gezi, KEŞİF

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkan Coğrafyası son yıllarda yakınlığı, dil probleminin çok az olması, bu ekonomik şartlara rağmen ucuzluğu ve konaklama kalitesiyle, Türk turistler tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor. Bu yazımda, Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser ile gezilerinize gönüllü rehberlik etmek istedim. Keyifli keşifler 😉

Devamını oku: Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

1- Taş Köprü

Üsküp’ün Simgesi Taş Köprü

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken ilk eser Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün simgesi Taş Köprü. Köprü 1451-1469 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. Zaman içerisinde depremlerden hasar gören yapı, 1905 yılında Sultan 2.Abdülhamid döneminde restore edilmiş. 1944’te Naziler tarafından patlayıcı yerleştirilen tarihi köprü, şehrin kurtarılması ile birlikte bu bombaların hasarından korunmuş. Günümüzde sadece yayaların kullanımına açık olan köprü, şehrin eski ve yeni bölgelerini birbirine bağlayan köprülerden sadece biri. Şehirde hem gece hem de gündüz fotoğraflanması gereken muhteşem bir yapı.

2- Alaca(Kalkandelen Camii)

Balkanların en rengarenk ve etkileyici yapılarından Alaca Camii

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken bir diğer eser, Tetova (Kalkandelen) şehrindeki Alaca Camii. Muhteşem süslemeleriyle dikkat çeken camii, 1438 yılında, iki kız kardeş Hurşide ve Mensure hanımların bağışlarıyla yapılmış. Zaman içerisinde yıpranınca, Abdurrahman Paşa tarafından restore ettirilmiş. Süslemeleri oldukça etkileyici. Genel mimari üslup olan seramik süslemeler yerine, çiçek motifleri tercih edilmiş. Bu canlı süslemeleri hazırlamak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmış.Süslemelerin içinde Mekke tasviri ve Hz.Muhammed’in türbesi de görülüyor. Camiinin bir diğer farklılığı ise, kubbe örtülü bir çatısının olmaması. Bahçesinde rengarenk çiçeklerin yanı sıra, yapının banileri Hurşide ve Mensure hanımların türbeleri yer alıyor.

3-Mostar Köprüsü

Tüm Balkanların belki de en meşhur yapısı olan Mostar Köprüsü

Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerde şimdiki durağımız, coğrafyanın belki de en meşhur yapısı olan Bosna Hersek’teki Mostar Köprüsü. Neretva Nehri üzerinde yer alan köprüyü 1566 yılında Mimar Hayrettin yapmış.1993’teki savaşa kadar 427 yıl kullanılmış. Restore edilen köprü 20004’te tekrar hizmete açılmış ve 2005’te de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Günümüzde köprünün doğusunda Müslüman, batısında ise Hırvat nüfus yaşıyor. Eskiden bir kızı isteyen gençler, cesaretlerini kanıtlamak için köprüden korkmadan atlarlarmış. Bugün de atlıyorlar ama kız istemek için değil,bir miktar Euro karşılığında 🙂

4- Belgrad Kalesi

Belgrad Kalesi Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip

Listemizde şimdiki durağımız, tarihte Osmanlı’yı bir hayli uğraştıran Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki Belgrad Kalesi. Kale ilk olarak mö 85 yılında Romalılar tarafından yapılmaya başlanmış. Daha sonra şehirde hakimiyet kuran  Sırp Krallığı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından kaleye eklemeler yapılmış. Kale Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456 yılında kuşatılsa da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521’de ele geçirilebilmiş ve 1878 Berlin Antlaşmasına kadar 357 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Kalede Türk izlerini hala görmek mümkün. Bunlardan ilki Stambol yani İstanbul Kapısı.

Belgrad Kalesinin içerisinde Osmanlı’dan kalma savaş malzemelerinin de sergilendiği bir müze mevcut.

Bir diğeri ise Damat Alipaşa Türbesi. Ali paşa 1716’daki  Avusturya-Macaristan ordusuna karşı yapılan PetroVaradin savaşında şehit düştükten sonra buraya defnediliyor. Türbede ayrıca Çeşmeli Hasan Paşa  ve Tepedelenli Selim Paşa’nın da naaşları yer alıyor. Kaledeki diğer br Türk eseri ise Paşa Konağı. Belgrad’ı yöneten Osmanlı Paşaları burada ikamet ettiğinden dolayı konak paşa konağı adını almış. Kalenin içinde bir de askeri müze yer alıyor. Müzenin girişinde açıkhavada 2.Dünya Savaşı’ndan kalma çok sayıda tank ve top sergileniyor. Müzede ise pek çok askeri eşya, zırh ve silahlar meraklısı için görülmeyi bekliyor. Bunların arasında Osmanlı Devleti ile yapılan savaşlardan ele geçirilen askeri eşya ve silahları da görmek mümkün. Kalenin üstünde yer aldığı tepe muhteşem Tuna ve Sava Nehirleri manzarasıyla, Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerden.

5- Alexander Nevsky Katedrali

Sofya'daki Alexander Nevsky Katedrali
Bulgaristan’ın milli sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken yapılardan biri de, Bulgaristan ve başkent Sofya’nın sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali.Sofya’nın ve Bulgaristan’ın sembolü olan Alexander Nevski Katedrali. Katedral 1904-1912 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğundan ayrılışının bir simgesi olarak inşa edilmiş.3000 metrekarelik bir alan üzerine Neo Bizans stilinde inşa edilen yapının projesinde, 40 kadar mimar görev almış. Kilise Bulgar halkı için bir ibadethaneden çok milli bir simge konumunda.

6- Beyaz Kule

Selanik’in simgesi olan kule Osmanlı zamanında,muhtemelen Sultan 2.Murat döneminde yapılmış

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken bir diğer eser Yunanistan’ın Selanik şehrindeki Beyaz Kule. Kule Sultan 2.Murad’ın şehri fethetmesinden sonra,eski Bizans kulesinin yerine inşa edilmiş. Bazı kaynaklar kulenin Kanuni zamanında yapıldığını ve Mimar Sinan tarafından tasarlandığını söylüyor. Zamanında savunma kulesi ve hapishane olarak kullanılmış. 1826’daki yeniçerilerin ortadan kaldırılması esnasında, buraki yeniçeriler bir hayli işkence görmüş ve katledilmiş. Kule bu yüzden kanlı kule olarak da biliniyor. 1912’de Yunanlar Balkan Savaşları sonucunda şehri tekrar ele geçirmek için kuleyi beyaza boyamışlar. İsmi buradan geliyor. Günümüzde müze olarak kullanılıyor. Terasından muhteşem bir şehir manzarası izleyebilirsiniz.

7- Sultan Murat Türbesi

Savaşta meydanında şehit düşen tek Osmanlı padişahı olan Sultan I.Murad’ın iç organları Kosova Piriştine’deki savaş alanına defnedilmiş ve üstüne türbe yapılmış

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken 7 eser listesinde son durağımız,Kosova Priştine’deki Sultan Murat Türbesi. Osmanlı Devleti’nin 3. padişahı Sultan 1.Murat Hüdavendigar, 1389’daki Kosova Savaşı’nda Sırplara karşı zafer kazandıktan sonra savaş alanını geziyormuş. O esnada Sırp asilzadelerinden , despotun damadı Miloş Obilic müslüman olacağını ve önemli bilgiler vereceğini söyleyerek sultana yaklaşmış. Biraz konuştuktan sonra aniden sakladığı hançerle sultanı ağır yaralamış. Obilic orada paramparça edildikten sonra Sultan Murat hemen tedaviye alınmış. Lakin yara çok ağır olduğu için kurtarılamamış ve savaşta şehit düşen tek padişah olmuş. Orada vefat eden sultanın iç organları çıkarılıp şehit düştüğü yere gömülmüş ve üstüne bir türbe inşa edilmiş. Zaman içerisinde pek çok onarım geçirmiş. Türbenin sorumlusu Buhara Türkü bir aile. Günümüzde hala bu ailenin fertleri türbede görevli . Her yıl pek çok Türk,balkanlardaki tek padişah türbesi olan yapıyı ziyaret ediyor.

Avrupa’da vizesiz gidilebilecek şu yazıma da mutlaka bir göz atın 😉

https://newloggers.com/2017/12/28/avrupada-vizesiz-gidilebilecek-5-guzel-ulke/

Trt’de yayınlanan, dünyada Türkçe insanların şehirlerini anlattıkları programın bu bölümünde Üsküp anlatılmış. İlginizi çekebilir. https://www.youtube.com/watch?v=_I3KerjZ2ME

gezi, KEŞİF

İstanbul’daki En Güzel 10 Camii-2

İstanbul’un en güzel 10 camiisi

Merhaba. Mübarek Ramazan ayını yaşadığımız bu günlerde, şehirlerdeki kutsal mekanları ziyaret etmek oldukça önemli. İstanbul bu açıdan oldukça zengin bir kent. Geçtiğimiz senelerde İstanbul’daki en güzel 10 Camii listesi oluşturmuştum. Bu yazımda seriyi devam ettirmek istedim. Herkese keyifli okumalar ve hayırlı Ramazanlar.

1-Ayasofya Camii

Ayasofya Camii Üst Galerinin manzarası

Ayasofya Camii tüm ihtişamıyla İstanbul’un hatta dünyanın en güzel  yapılarından biri. İsmi  kutsal bilgelik anlamına geliyor. Fatih Sultan Mehmet’in kılıç hakkı ve Osmanlının Camii-i Kebir’i olan Ayasofya, kilise olarak inşa edilmiş. Günümüzdeki Ayasofya 3.Ayasofya aslında.İlk Ayasofya’nın inşasına 337 yılında İstanbul’u Roma’nın başkenti ilan eden ve Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden  imparator 1.Costantin tarafından başlanmış ve 360 yılında oğlu 2.Costantin döneminde tamamlanmış. Ahşap çatılı olan yapı bir isyan sırasında yanmış. İkinci Ayasofya 415 yılında İmparator Theodosius tarafından yaptırılmış. Lakin 532’deki Nika ayaklanması sırasında isyancılar tarafından yakılıp yıkılmış. Üçüncü Ayasofya ise İmparator Justinanus’un emriyle mimarlar Antemios ve İsadoros tarafından 537’de yapılmış.

Fotoğrafta gördüğünüz kalın minareler,Mimar Sinan tarafından kubbeyi desteklemek için yapılmış.

Fatih Sultan Mehmet’in önderliğindeki Osmanlı Ordusu 29 Mayıs 1453’te şehri fethedince, yapı camiiye dönüştürülmüş. Ayasofya Camii’nin 4 adet minaresi bulunuyor. Bunların tuğla renginde olanı Fatih, hemen arkasındaki oğlu 2.Beyazıt, sağındaki 2 kalın minare de 2.Selim döneminde yapılmış. Bu 2 kalın minare dış cephedeki fil ayakları, Mimar Sinan tarafından yapıyı koruma amacıyla yapılmış.Zira ilk inşasından beri sıkıntılı bir yapı olan Ayasofya Camii’nin kubbesi defalarca çökmüş. Bu sebepten, Osmanlı döneminde birkaç kez kapsamlı restorasyon geçirmiş.

Kubbede Nur Suresi’nin 35.Ayeti yer alıyor. Dev levhalarda ise Allah cc,Hz Muhammed, 4 halife ve peygmberimizin torunları Hasan ve Hüseyin’in isimleri yazıyor.

Camiinin içerisinde girdiğimizde ilk görmemiz gereken, Nur Suresi 35.Ayet’in işlendiği ihtişamlı kubbesi. Kubbenin yüksekliği 55.6 metre,çapı ise kuzey-güney yönünde 31,80,doğu-batı yönünde 30.86 metre.Kubbenin 4 yanında serafim melekleri yer alıyor. Meleklerden birinin yüzü Fossatti restorasyonları sırasında açılmış. Yine Apsis’te,( kilise döneminde doğu yönündeki ibadet alanı), bugün çekilen örtülerden dolayı görülmeyen Meryem Ana ve Çocuk İsa figürü var. Bu figürün sağında elinde dünya küresini tutan baş melek Cebrail as yer alıyor. Camiideki en etkileyici unsurlar ise Sultan Abdülmecid döneminde yapılan,Kazasker Mustafa İzzet’in yazdığı 7.5 metre çapındaki metal levhalar. Levhalarda Allah cc, Hz.Muhammed,4 halife ve peygamberimizin torunları Hasan-Hüseyin’in isimleri yer almakta. Görülmesi gereken diğer önemli öğeler ise Sultan 3.Murat’ın yaptırdığı minber ve müezzin mahfili, Sultan 3.Ahmet’in hünkar mahfili,mihrabın her iki yanında yer alıp Kanuni tarafından Macaristan’dan getirilen dev şamdanlar ve Sultan 1.Mahmut’un yaptırdığı kütüphanenin Ya Fettah şeklindeki enfes kapı tokmağı.

Ayasofya Camii anlat anlat bitmez.Birçok gizli sembolü de bünyesinde barındırıyor. Bunları anlattığım videoyu bu linke tıklayarak izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=rBYIjmswles

2-Yeni Camii

Yeni Camii Osmanlı hanedanının yaptığı son büyük camii

İstanbul’daki en güzel camiilerden bir diğeri Eminönü’nde yer alan Yeni Camii. Camii Osmanlı hanedanı tarafından yaptırılan son büyük camii olma özelliğini taşıyor. Yapımı 1597’de Sultan 3.Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle başlamış. Tamamlanması ise 1665’te Sultan 4.Mehmet döneminde annesi Hatice Turhan Sultan’ın çaba ve bağışlarıyla mümkün olmuş. Bu bağlamda Osmanlı’da yapımı en uzun süren camii ünvanını da kazanmış.İnşası hayli masraflı olup ek vergiler gerektirince, halk arasında Zulmiye olarak da anılmış.

Camiinin mimarları inşaya başlayan Mimar Davut Ağa ve tamamlayan Mimar Dalgıç Ahmet Ağa. Camiideki kubbe yüksekliği vurgusu oldukça önemli..Bu anlamda Mimar Sinan’ın Şehzadebaşı’nda ve Sedefkar Mehmet Ağa’nın Sultanahmet’te kullandığı kubbe yapıları esas alınmış. Fakat kubbeninin piramit tarzı yükselmesi kendine has bir özellik taşıyor. Üçer şerefeye sahip 2 minaresi olan camiinin kubbesi dışarıdan 36 m, içeriden 17.m yüksekliğinde. 4 yarım kubbe ile desteklenen ana kubbe 4 fil ayağı üzerine oturmuş. Çini işlerinin güzelliği ile ön plana çıkan camii, valide sultan türbesi, hünkar mahfili,çeşmesi sebili ve Mısır Çarşısı ile bir kompleks meydana getiriyor. İlk yapıldığı dönem lebi derya olsa da, zamanla denizin doldurulmasıyla biraz içerde kalmış.

3-Kalenderhane Camii

Kalenderhane Camii Fetihten sona camiiye dönüştürülen önemli yapılardan

Kalenderhane Camii 12. yüzyılda kilise olarak (Aziz Akateleptos Kilisesi) inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapı Komnenos hanedanı tarafından 12.yüzyılda yaptırılmış. Latin İstilasında İtalyanlara tahsis edilmiş. Bu esnada yan nefler yıkılmış, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.

Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tarafından tamir ettirilerek camiye çevrilmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmış. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restore edilmiş ve tekrar ibadete açılmış.

4- Gül Camii

Gül Camii’nin ismiyle alakalı 2 ayrı görüş var.

Gül Camii Bizans Imparatoru 1. Basileos tarafindan 9.yuzyilda kilise olarak inşa ettirilmiş. Ayasofya’daki Isa ikonasinin indirilmesini engellemeye çalışan Thedosia adlı bir kadın bu hareketinden dolayı öldürülmüş. Daha sonra azize ilan edilerek cesedinin kalıntıları bu kiliseye konmuş. O yüzden Hagia Thedosia Kilisesi olarak ta anılmış.İstanbul’un fethi esnasında şehirleri için dua eden Bizans halkı burada toplanarak bütün yapıyı gülle donatmiş. Yapıya giren Osmanlı askerleri bu manzara karşısında şaşkına dönmuş. İkinci bir iddia da halk burada Gül Baba adlı bir evliyanın yattığına inanması. Yapı 1489’da Sultan 2.Beyazıd döneminde camiye çevrilmiş ve adı Gül Camii olmuş.

5- Zeyrek Camii

Zeyrek Camii fetihten sonra kurulan ilk medreseye ev sahipliği yapmış

Zeyrek Camii. Yapı Bizans İmparatorluğu’nun en büyük manastırlarından olan Pantokrator Manastırıymış. İmparator 2.Ioannes Komnenos’un eşi İmparatoriçe Eirene tarafından 1136 yılında yaptırılmış. İstanbul’un Fethinden sonra yapı Camii’ye çevrilmiş Adını bünyesinde kurulan medresede görev yapan ilk muderris (öğretmen ) Molla Zeyrek Mehmet Efendi’den almış.Camii’nin hemen yakınında bir de sarnıç bulunuyor. Efsaneye göre bu sarnıçta cadılar yaşar ve her gece şehirde dolaşıp korku salarlarmış. Ayrıca camii yakınlarında yıllardır açıklanamayan çığlık sesleri duyuluyor.

Zeyrek Camii’nin bugün park olan arazisi geçmişte ahır olarak kullanılıyormuş. Ahırın içinde oldukça korkutucu bir su kuyusu bulunuyormuş. Hatta denilene göre bu kuyunun altında bir de mahzen bulunuyormuş. Eskiden buraya hayvanlarını bağlamaya gelenler oldukça çekinirmiş. Nedeni ise geceleyin burada korkunç çığlıkların duyulmasıymış. Günümüzde burası park olmasına rağmen bu çığlıkların hala duyulduğu söyleniyor.

Zeyrek ile ilgili bir efsane daha var. Camii’nin hemen yanında bulunan Sarnıçta konsolos denilen cadılar yaşarmış. Kisin zemheri gecelerinde bu cadılar mağaralarından çıkarak at arabalarına biner, şehri dolaşır ve seher vakti dönerek sarnıçta kaybolurlarmış.

6- Fenari İsa Camii

Fetih’ten sonra camiiye dönüştürülen yapı,son Bizans hanedanaının mezar şapeliymiş

İstanbul’daki en güzel camiiler listemizde ilermelemeye devam ediyoruz.Şimdiki durağımız,Fenari İsa Camii. Fatih ile Çapa semtlerinin arasında, Vatan Caddesi’nin kenarında yer alıyor. İmparator VI. Leon zamanında donanma komutanı olan Konstantin Lips’in kurduğu manastırın kilisesi olarak 907 yılında inşa edilmiş ve Hz. Meryem’e adanmış. Zamanla yapıya bazı eklemeler yapılmış ve Palaiologos hanedanının mezar yeri olarak düzenlenmiş. 1303’te İmparatoriçe Theodora, 1306’da oğlu Konstantinos ve 1332’de II. Andronikos ta buraya defnedilmiş. Bizans’ın son dönemlerinde oldukça önemli bir dini merkez olan yapı, Hz.Meryem’in doğum günü yortusunda bütün saray erkanının toplanma mekanı oluyormuş. Sultan 2.Beyazıt zamanında Kazaasker Alaaddin Ali Efendi tarafından camii’ye çevrilmiş. Rivayete göre Bizans’ın ve Osmanlı’nın gizli belgeleri buradaki bir mahzende saklanıyormuş.

7- Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii ismini Hz.Muhammed’e evini açan Ebu Eyüp el-Ensari’den alıyor

İstanbul’daki en güzel, manevi atmosferi en yüksek camiilerden biri Eyüp Sultan Camii. Camii hem Hz.Muhammed’i evinde misafir etmiş, İstanbul’un fethine ( Emevi ordularıyla)katılmış Ebu Eyüp el-Ensari’nin türbesini barındırması , hem de Osmanlı Padişahlarının kılıç kuşanma mekanı olmasıyla oldukça önemli. İstanbul’un fethinden 5 yıl sonra 1458’de,Fatih’in hocası Akşemseddin’in el-Ensari’nin mezarının bulmasının ardından,buraya bir külliye inşa edilmiş.

Eyüp Sultan haziresi pek çok önemli ismin mezarını bünyesinde barındırıyor. Sokollu Mehmet Paşa Türbesi

Camiinin 2 şerefeli 2 minaresi bulunuyor. Dikdörtgen planlı camiinin kubbesi 17.5 metre çapında ve mihrabı çıkıntılı. Minareler ilk yapıldığı dönem nispeten daha kısaymış. 18. yüzyılda Sultan III.Ahmet döneminde bugünkü haliyle inşa edilmiş. 1766 depreminde ciddi zarar gören camii,Sultan III.Selim’in emriyle minareler dışında tekrar inşa edilmiş. 1823’te Haliç tarafındaki minare yıldırım düşmesi sonucu zarar görünce, Sultan 2.Mahmut döneminde tekrar inşa edilmiş. Külliye kutisiyeti sebebiyle pek çok önemli ismin kabrine de ev sahipliği yapıyor. Sultan V.Mehmet,Adile Sultan,Mihrişah SultanSokollu Mehmet Paşa,Siyavuş Paşa, Lala Mustafa Paşa bunlardan başlıcaları.

8- Kılıç Ali Paşa Camii

Mimar Sinan Camiiyi inşa ederken Ayasofya’nın planını esas almış

Tophane Meydanı’nda yer alan Kılıç Ali Paşa Camii, 1581 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Koca Sinan’ın son eserlerinden biri olan camii, camii,hamam,medrese ve sebilden oluşan külliyenin bir parçası. Camii  İtalyan asıllı Balıkçı bir ailenin oğlu olan ve Napoli’ye papaz olmak için giderken Cezayirli korsanlar tarafından yakalanarak Turgut Reis’e getirilen Luka Galani. Galani daha sonra müslüman olmuş ve Kılıç Ali adını alarak Kaptan_ı Derya rütbesine kadar yükselmiş. Rivayete göre Kılıç Ali Paşa Padişah 3.Murat’tan camii yaptırmak için bir yer istemiş.Padişah ta kaptan-ı derya olduğu için camiiyi denize yaptırmasını söylemiş. Paşa da denizi doldurarak camiyi inşa ettirmiş. Ayasofya’nın planının geliştirilmiş bir örneği olan camii, dikdörtgen biçiminde ve pencere üstleri çinilerle süslü. Rivayete göre Osmanlı’ya esir düşen Ünlü Don Kişot romanının yazarı İspanyol Cervantes bu caminin inşaatında çalışmış.

9- Yıldız Hamidiye Camii

Camii Sultan 2.Abdülhamid’in Cuma selamlıkları için inşa edilmiş

İstanbul’daki en güzel camiilerden biri de, Yıldız Hamidiye Camii.Camii Yıldız Sarayı girişine çıkan yokuşun sağ tarafında yer alıyor. Saraydan uzaklaşmak istemeyen Sultan 2.Abdülhamid Han’ın Cuma selamlıkları için 1881-1885 yılları arasında yaptırmış. Mimarı Sarkis Balyan olarak gözükse de, Dolmbahçe Sarayı’ndaki arşiv kayıtlarına göre Rum mimar Nikolaidis Jelpulyo’dur.

Camii Neo-Gotik ve Oryantalist üsluba sahip. Normalde Selatin yani sultanların inşa ettirdiği camiler 2 minarelidir. Burada tek minare ve tek şerefe yer alıyor. Dikdörtgen yapılı camii 16 penceresiyle oldukça iyi ışık alan,aydınlık bir mekan olarak göze çarpıyor. Marangozlukta oldukça mahir olan Sultan 2.Abdülhamid, hünkar mahfilinin kafes kısmını bizzat kendisi yapmış. Camii 21 Temmuz 1905’teki Cuma selamlığı çıkışı sultana karşı tertiplenen mehşur suikastin gerçekleştiği yer. Düzenekleri İsviçre’den parça parça getirilip,Belçikalı suikastçi Edward Jorris tarafından hazırlanan bomba düzeneği oldukça etkili olmuş. Sultan namaz çıkışı Şeyhülislam Hâlidefendizâde Cemâleddin Efendi ile beklenenden daha uzun konuşmuş. Bu sayede kurtulmuş. Lakin o gün alandaki 26 kişi ölmüş, 58 kişi de yaralanmış.

10- Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii

Üryanizade Camii enfes bir boğaz manzarasına sahip

İstanbul’daki en güzel camiiler listemizde son durağımız Kuzguncuk’taki Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii. Boğaza nazır yapıdaki camii muhteşem bir manzaraya sahip. Dikdörtgen planlı olan camiinin yapı malzemesi ahşap.1860 yılında, rivayetlere göre 40 günde yapılmış. Minaresi de ahşap ve tek şerefeli. 2013 yılında restorasyon geçiren camii, 2017 yılında tekrar ibadete açılmış.

Serinin birinci yazısını aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

https://newloggers.com/2018/06/06/istanbuldaki-en-guzel-10-camii/

gezi, KEŞİF

7 места, които трябва да видите в Tekirdag Suleymanpasa

С поскъпването на лева през последните години Текирдаг се превърна в често посещавана от българските туристи дестинация. Реших да подготвя съдържание, за да представя по-добре нашия град на туристите, които идват тук. Надявам се, че то ще ви бъде полезно по време на вашето пътуване. Нека започнем да разглеждаме местата, които трябва да видите в Текирдаг.

1-Джамията Орта

Джамията Орта е един от най-важните исторически паметници на града.

Първото място, което трябва да видите в Текирдаг, е джамията Орта в сърцето на базара.Джамията Орта е построена за първи път през 1466 г. от филантроп на име Сейид Али.Джамията, която е била повредена с течение на времето, е ремонтирана от Kapıağası Gazanfer Ağa през 1585 г.Когато тази джамия е износена поради различни причини с течение на времето, тя е реставрирана от Кюркчю Синан бей.Минарето се срутва по време на земетресение през 1912 г.По-късно тя е построена от местните хора и търговци.

Строителният материал на джамията Орта, която е много проста и естетична структура, е ломен камък.До 1948 г. той се намира в двор, ограден със стени. Но тези стени са разрушени заради разширяването на пътя.Причината, поради която се нарича средната джамия, е, че се намира между джамията Рюстем паша и Старата джамия.

2-Рустем Паша Бедестен

Rüstem Pasha Bedesten е една от най-старите творби, които ще видите в Текирдаг.

Друго важно място, което трябва да видите в Текирдаг, е Rüstem Pasha Bedesten.Бедестен е построен през 1554 г. от великия майстор Мимар Синан по заповед на Рюстем паша, зет на Сюлейман Великолепни.Построен е с 6 купола върху 2 колони.В архитектурата стълб означава дебела колона, поставена да поддържа сграда. Нарича се още „слонски крак“. За тези, които не знаят, bedesten е името на покритите базари, където в миналото са се продавали платове, подправки и бижута.

Нашето място в Rüstem Paşa Bedesten, Çağlar Büfe, е адресът, където ще намерите най-вкусния чай, кафе, лимонада и тост в Текирдаг 😉 Човекът на снимката е баща ми 🙂

Когато дойдете в Рюстем паша Бедестени, ви препоръчвам непременно да се отбиете в нашето заведение Çağlar Büfe 😉 Можете да сте сигурни, че това е най-подходящият адрес за най-вкусните чай, кафе и лимонада в Текирдаг в сянката на липите. Винаги сте добре дошли.

3-Джамията Рустем паша

Джамията Рюстем паша е най-важната творба, която ще видите в Текирдаг.

В миналото джамията е била част от комплекс, състоящ се от баня, медресе, джамия, имарет, бедестен, кервансарай и библиотека. Строежът е завършен през 1553 г. Днес са останали само джамията, бедестенът и част от хамама.

Джамията има квадратен план, изградена е от гладко обработен камък и е покрита с единичен купол. В северозападния край има 34-метрово минаре с един балкон, също изработено от дялан камък. По онова време само султаните са можели да строят джамии с 4 минарета. Семейството на султана е имало право да строи джамии с две минарета, а държавните мъже са имали право да строят джамии с едно минаре. Тъй като Рюстем паша, патронът на сградата, също е бил държавник, той е построил джамия с едно минаре.

В сградата се влиза през правоъгълна зазидана врата с мукари по оста на михраба и многоъгълни ниши от двете страни. Дървените крила на вратата, украсени с инкрустации от перли и слонова кост, са доста впечатляващи. От всяка страна на вратата има правоъгълен прозорец, насочен към последното събрание.

Джамията Рюстем паша е светла и просторна като другите произведения на Мимар Синан.

Джамията „Рюстем паша“, която е с много богата орнаментика, е изключително светла и просторна, подобно на други творби на Синан. По страните и корема на купола има гипсови релефи с флорални и венечни мотиви в бароков стил. Тези декорации принадлежат на реставрацията по време на управлението на султан Абдулмеджид. Оригиналните декорации са изчезнали с течение на времето. Амвонът на джамията е изработен от мрамор в семпъл стил. Геометрични мотиви са използвани за орнаментиране на огледалото и парапетите. Петоъгълният покрит фонтан в двора е построен през 1841 г. по време на реставрациите на султан Абдулмеджид. На мястото на последното събрание на джамията могат да се видят буквите vav, които Мимар Синан е оставил като подпис в своите сгради.

4-Статуя на Сюлейман паша

Сюлейман паша, син на султан Орхан Гази, е човекът, дал името си на центъра на града.

Следващата ни спирка е статуята на Сюлейман паша, която дава името на центъра в Текирдаг. Статуята се намира на площад Бедестен. Сюлейман паша е най-големият син на султан Орхан Гази, вторият султан на Османската империя.Той заема мястото си в учебниците по история като Завоевателя на Румелия.По заповед на баща си в периода 1354-1356 г. той завладява места като Текирдаг и Болайр и осигурява преминаването на Османската империя към Румелия.Той е и патрон на първото османско медресе в Изник.Умира при инцидент по време на лов през 1357 г. Гробът му се намира в село Болайир в Чанаккале.

5-Къща Namik Kemal

Къщата, в която е роден Намик Кемал, пионерът на турската литература

Следващата ни спирка в списъка с места, които трябва да видите в Текирдаг, е къщата Намик Кемал. Намик Кемал, едно от най-значимите имена на турската литература, е роден в тази къща през 1840 г. През следващите години, след смъртта на майка си, той пътува из различни части на Румелия заедно с дядо си Абдулатиф паша.

За съжаление Намик Кемал прекарва по-голямата част от живота си в изгнание.

Намик Кемал е едно от водещите имена на турската литература. Първият ни литературен роман İntibah и първият ни исторически роман Cezmi са написани от него.ниЗа съжаление той прекарва по-голямата част от живота си в изгнае.След като поставя пиесата „Vatan Yahut Silistre“ през 1873 г., е арестуван и изпратен в изгнание в Кипър.През 1876 г. той участва в изготвянето на първата ни конституция – „Кануни Есаси“.Но след като султан Абдулхамид II закрива парламента под претекст за Османско-руската война от 1877-1878 г., той отново е изпратен в изгнание. Живее съответно на островите Лесбос, Родос и Хиос.Накрая умира в Хиос през 1888 г. Гробът му се намира в село Болайир, Чанаккале.

6-Археологически и етнографски музей

Повече от 23 000 творби са изложени в музея и хвърлят светлина върху историята на Текирдаг.

Продължаваме да разглеждаме Текирдаг 😉 Следващата ни спирка е Археологическият и етнографски музей. Сградата е построена за първи път през 1927 г. като имение на губернатора. През 1982 г. той е превърнат в музей. В музея са изложени приблизително 23 000 артефакта. Най-важните артефакти, които трябва да видите, са следните: Скелетът на тракийския цар Керсеплепт, откраднатата корона на Керсеплепт, саркофагът на Клеопатра, вазата, на която Прийом моли Ахил, и стаята за обрязване.Освен тях са изложени и други археологически находки като амфори и монети. Повечето от тях са открити в древния град Перинтос в област Мармара Ереглиси.

7-Музей/къща Rakoczi

Националният герой на Унгария Ференц Ракоци II е прекарал последните 15 години от живота си в тази къща.

Последният адрес, който ще открием в Текирдаг, е къщата Rakoczi. Ференц Ракоци II, националният герой на Унгария, е живял тук в периода 1720-1735 г.В къщата са изложени вещи, дрехи и писма на Ракоци.

2. Ференц Ракоци прекарва последните години от живота си, който е изпълнен с войни и изгнания, в мир в Текирдаг.

Ференц Ракоци принадлежи към благородническо семейство, което живее в Ердел (западната и централната част на днешна Румъния).Баща му е принцът на Ердел.С помощта на Франция Ракоци повежда война за независимост срещу Хабсбургите през 1700 г.Когато това сътрудничество е разкрито от шпиони на Хабсбургската (Австро-Унгарската) империя, той е арестуван и хвърлен в затвора.Осъден е на смърт, но по някакъв начин успява да избяга от затвора.След това дезертира в Полша.

През 1703 г., с подкрепата на Полша и Франция, той отново започва борба. Този път успява. След това през 1705 г. е избран за принц на Унгария от Събранието на благородниците.Но този успех трае само 3 години.През 1708 г. губи битката при Тренчин срещу Австро-Унгария и отново е хвърлен в затвора. 1711 г. е изпратен в изгнание.Живее съответно в Полша, Англия и Франция.По-късно получава покана от Османската империя. След като престоява известно време в Одрин и Истанбул, през 1720 г. пристига в Текирдаг и прекарва тук последните 15 години от живота си.Къщата е закупена от унгарското правителство през 30-те години на миналия век. През 80-те години на миналия век тя е реставрирана в съответствие с оригинала и е превърната в музей.

В тази статия се опитах да ви разкажа за 7 места, които непременно трябва да видите в Текирдаг. За вашите въпроси и коментари, моля, свържете се с мен на newlogblog@gmail.com и newloggers instagram страница.

https://www.youtube.com/watch?v=4QtSSLr3uto
За да видите местата, които споменах в статията, можете да гледате този влог, който подготвих с английски и френски субтитри.

https://newloggers.com/2020/06/01/sultanahmet-the-place-where-the-ottoman-and-roman-empires-meet-1/

За тези, които говорят английски и любителите на историята, тази статия, в която представям римските и византийските паметници в Истанбул, също може да бъде интересна за вас.

gezi, KEŞİF

14 Yaşındaki Genç Bir Seyyahın Çanakkale Hatıraları

Bu yazımda 11 Ağustos 2005 tarihli Çanakkale gezimdeki gözlemlerimi paylaştım

Merhaba ! Seyahat etmek ve deneyimlerimi kaleme almak çocukluğumdan gelen bir alışkanlık. Bu yazımda, 2005 yazında 14 yaşındayken sevgili Filiz halam ve Selçuk amcamla beraber gittiğim Çanakkale seyahatime dair gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar 🙂

11 Ağustos 2005: Tekirdağ’dan Çanakkale’ye Yolculuk

Gezimiz için sabah erken saatlerde Tekirdağ’dan yola çıkmıştık

Merhaba günlük. Bugün sana ilk yazışım. Sana Çanakkale gezimde yaşadıklarımı anlatacağım. 11 Ağustos 2005 günü halam, Selçuk amcam ve Irmak ablam ve ben Çanakkale’ye gittik. Yolculuk 3.5 saat sürdü. Nihayet Eceabat’a vardık. Orada biraz bekledikten sonra Kilitbahir minibüslerine bindik. Kısa bir yolculuğun ardından Kilitbahir’e vardık. Orada da Seddulbahir minibüsüne bindik. Bu bir tur minibüsüydü. Yolculuk güzel geçti.

Gezi Şehitler Abidesi’nden Başlıyor

Gezimizin ilk durağı Şehitler Abidesi ve içerisindeki müze oldu

İlk önce Şehitler Abidesi’ne gittik. Oranın mistik bir havası vardı. Şehitlikte dolaşırken tüylerim diken diken oldu. Ama gelin görün ki, şehitliğin bazı taraflarında çöp vardı. Gerçekten çok utanç verici bir durumdu. Ama her şeye rağmen güzel bir şehitlikmiş. Daha sonra şehitliğin altındaki müzeye gittim.Orada biraz vakit geçirdikten sonra dışarı çıktım. Tekrar minibüse bindik.

Konaklayacağımız Doğanay Pansiyon’a varıyoruz

Konakladığımız Doğanay Pansiyon Seddulbahir Köyünde yer alıyordu

Doğanay Pansiyon’un önünde indik. Orada bizi tanıdığımız Hikmet Amca karşıladı. Pansiyonun sahibi oydu. Biraz dinlendikten sonra yemek yedik. Daha sonra Hikmet Amca’nın arabasına binerek gezmeye başladık. İlk önce, Ezineli Yahya Çavuş Anıtına gittik.

Ezineli Yahya Çavuş ve Ertuğrul Koyu

Ezineli Yahya Çavuş Çanakkale Kara Savaşlarının en büyük kahramanlarından biri

Burasının hikayesi şöyle: 1915 yılındaki Çanakkale Savaşı sırasında Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan müttefik kuvvetleri, karşılarında Yahya Çavuş ve 63 kahramanı bulmuşlar. Kahraman askerlerimiz 2000 düşman askerine karşı 24 saat çatıştıktan sonra büyük bölümünü yok etmişler. Türk kahramanlığını dünya bir kez daha görmüş oldu. Daha sonra siperleri gezdik. Dönüp baktığımda,koyun ve denizin büyüleyici güzelliği ile karşılaştım.Bir müddet sonra oradan ayrıldık ve tekrar yola koyulduk.

Çanakkale gezisi devam ediyor

Zığındere ya da Sargı Yeri Şehitliği Çanakkale’de geçen en hazin hikayelerden birine ev sahipliği yapmış

Bu kez başka bir koya ( Teke Koyu olması lazım) gittik. Orası da çok güzeldi. Orada bir Osmanlı topu vardı. Hikmet Amca’dan öğrendiğimiz kadarıyla 300 kiloymuş. Daha sonra Hikmet Amca bize o koydan bir sürü mermi topladı. Bunlar savaş sırasında kullanılmış mermilerdi. Orada biraz kaldık. Gezerken bir helikopter böceği gördüm. Rengi kırmızıydı. Gerçekten çok güzeldi. Biraz sonra oradan da ayrılıp Zığındere Şehitliği’ne gittik.

Burasının adı Sargı Yeri Şehitliği olarak geçiyordu. Buranın da ayrı bir hikayesi var. Çanakkale Savaşları esnasında yaralı askerleri burada tedavi ediyorlarmış. Yaralıların arasında Osmanlı askerlerinin yanında müttefik kuvvetlerinin askerleri de varmış. Ancak savaşta pek çok haksızlık yapan müttefikler, acımasız taraflarını bir kez daha göstererek hastaneyi bombalamışlar. Gerçekten çok acı bir durum. Burayı gezerken bu acıyı yüreğimde hissettim. Orada şehitler adına dua ettim. Daha sonra oranın çıkışındaki tezgahlara uğradım ve savaşta kullanılmış 2 mermi satın aldım.

Alçıtepe Köyü’ne gidişimiz ve Çanakkale gezimizin sonu

Alçıtepe Köyünde Köy bakkalı Selim Bey’in kurduğu müze

Zığındere Şehitliğinden Alçıtepe Köyü’ne gittik. Orada özel bir müzeyi ziyaret ettik. Müzenin sahibi Selim adında biriymiş. Yıllar önce ölmüş. Kendi çabalarıyla topladığı eşya ve malzemelerle bu müzeyi kurmuş. O müze de gayet güzeldi. Özellikle orada sergilenen bir İngiliz piyade tüfeği çok hoşuma gitti. Yine Atatürk resmi de çok güzeldi. Bunlara karşılık müzede hiçbir güvenlik sistemi yoktu. Bence burası kolaylıkla soyulabilir. Oradan da ilk şehitler anıtına gittik. Bu anıt Çanakkale Savaşlarında şehit düşen ilk askerler için yapılmış. 81 er ve 5 subay.

Çanakkale içinde vurdular beni. Ölmeden mezara koydular beni. Çanakkale Savaşının hazin öyküsünü anlatan bu güzel türküyü aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=v0F6pHVc97U

Tarihimiz için çok önemli bir yer olan, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Söğüt’ü anlattığım şu yazı da ilginizi çekebilir.

https://newloggers.com/2022/01/17/osmanli-imparatorlugunun-dogdugu-toprak-sogut/

gezi, KEŞİF

Osmanlı’nın Rumeli’de Kurduğu İlk Şehir: Uzunköprü

Edirne’nin Uzunköprü ilçesi köklerini Rumeli’de salan Osmanlı’nın kurduğu ilk şehir

Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu tarihten itibaren ilk yayılımını batıya Balkanlara doğru yapmış. Bizans’ın son dönemlerde zayıf durumda olması ve diğer beyliklerle de mücadele etmesi,beyliğin büyüyüp gelişmesini kolaylaştırmış. Beylik Rumeli topraklarında yayılarak orada sağlam bir imparatorluğun temellerini atmış. 1402’deki Ankara Savaşında alınan yenilgiye ve yaşanan Fetret Devrine rağmen buradaki hakimiyeti sayesinde ayakta kalmayı başarmış. Edirne’nin Uzunköprü ilçesi, Osmanlı’nın Rumeli’de kurduğu ilk şehir olma özelliğini taşıyor. Ben de bu vesileyle,geçtiğimiz ay ziyaret ettiğim bu kadim kenti sizlere tanıtmak için bu yazıyı hazırlamaya karar verdim.Keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Osmanlı’nın Rumeli’de Kurduğu İlk Şehir: Uzunköprü”
gezi, KEŞİF

Kıbrıs’ta Mutlaka Gezmeniz Gereken 10 Eser

Kıbrıs’ta görmeniz gereken çok sayıda enfes Gotik eser var.

Sicilya ve Sardinya’dan sonra Akdeniz’in en büyük üçüncü adası olan Kıbrıs, geçmişten günümüze medeniyetlerin tam ortasında yer almış. Sıcak iklimi, doğasının zenginliği,festivalleri, tarihi eserleri ve kozmopolit kültürüyle turistlerin ilgi odağı konumunda. Bu yazımda, Kıbrıs’ta mutlaka gezmeniz gereken 10 eseri anlattım. Keyifli okumalar 😉

Okumaya devam et “Kıbrıs’ta Mutlaka Gezmeniz Gereken 10 Eser”
KEŞİF, MEKAN

Mimarileri ve Koleksiyonları İle Dünyanın En Güzel 10 Kütüphanesi

Bazı kütüphaneler hiç okumayan insanları bile kitap kurdu yapacak güzellikte.

Günümüzde online arşivler bilgiyi ulaşmayı daha hızlı ulaştırsa da, okuma alışkanlığı kazandırmadaki rolü hala önemli. Dünya üzerinde bazı kütüphaneler var ki gerek mimarisi ile,gerek ise koleksiyonunun zenginliği ile hiç kitap okumayan birine bile okuma şevki kazandıracak güzellikte. Bu yazımda dünyanın en güzel 10 kütüphanesi evlerinize konuk olacak. Keyifli okumalar 🙂

1- Bodleian Kütüphanesi – Oxford, İngiltere

Harry Potter serisindeki kütüphane sahneleri Boedlian’da çekilmiş.

Harry Potter hayranları burada mı? Filmi izleyenler Harry, Ron ve Hermonie’nin ders çalıştıkları ve maceraları için toplantı yaptıkları kütüphaneyi hemen hatırlayacaktır. Bodleian Kütüphanesi serideki popülaritesinin dışında Avrupa’nın en eski ve en önemli kütüphanelerinden biri. 1602 yılında Oxford Üniversitesi’nin kütüphanesi olarak kurulmuş. 11 milyondan fazla kaynağa ev sahipliği yapıyor. Magna Carta’nın 4 adet kopyası, Gutenberg İncil’i ve Shakespeare’in ilk Folio’su bunlardan bazıları. Bir Harry Potter hayranı olarak,dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine ilk sıradan koyuyorum. Pozitif ayrımcılık diyebiliriz 🙂

İşte Harry,Ron ve Hermione’nin ders çalıştığı ve gizemleri araştırdığı Bodleian Kütüphanesi 🙂

2-Trinity College Kütüphanesi – Dublin, İrlanda

İrlandalı ünlü yazarların büstleriyle süslü The Long Room Salonu

Kraliçe 1. Elizabeth’in emriyle 1592 yılında kurulan kütüphanede 6 milyonu aşkın eser yer alıyor. Kütüphaneye esas şöhreti getiren, fotoğraflarına sıklıkla rastladığımız 65 metrelik The Long Room salonu. Salonun her iki yanında Guilever’in Gezileri’ni yazan Jonathan Swift’inki de dahil olmak üzere İrlandalı ünlü yazarların büstlerini görüyorsunuz. İrlanda’nın telif hakları merkezi olarak da kullandığı kütüphanenin en önemli eseri ise Latince el yazması gospel kitabı Book of Kelts yani Kelt Kitabı. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine girmeyi fazlasıyla hak ediyor.

3- San Marco Ulusal Kütüphanesi-Venedik,İtalya

Bir saray kadar ihtişamlı olan San Marco Kütüphanesi’nde okumak büyük bir keyif 🙂

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesinde ilerleyerek ,köprü ve kanallarıyla meşhur Venedik’e uzanalım. Muhteşem bir Rönesans binasında faaliyet gösteren San Marco Kütüphanesi’nin inşası 1537 yılında bitmiş. Kütüphane, 1603 yılından bugüne Venedik’te baskıya giren bütün kitapların birer kopyasını bünyesinde barındırıyor. Kütüphanenin koleksiyonunda 1 milyondan fazla kitap, 13.000’den fazla el yazması eser ve 24.000’den fazla 16. yüzyıl eseri yer alıyor.

4- Strahov Manastır Kütüphanesi-Prag,Çek Cumhuriyeti

Yaklaşık 900 yıllık olan Strahov Kütüphanesinin İncil koleksiyonu ile meşhur.

1143 yılında inşa edilen Strahov Kütüphanesi, 200.000’den fazla cilde ve 3000 orijinal el yazmasını bünyesinde bulunduruyor. İç tasarımı ile oldukça etkileyici olan kütüphanede çok geniş bir İncil koleksiyonu da bulunmakta.

5- St.Gall Manastır Kütüphanesi-St.Gallen,İsviçre

Bu kütüphane bana Profesör Dumbledore’un odasını hatırlatıyor 🙂

İsviçre’nin St. Gallen kentinde 689-759 yılları arasında yaşamış Aziz Othmar zamanında inşa edilmiş. Yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. İsviçre’nin en eski, dünyanın da en eski kütüphanelerinden biridir. Koleksiyonunda 8-15. yüzyıllar arasına ait 2100 orijinal el yazması eser bulunuyor.

6- Ulusal Kütüphane ( Biblioteque Nationale)-Paris,Fransa

Oldukça zengin bir koleksiyona sahip Biblioteque Nationale’in Antik Yunan el yazmaları paha biçilemez bir değere sahip

1461 yılında inşa edilen Biblioteque Nationale de France’ın bünyesinde 14 milyonu kitap olmak üzere 40 milyon eser yer alıyor. Koleksiyonun en ilgi çekici kısmı ise 5000’i aşkın Antik Yunan döneminden kalma el yazmaları. Okuma salonu da ilk defa eline kitap alan bir insanı kitap kurdu yapmaya teşvik edecek cinsten. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi arasında özel br yere sahip.

7-Yale Üniversitesi Kütüphanesi-New Haven,ABD

Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi mimarisiyle Louvre ve British Museum’a benziyor.

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi keşfinde kıta değiştirerek Amerika’ya geldik :)Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi, nadir kitap ve el yazmalarını muhafaza etme açısından dünyanın en büyük kütüphanesi. Fazla ışığı geri yansıtan Dany mermerlerinden oluşan duvarları ile dikkat çeken bir yapı. Sinclair Lewis, Joseph Conrad gibi değerli yazarların eserlerini bünyesinde barındırıyor.

8-Kongre Kütüphanesi-Washington DC,ABD

Washington’daki Kongre Kütüphanesi cilt sayısı ve raf alanı bakımından dünyanın en büyüğü

Amerika’nın en eski kültür kurumu olan Kongre Kütüphanesi, 1800 yılında hizmete başlamış. Raf alanı ve cilt sayısı açısından bakıldığında dünyanın en büyük kütüphanesi ünvanını taşıyor. Bünyesinde 32 milyon kitap, 61 milyondan fazla el yazması ve bağımsızlık bildirgesinin bir örneği yer alıyor.

9- New York Halk Kütüphanesi-New York,ABD

Kütüphane farklı dillerde araştırma yapmak isteyenler için birebir

Koleksiyonunda 50 milyondan fazla eser olan New York Halk Kütüphanesi, 1895 yılında kurulmuş. Kuzey Amerika’nın en büyük 3. kütüphanesidir. 87 kütüphaneyi kapsayan kompleks, yapı yılda yaklaşık 3.5 milyon kişiye hizmet veriyor. Orijinal el yazması koleksiyonu, 1200 farklı dil ve lehçeye sahip dünya dilleri koleksiyonu ve enfes bir atmosfer ve tasarıma sahip Rose Main okuma salonu ile ön plana çıkıyor.

10-Parlamento Kütüphanesi-Ottawa,Kanada

Ottawa Parlamento Kütüphanesi adeta bir sanat galerisini andırıyor.

Dünyanın en güzel kütüphanesi keşfimizde son adresimiz,Kanada’nın başkenti Ottawa’da yer alıyor. 1876 yılında kurulan Parlamento Kütüphanesi, 2002 ve 2006 yılları arasında birçok kez restorasyon geçirmiş. Günümüzde ülkenin ikonu haline gelen kütüphane, 10 Kanada Doları banknotunun ön yüzünde yer alıyor. Kanada Parlamentosu’nun bilgi merkezi ve araştırma kaynağı olarak görev yapıyor. 400 kişinin çalıştığı kütüphanede 600.000 derleme mevcut.

Harry Potter ve Felsefe Taşı filmindeki meşhur kütüphane sahnesi Boedlian’da çekilmiş. Aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz

https://www.youtube.com/watch?v=HxXaGPwI-DQ

gezi, KEŞİF

Yurt dışı Seyahatlerinizde Bunlara Dikkat Edin !

Yurt dışına çıkmadan önce tedbir alırsanız bir problem yaşamazsınız

Seyahatiniz için otel rezervasyonunuzu yaptırdınız. Uçak biletinizi ayarladınız. Vizenizi aldınız. Valizleriniz de hazır. Her şey tamam gibi duruyor. Peki ama ya bir sorun çıkarsa?Bazen öngöremediğiniz aksiliklerden dolayı seyahatlerinizde istemediğiniz olaylar yaşayabilirsiniz. Bu yazımda, yurt dışı seyahatlerinizde başınıza gelebilecek 5 problemi ve çözümlerini anlattım. Keyifli okumalar!

Okumaya devam et “Yurt dışı Seyahatlerinizde Bunlara Dikkat Edin !”
gezi, KEŞİF

İlk Yurt dışı Seyahatiniz İçin 3 Ülke Tavsiyesi

Yurt dışı seyahati hem çok keyifli hem de çok stresli bir süreç. Özellikle bunu ilk kez deneyimleyeceklerin kafasında pek çok soru dolaşır. Bu süreci rahat geçirmek için benim tavsiyem , vize stresi ve dil problemini yaşamayacağınız,ayrıca ekonomik açıdan daha rahat hareket edebileceğiniz ülkeler ile başlamanız. Bu yazımda, ilk yurt dışı seyahatiniz için sorun yaşamadan harika vakit geçirebileceğiniz 5 ülkeyi anlattım. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “İlk Yurt dışı Seyahatiniz İçin 3 Ülke Tavsiyesi”
gezi, KEŞİF, İstanbul

Topkapı Sarayı’nda Gözden Kaçırmamanız Gereken 8 Nokta

Topkapı Sarayı 2.Avlunun Girişindeki Babüsselam Kapısı ( Orta Kapı)

Merhaba 🙂 2.5 aylık bir aranın ardından tekrar karşınızdayım 🙂 Bugün size Topkapı Sarayı’nda çok dikkat edilmeyen,ama ziyaretlerinizde mutlaka görmeniz gereken entresan yerlerden bahsedeceğim. Haydi vakit kaybetmeden keşfetmeye başlayalım 😉

Okumaya devam et “Topkapı Sarayı’nda Gözden Kaçırmamanız Gereken 8 Nokta”