma Süreci

Sinan, Acemi Oğlanlar Ocağı’nda yetiştikten sonra Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran ve Mısır Seferlerinde görev almış. Buralarda İslam mimarisine ait değişik eserleri inceleyerek görgüsünü arttırmış. Ardından yeniçeri olarak Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad ve Rodos fetihlerine de katılmış. 1526’daki Mohaç Seferi’nde gösterdiği yararlılıklardan dolayı Acemioğlanlar Yayabaşısı( bölük komutanı) rütbesini almış. Daha sonraki yıllarda Zemberekçibaşı (bir çeşit ok kullanan yeniçeri ortasının komutanı) ve Başteknisyen olmuş. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1533’teki İran Seferi’nde Van Gölü’nün karşı kıyısına geçilmesi için 2 haftada 3 kadırga inşa edip hazırlayarak takdir toplamış. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferi’nde Prut Nehri’ni geçmek için bir köprü inşa etmiş. Bu başarısıyla Sadrazam Damat Lütfi Paşa’nın emriyle Başmimar olmuş. O günden ölümüne kadar bütün imparatorluk coğrafyasında camii, han, çeşme, kervansaray.köprü, imarethane, darüşşifa,hamam vs olmak üzere 375 civarı eser vermiş.

En Önemli Eserleri

Bilinen ilk eseri İstanbul Eyüp’teki Ayas Paşa Türbesi, son eseri ise Ayvansaray’daki Kazasker İvaz Efendi Camii. En meşhur eserleri ise; çıraklık eserim dediği Kanuni’nin genç yaşta vefat eden oğlu şehzade Mehmet için yaptığı Şehzadebaşı Camii, kalfalık eserim dediği Kanuni için inşa ettiği Süleymaniye Camii ve ustalık eserim dediği Kanuni’nin oğlu 2.Selim için inşa ettiği Selimiye Camii. Birçok eşşiz eser inşa eden ve ismini yüzyıllar ötesine taşıyan Koca Sinan, 1588 yılında (98-100 yaş civarı) hayata gözlerini yummuş ve Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı türbeye defnedilmiş. İşte bu büyük üstadın yaşam öyküsü özetle bu şekilde.

Rüstem Paşa

Muhteşem Yüzyıl dizisinde Ozan Güven’in canlandırdığı Rüstem Paşa

Rüstem Paşa Camii’nin teknik detaylarına değinmeden önce, camiiyi yaptıran Damat Rüstem Paşa’dan da biraz bahsedelim.

Erken Dönem Hayatı

Rüstem Paşa, yaklaşık 1500 yılında Hırvat asıllı  bir ailenin çocuğuymuş. Saraybosna civarında olan ya Butmir veya Sarajevsko Polje adlı bir köyde dünyaya gelmiş. Üsküdar Mihrimah Sultan Camii haziresinde yatan akrabalarının mezar taşlarında, aile adı Cigaliç olarak geçiyor. Babasının ismi kayıtlarda Abdürrahim,Abdülhamid yahut Mustafa olarak yer alıyor. Sinan (Kaptan-ı Derya Sinan Paşa) ve Nefise adlı iki kardeşi olduğu belirtiliyor.

Devlet Kademesinde Yükselişi

Genç yaşta İstanbul’a getirilip devşirilen Rüstem Paşa’nın Acemi Oğlanlar Ocağı’na ne zaman alındığı bilinmiyor. Burada sivrildikten sonra içoğlanı olarak Topkapı Sarayı’na gitmiş. Enderun’da eğitim görüp yetiştikten sonra rikâb ağası ( sefer ve törenlerde padişahın atının yularından tutan, bakımını yapan görevli) olarak çıkmış. 1526’daki Mohaç Meydan Savaşı’na Silahdar Ağa( padişahın ve sarayın bütün silahlarının bakımından sorumlu olan görevli) olarak katılmış. Gösterdiği yararlılıklardan dolayı Sultan Süleyman tarafından Mirahur ( Has Ahırların başı) rütbesini elde etmiş. Zamanla sivirilerek Diyarbakır ve Anadolu Beylerbeyi’ne yükselmiş. 1539’da Şehzadeler Beyazıt ve Caihangir’in sünnet töreninde, Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan ile evlenerek padişaha damat olmuş.

Paşa Neden Sevilmiyordu ?

Rüstem Paşa’nın Mihrimah Sultan ile evliliği mevzu bahis olunca, yükselmesini önlemek isteyen rakipleri hakkında cüzzamlı dedikodusu çıkarmışlar. Bunun üzerine Kanuni durumu araştırmak üzere saray hekimlerinden Mehmet Halife’yi Diyarbakır’a göndermiş. Hekim, paşa hamamda yıkanırken soğuklukta gömleğini kontrol etmiş ve bit bulmuş.O zamanın tıp bilgisiyle cüzzamlı insanda bit bulunmayacağı yönündeymiş. Böylece paşanın cüzzamlı olmadığı belli olmuş ve sultanla evlenebilmiş. Yalnız bu kez de adı bitli paşaya çıkmış 🙂 Rüstem Paşa önemli bir devlet adamı ve Bosna’dan Diyarbakır’a kadar pek çok eser yaptırmış biriymiş. Lakin Hürrem Sultan ile işbirliği yapıp Şehzade Mustafa’nın katline sebep olduğu düşüncesiyle halk tarafından pek sevilmezmiş. Yine döneminde rüşveti yaygınlaştırdığı ve devlet arazilerini özel mülke çevirip vakıf olarak çocuklarına bırakmakla suçlanmış. En nihayetinde vücutta aşırı şekilde ödem toplamış ve İstiska hastalığından 1561’de vefat etmiş. Türbesi Şehzadebaşı Camii’nin avlusundaki hazireye yer alıyor.

Tekirdağ Rüstem Paşa Camii

Tekirdağ Rüstem Paşa Camii

Mimari Özellikleri

Camii eskiden hamam, medrese, camii,imaret, bedesten kervansaray ve kütüphaneden oluşan bir külliyenin parçası olan . İnşası 1553 yılında bitmiş. Günümüzde külliyeden geriye sadece camii, bedesten ve hamamın bir bölümü kalmış vaziyette.

Rüstem Paşa Camii minaresİ

Kare planlı olan ve düzgün kesme taştan inşa edilen camiinin üzeri tek bir kubbeyle örtülü. Kuzeybatı ucunda 34 metre uzunluğunda yine kesme taştan tek şerefeli bir minaresi var. Keza o dönemde sadece padişahlar 4 minareli camii inşa ettirebiliyormuş. Padişahın ailesi iki minareli, devlet adamları tek minareli camii inşa etme hakkına sahipmiş. Yapının hamisi Rüstem Paşa da devlet adamı olduğu için, tek minareli cami yaptırmış.

Yapıya, mihrap ekseninde yer alan ve yanlarında çokgen nişleri bulunan mukarnaslı, dikdörtgen bordürlü bir taçkapı ile giriliyor. Kapının sedef ve fildişi kakmalarla süslü ahşap kanatları oldukça etkileyici. Kapının her iki tarafında son cemaat yerine bakan dikdörtgen birer pencere var.

Rüstem Paşa Camii de diğer Sinan eserleri gibi ferah ve aydınlık

Dekorasyon Detayları

Süsleme açısından oldukça zengin olan Rüstem Paşa Camii diğer Sinan eserleri gibi son derece aydınlık ve ferah. Kubbenin kenarlarında ve göbeğinde barok tarzda çiçek ve çelenk motifli alçı kabartmalar yer alıyor. Bu süslemelerin Sultan Abdülmecid dönemindeki restorasyona ait.Orjinal süslemeler zaman içerisinde yok olmuş. Caminin minberi sade bir üslupla mermerden yapılmış. Aynalık ve korkuluklarında süsleme için geometrik motifler kullanılmış. Avluda yer alan beşgen çatılı şadırvan,1841 yılında Sultan Abdülmecid restorasyonları sırasında . Camiinin son cemaat yerinde Mimar Sinan’ın yapılarında imza olarak bıraktığı vav harfleri görmek mümkün.

Camiinin içindeki süsleme ve kalem işleri Sultan Abdülmecid dönemi restorasyonlarından kalma

Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan’ın eserlerine meraklı her sanatseverin ziyaret etmesi gereken bir yapı. Gezinizden sonra, bedestendeki mekanımız olan Çağlar Büfe’ye uğramalısınız. Ihlamur ağaçlarının gölgesi ve serinliği altında, çay-kahve limonata ve nefis tostlarımız ile bekleriz;) Şimdilik hoşçakalın 🙂

Kaynak :Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddelerinden faydalandım.

Camii’yi anlattığım vlogun linkini buraya bırakıyorum https://www.youtube.com/watch?v=DmPbaizA5MY&t=307s

Önemli Sinan eserlerini tanıttığım, Süleymaniye-Şehzadabaşı Gezi Rehberi’ni de mutlaka bir göz atın https://newloggers.com/2019/05/29/istanbul-kesif-rotalari-3-suleymaniye-vefa-kapalicarsi-gezi-rehberi/

English, Genel, MEKAN, İstanbul

TASTE STOPS OF İSTANBUL-1

Taste Stops of İstanbul 

İstanbul hosts hundreds of thousands of local and foreign tourists every year. Personally, it is my favorite city to live and visit since my childhood. İstanbul has many details waiting to be discovered. So, you need to visit it again and again. While discovering this beautiful city that smells of history, discovering its taste stops is a must. Or your discovery is incomplete. I made a list for you so that you can discover these unique tastes. İf you’re ready, then let’s start 🙂

Hocapaşa Pidecisi

Hocapaşa Pidecisi
Hocapaşa Pidecisi

Our first stop is Hocapaşa Pidecisi (pita restaurant), located in the Historical Hocapaşa Bazaar. İf you want to take a pita feast accompanied by Eminönü’s unique atmosphere that drags people into the depths of history, you’re in the right place 🙂 The prices are a bit expensive, it is worth the pleasure. The menu is quite varied and the pitas are also in full consistency. Prices changes between 14-25 Turkish Lira. I especially recommend the bacon-crusted pita here.

Address : Hocapaşa Mahallesi, Hocapaşa Sokak, No 11, Fatih, İstanbul

Meşhur Tahtakale Pilavcısı 

Meşhur Tahtakale Pilavcısı
Meşhur Tahtakale Pilavcısı

Our next stop is the famous Tahtakele Pilavcısı ( pilaf restaurant). Well, you made your shopping in Tahtakale and you’re tired. You need energy, and you’re hungry. You also wanna eat delicious food at a reasonable price. Then go directly to Tahtakale Pilavcısı. Do not waste your time 🙂 The prices are reasonable. The portion of plain rice 3 TL and the portion of chicken rice is 4 TL. I highly recommend the chicken rice. Add some black pepper and make it more delicious 😉

Address: Rüstem Paşa Mahallesi, Cömerttürk Sokak, No 2/A, Fatih, İstanbul

Dürümcü Raif Usta

Dürümcü Raif Usta
Dürümcü Raif Usta

Our current stop is tailor-made for lovers of wraps 🙂 Dürümcü ( wrap chef) Raif Usta( chef), who makes a difference with his delicious wraps, is the best wrap chef in İstanbul for me. İt is a nice place next to Mahmut Paşa Mosque. The chicken shish served in pita bread is really delicious. The price is 12 TL. I definitely say not to miss it 😉

Address: Molla Fenari Mahallesi, Vezirhanı Caddesi, No 65/A, Fatih, İstanbul

Meşhur Dönerci Hacı Osman

Meşhur Dönerci Hacı Osman
Meşhur Dönerci Hacı Osman

Our current stop is Meşhur( famous) Dönerci( döner kebab chef), Hacı Osman. İt is a very nice and charming place right next to the campus of İstanbul University. I can say that I ate the best doner kebab in Istanbul here. Prices are moderate. Half a loaf of bread doner is 8 TL.

Address: Mercan Mahallesi, Fuatpaşa Caddesi, No 16/A, Fatih, İstanbul

Hacı Şerif

Hacı Şerif
Hacı Şerif

Now, it’s time to enjoy the dessert 🙂 İf you want to crown your tour of the historical peninsula with an exquisite dessert pleasure, don’t pass by Hacı Şerif, which is famous for its light but delicious ice creamed semolina halva. The prices are cheap. Only 4.5-5 TL. You won’t surely regret to try 😉

Address: Hobyar Mahallesi, Yeni Cami Caddesi, No 19, Fatih, İstanbul

Hafız Mustafa

Hafız Mustafa
Hafız Mustafa

The second place I could recommend for dessert pleasure is Hafız Mustafa. İt has lots of branches in İstanbul. This one is located in Sirkeci. İt has its own stylish and quality. Halep ( Aleppo) Burma Kadayıf (a shredded wheat dessert with pistachio filling )is quite delicious. Plenty of pistachios used. The ingredients are not stolen by the chef 🙂 Sherbet is not too rich. The price is 14 TL. I say don’t miss this unique taste 😉

Address: Hobyar Mahallesi, Hamidiye Caddesi, No 20/C, Fatih, İstanbul

Kahve Dünyası

Kahve Dünyası
Kahve Dünyası

We traveled around the historical peninsula. We tasted delicious food and desserts. Now, it’s time to enjoy coffee and dive into a conversation. For that,  I will recommend two places. Our first stop is Kahve Dünyası. Whenever I have coffee here, I feel like enjoying coffee in a stylish cafe in London and Paris. The vanilla flavored latte is delicious. You should definitely try it 🙂

Address: Molla Fenari Mahallesi, Nur-u Osmaniye Caddesi, No 47, Fatih, İstanbul

Coffeetopia 

Coffeetopia
Coffeetopia

Our second stop for coffee pleasure is the award-winner Coffeetopia. it is ideal for enjoying coffee with its peaceful location. I recommend it’s gummy Turkish coffee. You can also try the lemon cheesecake here.

Address: Hobyar Mahallesi, Arpacılar Caddesi, No 8, Fatih, İstanbul.





In order to discover Hagia Sophia Mosque ,which could be the most interesting step of your journey, click the link and let’s reveal the Its secrets together 😉 https://newloggers.com/2020/02/24/the-secret-symbols-of-hagia-sophia/


		
Genel, MEKAN

10 SORUDA İSTANBUL SURLARI

 

Fetih Efsaneleri
İstanbul Surları

İstanbul Surları şehrin yegane sembollerinden olan, yüzlerce yıldır dimdik ayakta duran, onlarca savaş görmüş ve tarihe tanıklık etmiş eşsiz bir kompleks. Günümüzde bazı kısımları yıkık ve bakımsız kalmış olsa da, hala tüm ihtişamıyla şehrin etrafında yükseliyor. Bu yazımda İstanbul surlarını 10 soruda sizler için  inceledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “10 SORUDA İSTANBUL SURLARI”

Genel, KEŞİF, MEKAN

İSTANBUL KEŞİF ROTALARI-1:FENER-BALAT-CİBALİ GEZİ REHBERİ

Fener-Balat-Cibali Gezi Rehberi
Fener-Balat-Cibali Gezi Rehberi

 Fener-Balat-Cibali Gezi Rehberi

İstanbul 3 imparatorluğa başkentlik yapmış, tarihi binlerce yıla uzanan eşşiz bir kent. İstanbul’u eşşiz yapan sadece kültürel mirası değil, şehir dünyada iki kıtada birden yer alan ve ortasından deniz geçen tek şehir ünvanını da taşıyor.

  Şehrin her sokağı her köşesi tabiri caiz ise tarih kokuyor. Keşfedilmeyi bekleyen binlerce detay ile dolu. Üstelik bu detayları keşfetmek için olağanüstü çaba sarf etmenize de gerek yok. Yürürken başınızı kaldırmanız yeterli. Muhakkak entresan bir sürpriz sizi bekliyor olacak:)

 İstanbul’u rotalara ayırarak keşfedeceğimiz yeni bir gezi rehberine başlıyoruz. Bu bağlamda ilk rotamız, son yıllarda turistlerin ilgi odağı olan Fener-Balat-Cibali semtleri olacak.Öyleyse Fener-Balat-Cibali Gezi Rehberi ile şehirlerin kraliçesini keşfetmeye başlayalım;)

Okumaya devam et “İSTANBUL KEŞİF ROTALARI-1:FENER-BALAT-CİBALİ GEZİ REHBERİ”

KEŞİF, MEKAN

KADIKÖY LEZZET DURAKLARI

b7aced1e4cab5b0ed485924da0c1f273_featured_v2

 Kadıköy İstanbul’un Anadolu Yakasında yer alan ve geçmişten günümüze kadar şehrin kalbi olan çok özel bir semt. Kuruluşu MÖ.675 yılına kadar uzanıyor. Ticaret becerisiyle ün salmış Fenikeliler şimdiki Moda Burnu ile Yoğurtçu Parkı arasında Khalkedon adı altında bir yerleşim yeri kurmuş. Khalkedon Apollon Tapınağı ile meşhur. Daha sonra Ms. 451 yılında Hrıstiyanlık ve İncil tartışmalarının da ev sahipliğini yapmış. MÖ 685 yılında Sarayburnu‘na yerleşen ve şehrin kuruluş efsanelerinde yerini alan Byzas, buranın güzelliğine hayran kalmış ve Kadıköy’e dönerek ‘ Böyle güzel bir yer dururken, buraya yerleşenler olsa olsa körlerdir’ demiş. Bu yüzden Kadıköy Körler Ülkesi olarak ta biliniyor. Semt Kadıköy adını ise fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından burada görevlendirilen,Nasrettin Hoca’nın kızının torunu olan ilk İstanbul kadısı  Celalzade Hızır Bey’den almış.

 Kadıköy günümüz İstanbul’unun en güzide semtlerinden biri . Bir çok enfes lezzzet durağına da ev sahipliğini yapıyor. Körler Ülkesi’ni adım adım keşfederken bu lezzet duraklarını da atlamak olmaz tabi:) Kadıköy’deki gezilerim ve yaşadığım 2 yıl boyunca sık sık ziyaret ettiğim lezzet duraklarını, Kadıköy Lezzet Durakları başlığı altında sizler için derledim. Keyifli okumalar:)

Okumaya devam et “KADIKÖY LEZZET DURAKLARI”

Genel, gezi, MEKAN

AVRUPA’DA MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 ŞEHİR SİMGESİ

 Avrupa şehirleri birbirinden güzel mimari yapı ve anıtlar ile dolu. Bu yapılar zaman içerisinde bulundukları şehirler ile özdeşleşiyor ve şehrin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.  Bu sebebten ötürü bu yapıları şehir simgeleri olarak tanımlıyoruz. Şehir simgeleri bir şehrin hatta bir ülkenin tanıtımı için oldukça önemli. Öyle ki gezginler sadece bu simgeleri görebilmek için bir şehri ziyaret edebiliyor.

 

Bu yazımda  tamam ben Avrupa’yı gezdim demek için mutlaka görülmesi gereken 10 Avrupa şehir simgesini sizler için derledim. Keyifli okumalar 😉

Okumaya devam et “AVRUPA’DA MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 ŞEHİR SİMGESİ”
Genel, MEKAN

Tarihi Yarımada’nın Lezzet Durakları :)

 0ac039d89671e03c027fc9ad4dd554c1_1474978915

 Suriçi İstanbul  bir diğer adı ile tarihi yarımada Haliç,Marmara Denizi ve Boğaz ile çevrili olan ve İstanbul’ın en eski yerleşim bölgesine verilen ad. Bölgede hem Bizans hem de Osmanlı Devleti’nden kalan pek çok önemli eser yer alıyor. Her yıl yüzbinlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. Şahsen benim de çocukluğumdan beri süregelen tarih merakımdan ötürü İstanbul’un en sevdiğim bölgesi.  İstanbul’un buram buram tarih kokan bu güzel bölgesini keşfederken, bünyesinde bulundurduğu  lezzet duraklarını keşfetmeden de olmaz. Yoksa keşfiniz eksik ve boynu bükük kalır doğrusu:) Bölgede yaptığım onlarca gezi esnasında keşfettiğim, lezzet durakları deyince akla ilk gelen adresleri siz değerli seyahat severler için derledim . Eşşiz lezzetleri keşfetmeye hazırsanız buyrun başlayalım efendim 🙂

Okumaya devam et “Tarihi Yarımada’nın Lezzet Durakları :)”