gezi, KEŞİF

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkan Coğrafyası son yıllarda yakınlığı, dil probleminin çok az olması, bu ekonomik şartlara rağmen ucuzluğu ve konaklama kalitesiyle, Türk turistler tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor. Bu yazımda, Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser ile gezilerinize gönüllü rehberlik etmek istedim. Keyifli keşifler 😉

Devamını oku: Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

1- Taş Köprü

Üsküp’ün Simgesi Taş Köprü

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken ilk eser Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün simgesi Taş Köprü. Köprü 1451-1469 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. Zaman içerisinde depremlerden hasar gören yapı, 1905 yılında Sultan 2.Abdülhamid döneminde restore edilmiş. 1944’te Naziler tarafından patlayıcı yerleştirilen tarihi köprü, şehrin kurtarılması ile birlikte bu bombaların hasarından korunmuş. Günümüzde sadece yayaların kullanımına açık olan köprü, şehrin eski ve yeni bölgelerini birbirine bağlayan köprülerden sadece biri. Şehirde hem gece hem de gündüz fotoğraflanması gereken muhteşem bir yapı.

2- Alaca(Kalkandelen Camii)

Balkanların en rengarenk ve etkileyici yapılarından Alaca Camii

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken bir diğer eser, Tetova (Kalkandelen) şehrindeki Alaca Camii. Muhteşem süslemeleriyle dikkat çeken camii, 1438 yılında, iki kız kardeş Hurşide ve Mensure hanımların bağışlarıyla yapılmış. Zaman içerisinde yıpranınca, Abdurrahman Paşa tarafından restore ettirilmiş. Süslemeleri oldukça etkileyici. Genel mimari üslup olan seramik süslemeler yerine, çiçek motifleri tercih edilmiş. Bu canlı süslemeleri hazırlamak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmış.Süslemelerin içinde Mekke tasviri ve Hz.Muhammed’in türbesi de görülüyor. Camiinin bir diğer farklılığı ise, kubbe örtülü bir çatısının olmaması. Bahçesinde rengarenk çiçeklerin yanı sıra, yapının banileri Hurşide ve Mensure hanımların türbeleri yer alıyor.

3-Mostar Köprüsü

Tüm Balkanların belki de en meşhur yapısı olan Mostar Köprüsü

Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerde şimdiki durağımız, coğrafyanın belki de en meşhur yapısı olan Bosna Hersek’teki Mostar Köprüsü. Neretva Nehri üzerinde yer alan köprüyü 1566 yılında Mimar Hayrettin yapmış.1993’teki savaşa kadar 427 yıl kullanılmış. Restore edilen köprü 20004’te tekrar hizmete açılmış ve 2005’te de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Günümüzde köprünün doğusunda Müslüman, batısında ise Hırvat nüfus yaşıyor. Eskiden bir kızı isteyen gençler, cesaretlerini kanıtlamak için köprüden korkmadan atlarlarmış. Bugün de atlıyorlar ama kız istemek için değil,bir miktar Euro karşılığında 🙂

4- Belgrad Kalesi

Belgrad Kalesi Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip

Listemizde şimdiki durağımız, tarihte Osmanlı’yı bir hayli uğraştıran Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki Belgrad Kalesi. Kale ilk olarak mö 85 yılında Romalılar tarafından yapılmaya başlanmış. Daha sonra şehirde hakimiyet kuran  Sırp Krallığı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından kaleye eklemeler yapılmış. Kale Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456 yılında kuşatılsa da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521’de ele geçirilebilmiş ve 1878 Berlin Antlaşmasına kadar 357 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Kalede Türk izlerini hala görmek mümkün. Bunlardan ilki Stambol yani İstanbul Kapısı.

Belgrad Kalesinin içerisinde Osmanlı’dan kalma savaş malzemelerinin de sergilendiği bir müze mevcut.

Bir diğeri ise Damat Alipaşa Türbesi. Ali paşa 1716’daki  Avusturya-Macaristan ordusuna karşı yapılan PetroVaradin savaşında şehit düştükten sonra buraya defnediliyor. Türbede ayrıca Çeşmeli Hasan Paşa  ve Tepedelenli Selim Paşa’nın da naaşları yer alıyor. Kaledeki diğer br Türk eseri ise Paşa Konağı. Belgrad’ı yöneten Osmanlı Paşaları burada ikamet ettiğinden dolayı konak paşa konağı adını almış. Kalenin içinde bir de askeri müze yer alıyor. Müzenin girişinde açıkhavada 2.Dünya Savaşı’ndan kalma çok sayıda tank ve top sergileniyor. Müzede ise pek çok askeri eşya, zırh ve silahlar meraklısı için görülmeyi bekliyor. Bunların arasında Osmanlı Devleti ile yapılan savaşlardan ele geçirilen askeri eşya ve silahları da görmek mümkün. Kalenin üstünde yer aldığı tepe muhteşem Tuna ve Sava Nehirleri manzarasıyla, Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerden.

5- Alexander Nevsky Katedrali

Sofya'daki Alexander Nevsky Katedrali
Bulgaristan’ın milli sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken yapılardan biri de, Bulgaristan ve başkent Sofya’nın sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali.Sofya’nın ve Bulgaristan’ın sembolü olan Alexander Nevski Katedrali. Katedral 1904-1912 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğundan ayrılışının bir simgesi olarak inşa edilmiş.3000 metrekarelik bir alan üzerine Neo Bizans stilinde inşa edilen yapının projesinde, 40 kadar mimar görev almış. Kilise Bulgar halkı için bir ibadethaneden çok milli bir simge konumunda.

6- Beyaz Kule

Selanik’in simgesi olan kule Osmanlı zamanında,muhtemelen Sultan 2.Murat döneminde yapılmış

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken bir diğer eser Yunanistan’ın Selanik şehrindeki Beyaz Kule. Kule Sultan 2.Murad’ın şehri fethetmesinden sonra,eski Bizans kulesinin yerine inşa edilmiş. Bazı kaynaklar kulenin Kanuni zamanında yapıldığını ve Mimar Sinan tarafından tasarlandığını söylüyor. Zamanında savunma kulesi ve hapishane olarak kullanılmış. 1826’daki yeniçerilerin ortadan kaldırılması esnasında, buraki yeniçeriler bir hayli işkence görmüş ve katledilmiş. Kule bu yüzden kanlı kule olarak da biliniyor. 1912’de Yunanlar Balkan Savaşları sonucunda şehri tekrar ele geçirmek için kuleyi beyaza boyamışlar. İsmi buradan geliyor. Günümüzde müze olarak kullanılıyor. Terasından muhteşem bir şehir manzarası izleyebilirsiniz.

7- Sultan Murat Türbesi

Savaşta meydanında şehit düşen tek Osmanlı padişahı olan Sultan I.Murad’ın iç organları Kosova Piriştine’deki savaş alanına defnedilmiş ve üstüne türbe yapılmış

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken 7 eser listesinde son durağımız,Kosova Priştine’deki Sultan Murat Türbesi. Osmanlı Devleti’nin 3. padişahı Sultan 1.Murat Hüdavendigar, 1389’daki Kosova Savaşı’nda Sırplara karşı zafer kazandıktan sonra savaş alanını geziyormuş. O esnada Sırp asilzadelerinden , despotun damadı Miloş Obilic müslüman olacağını ve önemli bilgiler vereceğini söyleyerek sultana yaklaşmış. Biraz konuştuktan sonra aniden sakladığı hançerle sultanı ağır yaralamış. Obilic orada paramparça edildikten sonra Sultan Murat hemen tedaviye alınmış. Lakin yara çok ağır olduğu için kurtarılamamış ve savaşta şehit düşen tek padişah olmuş. Orada vefat eden sultanın iç organları çıkarılıp şehit düştüğü yere gömülmüş ve üstüne bir türbe inşa edilmiş. Zaman içerisinde pek çok onarım geçirmiş. Türbenin sorumlusu Buhara Türkü bir aile. Günümüzde hala bu ailenin fertleri türbede görevli . Her yıl pek çok Türk,balkanlardaki tek padişah türbesi olan yapıyı ziyaret ediyor.

Avrupa’da vizesiz gidilebilecek şu yazıma da mutlaka bir göz atın 😉

https://newloggers.com/2017/12/28/avrupada-vizesiz-gidilebilecek-5-guzel-ulke/

Trt’de yayınlanan, dünyada Türkçe insanların şehirlerini anlattıkları programın bu bölümünde Üsküp anlatılmış. İlginizi çekebilir. https://www.youtube.com/watch?v=_I3KerjZ2ME

gezi

Osmanlının Son Yıllarına Damgasını Vuran Mekan: Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı Osmanlının son dönemi için oldukça önemli bir mekan

İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yer alan Yıldız Sarayı, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında pek çok önemli olaya şahitlik yapmış. Son dönemin 2 önemli ismi Sultan 2.Abdülhamid,Sultan 5.Murad ve Sultan Vahdettin burada ikamet etmiş. Ayrıca, 93 harbi buradan idare edilmiş, 31 Mart Ayaklanmasından sonra Sultan Abdülhamid hal edilmiş. Yine Sultan Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a gitmeden önce burada görüşmüş. Bu yazımda size Yıldız Sarayı’nı ana hatlarıyla anlatacağım. Keyifli okumalar.

Yıldız Sarayı Tarihçesi

Sarayın bulunduğu alan padişahların av sahasıymış

Beşiktaş’ın Yıldız Tepesi’ne inşa edilen Yıldız Sarayı Barok,Art Nouveau ve Neo-Klasik gibi farklı mimari tarzlardaki yapılardan oluşuyor. Bölge Kanuni Sultan Süleyman devrinden itibaren padişahların av sahası olarak kullanılmış. Sarayın bulunduğu alana ilk yapıyı Sultan 1.Ahmed inşa etmiş. Onun inşa ettirdiği kasrın ardından, Sultan 3.Selim de annesi Mihrişah Sultan için bir kasır ve babası Sultan 3.Mustafa için bir çeşme inşa ettirmiş. Çeşme bugün sarayın has bahçesinde görmeniz mümkün.

Sultan 2.Mahmud Asakir-i Mansure-i Muhammed ordusunun talimlerini takip etmek için sık sık buraya gelirmiş. Yine sultan burada yapılan ok ve güreş müsabakalarını izliyormuş. Oğlu Sultan Abdülmecid annesi Bezmi Alem Valide Sultan için yeni bir kasır inşa ettirmiş. Daha sonraki yıllarda Sultan Abdülaziz Garabet Balyan’a Büyük Mabeyn Köşkü ve Çit Kasrı gibi yapıları inşa ettirerek yapıyı genişletmiş. Yıldız Sarayı esas önemini Sultan 2.Abdülhamid döneminde kazanmış. Onun döneminde çevredeki arazileri devlet almış ve yapı devasa bir kompleks haline dönüşmüş ve 33 yıl boyunca devletin idare merkezi olmuş.

Saray Bölümleri

1- Set Kasrı

Yıldız Sarayına girişte bizi ilk karşılayan yapı olan kasır cuma selamlıklarını izleyen yabancıları ağırlarmış

Yıldız Sarayı gezimizde gözümüze ilk çarpan bine sol taraftaki Set Kasrı. Burası Büyük Mabeyn Köşkü’nün hemen arkasında yer alıyor. Set Kasrı, Sultan 2.Abdülhamid Han’ı ziyarete gelen önemli yabancı konukların şaşalı Cuma selamlıklarını izlediği mekanmış. Sultan 2.Abdülhamid Han Cuma namazlarını hemen kasrın karşısındaki Hamidiye Camii’nde kılarmış. Sultanın Cuma selamlıkları bir hayli gösterişli olup ,yabancıların ve bilhassa önemli devlet adamlarının da ilgisini çekermiş. Set Kasrından bu törenleri izleyenler arasında Alman İmparatoru 2.Wilhelm ve Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph de yer alıyor.

2- Yıldız Hamidiye Camii

Camii Cuma namazlarını saraydan ayrılmadan kılmak isteyen Sultan 2.Abdülhamid için yapılmış

Camii Yıldız Sarayı girişine çıkan yokuşun sağ tarafında yer alıyor. Saraydan uzaklaşmak istemeyen Sultan 2.Abdülhamid Han’ın Cuma selamlıkları için 1881-1885 yılları arasında yaptırmış. Mimarı Sarkis Balyan olarak gözükse de, Dolmbahçe Sarayı’ndaki arşiv kayıtlarına göre Rum mimar Nikolaidis Jelpulyo’dur.

Camii Neo-Gotik ve Oryantalist üsluba sahip. Normalde Selatin yani sultanların inşa ettirdiği camiler 2 minarelidir. Burada tek minare ve tek şerefe yer alıyor. Dikdörtgen yapılı camii 16 penceresiyle oldukça iyi ışık alan,aydınlık bir mekan olarak göze çarpıyor. Marangozlukta oldukça mahir olan Sultan 2.Abdülhamid, hünkar mahfilinin kafes kısmını bizzat kendisi yapmış. Camii 21 Temmuz 1905’teki Cuma selamlığı çıkışı sultana karşı tertiplenen mehşur suikastin gerçekleştiği yer. Düzenekleri İsviçre’den parça parça getirilip,Belçikalı suikastçi Edward Jorris tarafından hazırlanan bomba düzeneği oldukça etkili olmuş. Sultan namaz çıkışı Şeyhülislam Hâlidefendizâde Cemâleddin Efendi ile beklenenden daha uzun konuşmuş. Bu sayede kurtulmuş. Lakin o gün alandaki 26 kişi ölmüş, 58 kişi de yaralanmış.

3-Yaveran Dairesi

Yaveran Dairesi sultanın yaverlerinin ikamet ettiği mekan

Artık saraydan içeri giriyoruz. Valide Kapısı’ndan girdiğimiz zaman,bizi 1.Avlu karşılıyor. Burada Yaveran Dairesi,Büyük Mabeyn Köşkü,Çit Kasrı ve Silahhane ( günümüzde kütüphane) yer alıyor. Silahhane gezi güzergahına göre sonda yer aldığı için onu sona saklıyorum. Yıldız Sarayı 1.Avludaki keşfedeceğimiz ilk bina Yaveran Dairesi. Sultanın yaverlerinin ikamet ettiği bu binayı, Sultan 2.Abdülhamid Han ünlü mimar Raimondo d’Aranco’ya yaptırmış. Bina aynı zamanda telgrafhane ve şifrehane olarak da hizmet vermiş. Binanın sol tarafında, padişah ve harem halkının güvenliğini sağlayan tüfekçi başının odası yer alıyor. Bina da Sultan Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun öncesi görüştüğü odalardan biri yer alıyor. Yaveran Dairesi şu an ziyarete kapalı.

4- Büyük Mabeyn Köşkü

Sarayda en çok etkilendiğim yer Büyük Mabeyn Köşkü oldu

Şimdiki durağımız,Yıldız Sarayı kompleksinin belki de en etkileyici yapısı olan Büyük Mabeyn Köşkü. Yıldız Sarayı’nın en önemli yapılarından Büyük Mabeyn Köşkü. Büyük Mabeyn padişahın özel kalem müdürlüğü anlamına geliyor.1866 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmış. Sultan 2.Abdülhamid döneminde, resmi ziyaret ve davetlere ev sahipliği yapmış. Burada sultan ile görüşecek misafirler ağırlanıpve protokol kuralları hakkında bilgi veriliyormuş. Yine binanın üst katında, Plevne Kahramanı Gazi Osmn Paşa’ya ait bir daire de mrvcut. Sultan 2.Abdülhamid Han paşaya çok önemsediğinden,kendi yanında bir daire tahsis etmiş. Üst kat demişken şu detayı da atlamayalım. Sultan özel alanından aşağıya inerken elindeki tespihi merdivenlerin trabzanlarına sürtermiş. Böylece binevi gelişini haber verirmiş.Bu sayede devlet yetkilileri kendilerine çeki düzen verme imkanı bulurmuş.

Köşk önemli misafirleri ağırlamış. 1884’te Avusturya-Macaristan veliahtı Rudolf ve eşine, 1889’da ise Alman İmparatoru 2.Wilhelm burada kalmış. Köşk günümüzde dönem dönem Cumhurbaşkanlığının kabul törenleri için kullanılıyor.

5-Çit Kasrı

Sultanla görüşmek isteyenler bu binada 4 farklı birim tarafından güvenlik soruşturmasından geçiyormuş

Büyük Mabeyn Köşkünden çıkışta bizi Çit Kasrı karşılıyor. Bu bina Sultan Abdülaziz döneminde yabancı elçilerin ağırlanması ve yüksek düzeydeki devlet toplantılarını gerçekleştirmek için inşa edilmiş. Sultan 2.Abdülhamid döneminde ise sultanla görüşmek isteyen veya şüpheli görülen kişilerin sorgulandığı 4 bölüm yer alıyor. Her bölümde sorgu yapılıyor ve 4 bölümden de onay çıkarsa kişi sultan ile görüşebiliyormuş. Günümüzde bu bölümlerde farklı temalar oluşturulmuş şekilde sultanın özel koleksiyonlarına ait sancak,yazı takımı,maket,vazo,seramik vs eserler sergileniyor. Bu 4 odanın sonunda ise sultanın onaydan geçen misafirlerini yönettiği Arz Odası yer alıyor. Yine Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damga vuran 1877-1878 Rus Savaşı (93 Harbi) da bu binada idare edilmiş. Arz Odası’nın çıkışında ise ferman,berat,arz ve hatların yer aldığı küçük bir bölüm mevcut.

6.Limonluk

Sultan 2.Abdilhamid bitkileri çok sevdiğinden limonluk adı verilen seralar yaptırarak buralarda sıklıkla vakit geçirirmiş

Çit Kasrı’ndan çıkıp 2.avluya geçmeden bizi Sultan 2.Abdülhamid’in limonluğu karşılıyor. Limonluk bir çeşit sera. Sultan bitkileri çok sevdiğinden bu tarz alanlarda vakit geçirirmiş. Yine bu alanlara çeşitli havuz ve çeşmeler yaptırır ve mahrem konuşmalarını su sesi eşliğinde gizlilikle yürütürmüş. Buradaki seranın bir benzerini,şehzadeyken ikamet ettiği Maslak Kasrı’nda da yaptırmış.

7- Küçük Mabeyn Köşkü

Küçük Mabeyn Köşkü yakın tarihimizin çok önemli 2 olayına ev sahipliği yapmış

Yıldız Sarayı gezinizde göreceğiniz en ilginç bölümlerden olan Küçük Mabeyn Köşkü’ne varıyoruz. Burada Sultan 2.Abdülhamid Han ve son padişah Sultan Vahdettin’in yaşam alanları mevcut. Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği oda,Sultan Vahdettin’in Atatürk ile Samsun’a gitmeden 15 Mayıs’ta son kez görüştüğü oda en önemli bölümler.Burada aynı zamanda Sultan 2.Abdülhamid’in özel fotoğraf koleksiyonu da yer alıyor. Atatürk ile Sultan Vahdettin’in görüştüğü oda üst katta yer alıyor. Görevliler sıkı takipte olduğundan çok kısa bir görüntü çekebildim 🙂 Binadan çıkarken ise Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği meşhur oda yer alıyor.

Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği oda

31 Mart Ayaklanmasın’dan 2 hafta kadar sonra Yeşilköy’de toplanan Meclis-i Milli,240 milletvekili ve 34 ayanın ortak kararıyla Sultan 2.Abdülhamid’in tahttan indirilmesine karar vermiş. Bu kararı sultana Yıldız Sarayı Küçük Mabeyn Köşkündeki bu odada;Bahriye Feriki Ahmet Fikret,Selanik milletvekili Yahudi Emmanuel Karasso,Draç milletvekili Arnavut Esat Toptani ve Ayan Ermeni Aram tebliğ etmiş. Bu olayı tasvir eden, videoda da yer alan tabloyu ise son halife Abdülmecid Efendi yapmış. Tabloda Karasso’nun elinin cebinde hazır olduğunu görüyoruz. Bu, iyi bir nişancı olan sultanın silahını kullanmaması için bir tedbir olarak ifade ediliyor.

8- Hünkar Kasrı

Kasır saray kompleksini oluşturan en eski binalardan

Hünkar Kasrı Yıldız Sarayı içerisindeki en eski binalardan.Sultan 2.Mahmud,Yıldız korusunun zirvesinde geniş bir bahçe içerisinde küçük bir köşk inşa ettirmiş,etrafına da bir bahçe yaptırmış. İstanbul’u ve Boğaziçi’ni tamamen gördüğü için adına Yıldız Kasrı adını aldığını biliyoruz. Bu köşkün mimarı Garabet Balyan’dır. Sultan Abdülmecid babasının yaptırdığı bu köşkün yerine annesi Bezmi Alem Sultan için 1842’de Kasr-ı Dilkuşa’yı yaptırmış. Bugünkü Hünkar Kasrı denilen yapının esasını bu yapı oluşturuyor. Sultan 2.Abdülhamid ailesi ile beraber buraya yerleşince bu daire artık Hünkar Sofası ismini almış.

9-Harem

Sarayın harem bölümü küçük gruplar halinde ve rehber eşliğinde gezilebiliyor

Hünkar Sofas’ndan sonra Yıldız Sarayı Harem Bölümüne varıyoruz.Sarayın bu bölümünü en fazla 50 kişilik gruplar halinde ve rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Bu arada sarayda müze kart geçmekle beraber, her bölümde kullanılamıyor. Örneğin Küçük Mabeyn Köşkü’nde yok. Oradan geçmeden de buraya giriş yok.

Girişte çeşitli yüzyıllarda ( ağırlıklı olarak 19.yüzyıl) hünkar ailesinin kullandığı mobilyaları, ikinci bölümde Kadın Efendi Dairesi ve Cariyelerin eğitim gördüğü odaları, çıkışta ise Sultan 2.Abdülhamid’in özel hamamını geziyorsunuz. Sultan Vahdettin dönemine kadar saray kütüphanesi de bu kompleksteymiş. Daha sonra bugünkü binaya taşınmış. Harem çıkışında hemen oradaki kafede birşeyler içip Has Bahçe’yi gezebilirisiniz.

10-Has Bahçe

Yıldız Sarayı has bahçesi şehirdeki muadilleri içinde en huzur verici olanı

Yıldız Sarayı gezinizi sonlandırmadan önce burada mutlaka vakit geçirmelisiniz. Has Bahçe çeşitli ağaç ve çiçeklerle süslü cennet gibi bir alan. Ortasında bir de yapay gölet yer alıyor. Gölete yukardan baktığınızda Osmanlıca Abdülhamid şeklinde olduğunu görüyorsunuz. Bu gölette Sultan 2.Abdülhamid Han’ın kayığıyla gezinti yaptığını biliyorsunuz. Göletin üstünde köprü de yer alıyor. Yine bu alanda Mihrişah Sultan Kasrının temelini, Sultan 3.Selim’in babası 3.Mustafa için yaptırdığı çeşmeyi de görmek mümkün. Has bahçenin ileriki kısımlarında dolunay seyretmek için kullanılan seyir terası yer alıyor. Hasbahçede sultana ait ceylan ve antilop gibi serbestçe dolaşan hayvanların ve kafeslerde bakılan Turnalar gibi kuşların varlığını biliyoruz. Hasbahçenin sağ tarafında şu an ziyarete kapalı olan Marangozhane yer alıyor.

11-Silahhane (Kütüphane)

Saray kütüphanesi buraya kapanıp saatlerce okuma hevesi veriyor

Yıldız Sarayı gezimizde son durağımız günümüzde kütüphane sergisi için kullanılan silahhane binası. Beşik tonozlu olan yapıda, Sultan 2.Abdülhamid Han’a ait kitaplar bir araya gelmiş. Kitaplar İstanbul Üniversitesi gibi çeşitli kurumların envanterine geçmiş. Yıldız Sarayı müze olarak açılınca bu eserleri uzmanlar tek tek tespit etmiş ve burada bir araya getirmiş. İçlerinde Kanuni Divanı çok kıymetli yazma eserler mevcut.

Yıldız Sarayı ile ilgili anlattığım bölümlerin detayları ve dahası için şu Talha Uğurluel hocanın şu videosuna bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/watch?v=guxLJKXa0SU&t=4061s

Osmanlıya 400 yıl ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı’ndaki gözden kaçırmamanız gereken detaylar için bu yazımı mutlka okuyun 😉

https://newloggers.com/2023/08/04/topkapi-sarayinda-gozden-kacirmamaniz-gereken-8-nokta/

gezi, KEŞİF

7 места, които трябва да видите в Tekirdag Suleymanpasa

С поскъпването на лева през последните години Текирдаг се превърна в често посещавана от българските туристи дестинация. Реших да подготвя съдържание, за да представя по-добре нашия град на туристите, които идват тук. Надявам се, че то ще ви бъде полезно по време на вашето пътуване. Нека започнем да разглеждаме местата, които трябва да видите в Текирдаг.

1-Джамията Орта

Джамията Орта е един от най-важните исторически паметници на града.

Първото място, което трябва да видите в Текирдаг, е джамията Орта в сърцето на базара.Джамията Орта е построена за първи път през 1466 г. от филантроп на име Сейид Али.Джамията, която е била повредена с течение на времето, е ремонтирана от Kapıağası Gazanfer Ağa през 1585 г.Когато тази джамия е износена поради различни причини с течение на времето, тя е реставрирана от Кюркчю Синан бей.Минарето се срутва по време на земетресение през 1912 г.По-късно тя е построена от местните хора и търговци.

Строителният материал на джамията Орта, която е много проста и естетична структура, е ломен камък.До 1948 г. той се намира в двор, ограден със стени. Но тези стени са разрушени заради разширяването на пътя.Причината, поради която се нарича средната джамия, е, че се намира между джамията Рюстем паша и Старата джамия.

2-Рустем Паша Бедестен

Rüstem Pasha Bedesten е една от най-старите творби, които ще видите в Текирдаг.

Друго важно място, което трябва да видите в Текирдаг, е Rüstem Pasha Bedesten.Бедестен е построен през 1554 г. от великия майстор Мимар Синан по заповед на Рюстем паша, зет на Сюлейман Великолепни.Построен е с 6 купола върху 2 колони.В архитектурата стълб означава дебела колона, поставена да поддържа сграда. Нарича се още „слонски крак“. За тези, които не знаят, bedesten е името на покритите базари, където в миналото са се продавали платове, подправки и бижута.

Нашето място в Rüstem Paşa Bedesten, Çağlar Büfe, е адресът, където ще намерите най-вкусния чай, кафе, лимонада и тост в Текирдаг 😉 Човекът на снимката е баща ми 🙂

Когато дойдете в Рюстем паша Бедестени, ви препоръчвам непременно да се отбиете в нашето заведение Çağlar Büfe 😉 Можете да сте сигурни, че това е най-подходящият адрес за най-вкусните чай, кафе и лимонада в Текирдаг в сянката на липите. Винаги сте добре дошли.

3-Джамията Рустем паша

Джамията Рюстем паша е най-важната творба, която ще видите в Текирдаг.

В миналото джамията е била част от комплекс, състоящ се от баня, медресе, джамия, имарет, бедестен, кервансарай и библиотека. Строежът е завършен през 1553 г. Днес са останали само джамията, бедестенът и част от хамама.

Джамията има квадратен план, изградена е от гладко обработен камък и е покрита с единичен купол. В северозападния край има 34-метрово минаре с един балкон, също изработено от дялан камък. По онова време само султаните са можели да строят джамии с 4 минарета. Семейството на султана е имало право да строи джамии с две минарета, а държавните мъже са имали право да строят джамии с едно минаре. Тъй като Рюстем паша, патронът на сградата, също е бил държавник, той е построил джамия с едно минаре.

В сградата се влиза през правоъгълна зазидана врата с мукари по оста на михраба и многоъгълни ниши от двете страни. Дървените крила на вратата, украсени с инкрустации от перли и слонова кост, са доста впечатляващи. От всяка страна на вратата има правоъгълен прозорец, насочен към последното събрание.

Джамията Рюстем паша е светла и просторна като другите произведения на Мимар Синан.

Джамията „Рюстем паша“, която е с много богата орнаментика, е изключително светла и просторна, подобно на други творби на Синан. По страните и корема на купола има гипсови релефи с флорални и венечни мотиви в бароков стил. Тези декорации принадлежат на реставрацията по време на управлението на султан Абдулмеджид. Оригиналните декорации са изчезнали с течение на времето. Амвонът на джамията е изработен от мрамор в семпъл стил. Геометрични мотиви са използвани за орнаментиране на огледалото и парапетите. Петоъгълният покрит фонтан в двора е построен през 1841 г. по време на реставрациите на султан Абдулмеджид. На мястото на последното събрание на джамията могат да се видят буквите vav, които Мимар Синан е оставил като подпис в своите сгради.

4-Статуя на Сюлейман паша

Сюлейман паша, син на султан Орхан Гази, е човекът, дал името си на центъра на града.

Следващата ни спирка е статуята на Сюлейман паша, която дава името на центъра в Текирдаг. Статуята се намира на площад Бедестен. Сюлейман паша е най-големият син на султан Орхан Гази, вторият султан на Османската империя.Той заема мястото си в учебниците по история като Завоевателя на Румелия.По заповед на баща си в периода 1354-1356 г. той завладява места като Текирдаг и Болайр и осигурява преминаването на Османската империя към Румелия.Той е и патрон на първото османско медресе в Изник.Умира при инцидент по време на лов през 1357 г. Гробът му се намира в село Болайир в Чанаккале.

5-Къща Namik Kemal

Къщата, в която е роден Намик Кемал, пионерът на турската литература

Следващата ни спирка в списъка с места, които трябва да видите в Текирдаг, е къщата Намик Кемал. Намик Кемал, едно от най-значимите имена на турската литература, е роден в тази къща през 1840 г. През следващите години, след смъртта на майка си, той пътува из различни части на Румелия заедно с дядо си Абдулатиф паша.

За съжаление Намик Кемал прекарва по-голямата част от живота си в изгнание.

Намик Кемал е едно от водещите имена на турската литература. Първият ни литературен роман İntibah и първият ни исторически роман Cezmi са написани от него.ниЗа съжаление той прекарва по-голямата част от живота си в изгнае.След като поставя пиесата „Vatan Yahut Silistre“ през 1873 г., е арестуван и изпратен в изгнание в Кипър.През 1876 г. той участва в изготвянето на първата ни конституция – „Кануни Есаси“.Но след като султан Абдулхамид II закрива парламента под претекст за Османско-руската война от 1877-1878 г., той отново е изпратен в изгнание. Живее съответно на островите Лесбос, Родос и Хиос.Накрая умира в Хиос през 1888 г. Гробът му се намира в село Болайир, Чанаккале.

6-Археологически и етнографски музей

Повече от 23 000 творби са изложени в музея и хвърлят светлина върху историята на Текирдаг.

Продължаваме да разглеждаме Текирдаг 😉 Следващата ни спирка е Археологическият и етнографски музей. Сградата е построена за първи път през 1927 г. като имение на губернатора. През 1982 г. той е превърнат в музей. В музея са изложени приблизително 23 000 артефакта. Най-важните артефакти, които трябва да видите, са следните: Скелетът на тракийския цар Керсеплепт, откраднатата корона на Керсеплепт, саркофагът на Клеопатра, вазата, на която Прийом моли Ахил, и стаята за обрязване.Освен тях са изложени и други археологически находки като амфори и монети. Повечето от тях са открити в древния град Перинтос в област Мармара Ереглиси.

7-Музей/къща Rakoczi

Националният герой на Унгария Ференц Ракоци II е прекарал последните 15 години от живота си в тази къща.

Последният адрес, който ще открием в Текирдаг, е къщата Rakoczi. Ференц Ракоци II, националният герой на Унгария, е живял тук в периода 1720-1735 г.В къщата са изложени вещи, дрехи и писма на Ракоци.

2. Ференц Ракоци прекарва последните години от живота си, който е изпълнен с войни и изгнания, в мир в Текирдаг.

Ференц Ракоци принадлежи към благородническо семейство, което живее в Ердел (западната и централната част на днешна Румъния).Баща му е принцът на Ердел.С помощта на Франция Ракоци повежда война за независимост срещу Хабсбургите през 1700 г.Когато това сътрудничество е разкрито от шпиони на Хабсбургската (Австро-Унгарската) империя, той е арестуван и хвърлен в затвора.Осъден е на смърт, но по някакъв начин успява да избяга от затвора.След това дезертира в Полша.

През 1703 г., с подкрепата на Полша и Франция, той отново започва борба. Този път успява. След това през 1705 г. е избран за принц на Унгария от Събранието на благородниците.Но този успех трае само 3 години.През 1708 г. губи битката при Тренчин срещу Австро-Унгария и отново е хвърлен в затвора. 1711 г. е изпратен в изгнание.Живее съответно в Полша, Англия и Франция.По-късно получава покана от Османската империя. След като престоява известно време в Одрин и Истанбул, през 1720 г. пристига в Текирдаг и прекарва тук последните 15 години от живота си.Къщата е закупена от унгарското правителство през 30-те години на миналия век. През 80-те години на миналия век тя е реставрирана в съответствие с оригинала и е превърната в музей.

В тази статия се опитах да ви разкажа за 7 места, които непременно трябва да видите в Текирдаг. За вашите въпроси и коментари, моля, свържете се с мен на newlogblog@gmail.com и newloggers instagram страница.

https://www.youtube.com/watch?v=4QtSSLr3uto
За да видите местата, които споменах в статията, можете да гледате този влог, който подготвих с английски и френски субтитри.

https://newloggers.com/2020/06/01/sultanahmet-the-place-where-the-ottoman-and-roman-empires-meet-1/

За тези, които говорят английски и любителите на историята, тази статия, в която представям римските и византийските паметници в Истанбул, също може да бъде интересна за вас.

gezi, KEŞİF

14 Yaşındaki Genç Bir Seyyahın Çanakkale Hatıraları

Bu yazımda 11 Ağustos 2005 tarihli Çanakkale gezimdeki gözlemlerimi paylaştım

Merhaba ! Seyahat etmek ve deneyimlerimi kaleme almak çocukluğumdan gelen bir alışkanlık. Bu yazımda, 2005 yazında 14 yaşındayken sevgili Filiz halam ve Selçuk amcamla beraber gittiğim Çanakkale seyahatime dair gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar 🙂

11 Ağustos 2005: Tekirdağ’dan Çanakkale’ye Yolculuk

Gezimiz için sabah erken saatlerde Tekirdağ’dan yola çıkmıştık

Merhaba günlük. Bugün sana ilk yazışım. Sana Çanakkale gezimde yaşadıklarımı anlatacağım. 11 Ağustos 2005 günü halam, Selçuk amcam ve Irmak ablam ve ben Çanakkale’ye gittik. Yolculuk 3.5 saat sürdü. Nihayet Eceabat’a vardık. Orada biraz bekledikten sonra Kilitbahir minibüslerine bindik. Kısa bir yolculuğun ardından Kilitbahir’e vardık. Orada da Seddulbahir minibüsüne bindik. Bu bir tur minibüsüydü. Yolculuk güzel geçti.

Gezi Şehitler Abidesi’nden Başlıyor

Gezimizin ilk durağı Şehitler Abidesi ve içerisindeki müze oldu

İlk önce Şehitler Abidesi’ne gittik. Oranın mistik bir havası vardı. Şehitlikte dolaşırken tüylerim diken diken oldu. Ama gelin görün ki, şehitliğin bazı taraflarında çöp vardı. Gerçekten çok utanç verici bir durumdu. Ama her şeye rağmen güzel bir şehitlikmiş. Daha sonra şehitliğin altındaki müzeye gittim.Orada biraz vakit geçirdikten sonra dışarı çıktım. Tekrar minibüse bindik.

Konaklayacağımız Doğanay Pansiyon’a varıyoruz

Konakladığımız Doğanay Pansiyon Seddulbahir Köyünde yer alıyordu

Doğanay Pansiyon’un önünde indik. Orada bizi tanıdığımız Hikmet Amca karşıladı. Pansiyonun sahibi oydu. Biraz dinlendikten sonra yemek yedik. Daha sonra Hikmet Amca’nın arabasına binerek gezmeye başladık. İlk önce, Ezineli Yahya Çavuş Anıtına gittik.

Ezineli Yahya Çavuş ve Ertuğrul Koyu

Ezineli Yahya Çavuş Çanakkale Kara Savaşlarının en büyük kahramanlarından biri

Burasının hikayesi şöyle: 1915 yılındaki Çanakkale Savaşı sırasında Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan müttefik kuvvetleri, karşılarında Yahya Çavuş ve 63 kahramanı bulmuşlar. Kahraman askerlerimiz 2000 düşman askerine karşı 24 saat çatıştıktan sonra büyük bölümünü yok etmişler. Türk kahramanlığını dünya bir kez daha görmüş oldu. Daha sonra siperleri gezdik. Dönüp baktığımda,koyun ve denizin büyüleyici güzelliği ile karşılaştım.Bir müddet sonra oradan ayrıldık ve tekrar yola koyulduk.

Çanakkale gezisi devam ediyor

Zığındere ya da Sargı Yeri Şehitliği Çanakkale’de geçen en hazin hikayelerden birine ev sahipliği yapmış

Bu kez başka bir koya ( Teke Koyu olması lazım) gittik. Orası da çok güzeldi. Orada bir Osmanlı topu vardı. Hikmet Amca’dan öğrendiğimiz kadarıyla 300 kiloymuş. Daha sonra Hikmet Amca bize o koydan bir sürü mermi topladı. Bunlar savaş sırasında kullanılmış mermilerdi. Orada biraz kaldık. Gezerken bir helikopter böceği gördüm. Rengi kırmızıydı. Gerçekten çok güzeldi. Biraz sonra oradan da ayrılıp Zığındere Şehitliği’ne gittik.

Burasının adı Sargı Yeri Şehitliği olarak geçiyordu. Buranın da ayrı bir hikayesi var. Çanakkale Savaşları esnasında yaralı askerleri burada tedavi ediyorlarmış. Yaralıların arasında Osmanlı askerlerinin yanında müttefik kuvvetlerinin askerleri de varmış. Ancak savaşta pek çok haksızlık yapan müttefikler, acımasız taraflarını bir kez daha göstererek hastaneyi bombalamışlar. Gerçekten çok acı bir durum. Burayı gezerken bu acıyı yüreğimde hissettim. Orada şehitler adına dua ettim. Daha sonra oranın çıkışındaki tezgahlara uğradım ve savaşta kullanılmış 2 mermi satın aldım.

Alçıtepe Köyü’ne gidişimiz ve Çanakkale gezimizin sonu

Alçıtepe Köyünde Köy bakkalı Selim Bey’in kurduğu müze

Zığındere Şehitliğinden Alçıtepe Köyü’ne gittik. Orada özel bir müzeyi ziyaret ettik. Müzenin sahibi Selim adında biriymiş. Yıllar önce ölmüş. Kendi çabalarıyla topladığı eşya ve malzemelerle bu müzeyi kurmuş. O müze de gayet güzeldi. Özellikle orada sergilenen bir İngiliz piyade tüfeği çok hoşuma gitti. Yine Atatürk resmi de çok güzeldi. Bunlara karşılık müzede hiçbir güvenlik sistemi yoktu. Bence burası kolaylıkla soyulabilir. Oradan da ilk şehitler anıtına gittik. Bu anıt Çanakkale Savaşlarında şehit düşen ilk askerler için yapılmış. 81 er ve 5 subay.

Çanakkale içinde vurdular beni. Ölmeden mezara koydular beni. Çanakkale Savaşının hazin öyküsünü anlatan bu güzel türküyü aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=v0F6pHVc97U

Tarihimiz için çok önemli bir yer olan, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu Söğüt’ü anlattığım şu yazı da ilginizi çekebilir.

https://newloggers.com/2022/01/17/osmanli-imparatorlugunun-dogdugu-toprak-sogut/

İlginç Bilgiler

Alplerin Gözbebeği İsviçre Hakkında 10 İlginç Bilgi

Bu yazımda çikolatası,kayak merkezleri ve refah seviyesi ile meşhur İsçivre’yi daha yakından tanıyacağız

İsviçre dendiğinde aklımıza muhteşem doğası, gelişmiş kayak merkezleri, nefis çikolatası,renkli kıyafetleri ile zaman zaman komplo teorilerine konu olan bankaları gelir. Peki, bunların ötesinde ülkenin kültürüne dair ne biliyoruz ? Ben de geçenlerde kendime aynı soruyu sordum ve yeni bir ilginç bilgiler içeriği hazırlamaya karar verdim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “Alplerin Gözbebeği İsviçre Hakkında 10 İlginç Bilgi”
gezi, KEŞİF

Osmanlı’nın Rumeli’de Kurduğu İlk Şehir: Uzunköprü

Edirne’nin Uzunköprü ilçesi köklerini Rumeli’de salan Osmanlı’nın kurduğu ilk şehir

Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu tarihten itibaren ilk yayılımını batıya Balkanlara doğru yapmış. Bizans’ın son dönemlerde zayıf durumda olması ve diğer beyliklerle de mücadele etmesi,beyliğin büyüyüp gelişmesini kolaylaştırmış. Beylik Rumeli topraklarında yayılarak orada sağlam bir imparatorluğun temellerini atmış. 1402’deki Ankara Savaşında alınan yenilgiye ve yaşanan Fetret Devrine rağmen buradaki hakimiyeti sayesinde ayakta kalmayı başarmış. Edirne’nin Uzunköprü ilçesi, Osmanlı’nın Rumeli’de kurduğu ilk şehir olma özelliğini taşıyor. Ben de bu vesileyle,geçtiğimiz ay ziyaret ettiğim bu kadim kenti sizlere tanıtmak için bu yazıyı hazırlamaya karar verdim.Keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Osmanlı’nın Rumeli’de Kurduğu İlk Şehir: Uzunköprü”
gezi

Vize Verirken Ecel Terleri Döktüren 10 Ülke

Bazı ülkeler vize verirken süreci çok fazla zorlaştırıyor

Seyahat severlerin en büyük problemlerinden biri de şüphesiz vize almak. Son dönemde bu konuda önemli adımlar atılıp pek çok ülke ile vize kaldırılsa da, halen pek çok ülkeye seyahat etmek için vizeye başvurmak gerekiyor. Birkaç günlük turistik bir seyahat için bile çok sayıda belge temin etmenizi istiyorlar. Bu da vize sürecini iyice çekilmez hale getiriyor. Bu yazımın konusu en zor vize veren ülkeler olacak. Hiçbir vize başvurunuzda zorlukla karşılaşmamanız dileğiyle. Keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Vize Verirken Ecel Terleri Döktüren 10 Ülke”
İlginç Bilgiler

Kanallar Ülkesi Hollanda Hakkında 10 İlginç Bilgi

 Hollanda kanallarıyla, lezzetli peynirleriyle, çılgın eğlence hayatıyla ve sanatsal zenginliğiyle Avrupa’nın en renkli ülkelerinden biri. Çalışmaya giden işçiler ve eğitim için giden öğrencilerinden dolayı yakın ilişki içinde olduğumuz bir ülke. Hollanda, son yıllarda Türk turistlerin en çok ziyaret ettikleri ülkelerden biri konumunda. Bu yazımda, Hollanda hakkında ilginç bilgileri derleyerek ülke ve kültürünü daha yakından tanıtmak istedim. Keyifli okumalar.

Okumaya devam et “Kanallar Ülkesi Hollanda Hakkında 10 İlginç Bilgi”
İlginç Bilgiler

Şövalyeler Adası Malta Hakkında 10 İlginç Bilgi

Malta tarihten adını sıkça duyduğumuz ama hakkında çok az şey bildiğimiz bir ada ülkesi.

Merhaba 🙂 Yeni bir ilginç bilgiler içeriğiyle karşınızdayım 🙂 Bu kez, şövalyeleri vasıtasıyla tarihte adını sıkça duyduğumuz ama hakkında çok az şey bildiğimiz küçük bir Akdeniz ülkesi olan Malta’yı keşfedeceğiz.Ülke son yıllarda İngilizce öğrenimi için gelenlere ve dünyaca ünlü Game of Thrones dizisinin bazı platolarına ev sahipliği yapması sayesinde popülerliğini oldukça arttırdı. Bu yazımda sizler için, Akdeniz’in bu küçük ama bilinmeyenlerle dolu ülkesi Malta hakkında ilginç bilgileri derledim. Keyifli okumalar 🙂

1-Malta’da Yeşil Alan Neredeyse Yok Gibi…

Malta’da yeşil alan gerçekten çok az

Malta hakkında ilginç bilgilere adanın doğasıyla başlayalım.Her ne kadar fotoğraf sanatçıları için eşsiz manzaralara ve mimari harikası sanat eserlere sahip olsa da ülkeyi oluşturan 3 adada herhangi bir yeşil alan veya akarsu bulunmuyor. Hatta dağ bile yok !

2-Ada Pek Çok Kült Filmine ve Ünlü Game Of Thrones Dizisine Ev Sahipliği Yaptı.

Ünlü Game of Thrones dizisinin bazı sahneleri Malta’da çekildi

Malta,Büyük bir keyifle tekrar tekrar izlediğimiz, gişe rekorları kıran pek çok Hollywood filmine set olmuş. Russel Crowe’un oyunculukta zirve yaptığı Gladyatör, Homeros’un İlyada’sına konu olan Truva Savaşı’nın anlatıldığı, ünlü aktör Brad Pitt’in başrolde Aşil’e hayat verdiği Truva filmi burada çekildi. Adada ayrıca John Snow’u, Khaleesi’si ve Tyron Lannister’ı ile gönlümüzde taht kurmuş Game of Thrones diziside çekilmiş.

3-Malta’da Trafik Akışı Sol Taraftan Sağlanıyor.

Malta’da trafik İngiltere’deki gibi soldan akıyor.

Maltalılar çok romantik insanlarmış. Kalp soldan atıyor diye tutup trafiği de soldan yürütmüşler iyi mi ! Şaka bir yana,yıllarca İngiliz hakimiyetinde kalmasından ötürü ülkede hala ingiliz kültüründen birçok izler görmek mümkün. Britanya’da olduğu gibi Malta’da da araçların direksiyonları sağ tarafta ve trafik akışı soldan sağlanıyor. Yani olayın romantizm ile alakası yok 🙂

4-Başkent Valetta Avrupa’nın Planlı Kurulmuş İlk Şehri.

Malta’nın başkenti Valetta çevre ve şehircilik bakımından Avrupa’da özel bir konumda

Malta hakkında ilginç bilgilere mimari ile devam edelim.Avrupa’nın belli bir mimari plan dahilinde kurulan ilk şehri neresi diye bir soru yöneltilse, birçoğumuz Paris veya Roma gibi bilinen şehirlerin ismini söyleriz. Ama cevap çok farklı. Malta’nın başkenti Valetta, Avrupa’da planlı bir şekilde kurulan ilk şehir olma özelliğini taşıyor. Şehrin planını ünlü Malta Şövalyeleri yapmış. İnşası 15 yılda bitmiş.

5-Ülke Dünyanın En Eski Yerleşim Yerlerinden Biri.

Malta Megalit Tapınakları Mısır Piramitlerinden 2000 yıl daha eski

Akdeniz’in ortasında yer alan Malta; Kuzey Afrika, Asya ve Mezopotamya gibi bölgelere kıyasla daha yeni bir yerleşim yeri olarak bilinse de tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Yapılan kazı çalışmalarında Malta tarihinin MÖ. 5000’li yıllara kadar uzandığı tespit edilmiş. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Megalit Tapınakları çalışmaları doğrular nitelikte.

6-Dünyanın En Kaliteli Balı Burada Üretiliyor.

Dünya’nın en kaliteli balı Anzer diyenler yanıldı.

Malta hakkında ilginç bilgileri araştırırken en çok beni en çok şaşırtan bu oldu.Çoğumuz dünyanın en kaliteli balı olarak Rize’de yetişen ve henüz sofralarımıza gelmeden kilosuna bir ton para ödenerek arap şeyhleri ve iş adamları tarafından satın alınan Anzer balını biliriz. Ama gerçek farklı. Dünyanın en kaliteli balı Malta’da üretiliyor. Bunun sebebi ise ender rastlanan bir arı türünün burada yaşaması. Ayrıca Malta’nın Yunanca’daki karşılığı da bal.

7- Başkent Valetta Yüz ölçümü Bakımından Avrupa’nın En Küçüğü.

Valetta Avrupa’nın en küçük başkenti.

Malta hakkında ilginç bilgiler denizde bir damla gibi adeta 🙂 Ülkenin başkenti Valetta, 0.8 km2 yüz ölçümü ile Avrupa’nın en küçük başkenti unvanına sahiptir. Valetta’yı 2. sıradaki Vatikan ve 3. sıradaki Monaco takip ediyor.

8- Ülkede Elini Sallasan Resmi Tatile Çarpıyor 🙂

Malta’da o kadar çok resmi tatil var ki çalışmaktan tatile fırsat kalmıyor diyeni dövüyorlar 🙂

Malta çalışanlar için bir cennet olsa gerek. Ülkede tam tamına 12 adet resmi tatil var. Yani Malta’da çalışmaktan bunalıp hiç tatil yapamıyoruz diyenleri dövüyorlar 🙂 Resmi Tatiller şu şekilde: Yılbaşı 1 Ocak,St.Paul’s Shipwreck 10 Şubat,St. Joseph Day 19 Mart,Özgürlük Günü 31 Mart,İşçi Bayramı 1 Mayıs,1919 Bağımsızlık Ayaklanmalarının Yıl Dönümü 7 Haziran,Feast of Saint Peter and Paul 29 Haziran,Zafer Günü 8 Eylül,Bağımsızlık Günü 21 Eylül,Meryem Ana Bayramı 8 Aralık,Malta Cumhuriyet Bayramı 13 Aralık,Noel 25 Aralık.

9- Resmi Dil Malti Latin Harfleriyle Yazılan Tek Resmi Dil.

Maltaca ( Malti) oldukça ilginç bir dil.

Malta hakkında ilginç bilgilerden bir diğeri filolojiyle ilgili. Resmi dil Malti,Arapça ile İtalyanca’nın karışımı bir dil. Ülke 200 yıl Arap hakimiyetinde kaldığı için bu kültürden etkilenmemesi mümkün değil elbette. Günümüzde Malta dilinde pek çok Arapça kökenli kelime var. Örneğin ülke Katolik olmasına rağmen Tanrı’ya Allah diyorlar. Ayrıca Maltaca Avrupa’da konuşulan Sami Dil Ailesi’ne (AfroAsya) ait tek dil.

10- Dünyanın En Eski Üniversitelerinden Biri Burada Yer Alıyor.

Malta Üniversitesi dünyanın en eskilerinden

Malta hakkında ilginç bilgilerimizin sonuncusu eğitim ile ilgili. Ülkedeki tek üniversite olan Malta Üniversiteyi 1592 yılında Malta Şövalyeleri kurmuş. Okul, dünyanın en eski üniversitelerinden birisidir. Eğitim dili tamamıyla İngilizce’dir. Avrupa’nın en saygın üniversitelerinden biri olan Malta Üniversitesi’nde 80 farklı ülkeden toplam 11.000 öğrenci eğitim görmektedir.

Çok okunan ilginç bilgi içeriklerimden biri olan şu yazıyı da okumalısınız 😉

https://newloggers.com/2019/01/27/fransa-hakkinda-15-ilginc-bilgi/

Ayhan Sicimoğlu ile birlikte dünyayı keşfetmek ayrı bir keyif 🙂 Üstadın Malta’da çektiği programın linkini buraya bırakıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=nrVisSb34p4

KEŞİF, MEKAN

Mimarileri ve Koleksiyonları İle Dünyanın En Güzel 10 Kütüphanesi

Bazı kütüphaneler hiç okumayan insanları bile kitap kurdu yapacak güzellikte.

Günümüzde online arşivler bilgiyi ulaşmayı daha hızlı ulaştırsa da, okuma alışkanlığı kazandırmadaki rolü hala önemli. Dünya üzerinde bazı kütüphaneler var ki gerek mimarisi ile,gerek ise koleksiyonunun zenginliği ile hiç kitap okumayan birine bile okuma şevki kazandıracak güzellikte. Bu yazımda dünyanın en güzel 10 kütüphanesi evlerinize konuk olacak. Keyifli okumalar 🙂

1- Bodleian Kütüphanesi – Oxford, İngiltere

Harry Potter serisindeki kütüphane sahneleri Boedlian’da çekilmiş.

Harry Potter hayranları burada mı? Filmi izleyenler Harry, Ron ve Hermonie’nin ders çalıştıkları ve maceraları için toplantı yaptıkları kütüphaneyi hemen hatırlayacaktır. Bodleian Kütüphanesi serideki popülaritesinin dışında Avrupa’nın en eski ve en önemli kütüphanelerinden biri. 1602 yılında Oxford Üniversitesi’nin kütüphanesi olarak kurulmuş. 11 milyondan fazla kaynağa ev sahipliği yapıyor. Magna Carta’nın 4 adet kopyası, Gutenberg İncil’i ve Shakespeare’in ilk Folio’su bunlardan bazıları. Bir Harry Potter hayranı olarak,dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine ilk sıradan koyuyorum. Pozitif ayrımcılık diyebiliriz 🙂

İşte Harry,Ron ve Hermione’nin ders çalıştığı ve gizemleri araştırdığı Bodleian Kütüphanesi 🙂

2-Trinity College Kütüphanesi – Dublin, İrlanda

İrlandalı ünlü yazarların büstleriyle süslü The Long Room Salonu

Kraliçe 1. Elizabeth’in emriyle 1592 yılında kurulan kütüphanede 6 milyonu aşkın eser yer alıyor. Kütüphaneye esas şöhreti getiren, fotoğraflarına sıklıkla rastladığımız 65 metrelik The Long Room salonu. Salonun her iki yanında Guilever’in Gezileri’ni yazan Jonathan Swift’inki de dahil olmak üzere İrlandalı ünlü yazarların büstlerini görüyorsunuz. İrlanda’nın telif hakları merkezi olarak da kullandığı kütüphanenin en önemli eseri ise Latince el yazması gospel kitabı Book of Kelts yani Kelt Kitabı. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesine girmeyi fazlasıyla hak ediyor.

3- San Marco Ulusal Kütüphanesi-Venedik,İtalya

Bir saray kadar ihtişamlı olan San Marco Kütüphanesi’nde okumak büyük bir keyif 🙂

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi listesinde ilerleyerek ,köprü ve kanallarıyla meşhur Venedik’e uzanalım. Muhteşem bir Rönesans binasında faaliyet gösteren San Marco Kütüphanesi’nin inşası 1537 yılında bitmiş. Kütüphane, 1603 yılından bugüne Venedik’te baskıya giren bütün kitapların birer kopyasını bünyesinde barındırıyor. Kütüphanenin koleksiyonunda 1 milyondan fazla kitap, 13.000’den fazla el yazması eser ve 24.000’den fazla 16. yüzyıl eseri yer alıyor.

4- Strahov Manastır Kütüphanesi-Prag,Çek Cumhuriyeti

Yaklaşık 900 yıllık olan Strahov Kütüphanesinin İncil koleksiyonu ile meşhur.

1143 yılında inşa edilen Strahov Kütüphanesi, 200.000’den fazla cilde ve 3000 orijinal el yazmasını bünyesinde bulunduruyor. İç tasarımı ile oldukça etkileyici olan kütüphanede çok geniş bir İncil koleksiyonu da bulunmakta.

5- St.Gall Manastır Kütüphanesi-St.Gallen,İsviçre

Bu kütüphane bana Profesör Dumbledore’un odasını hatırlatıyor 🙂

İsviçre’nin St. Gallen kentinde 689-759 yılları arasında yaşamış Aziz Othmar zamanında inşa edilmiş. Yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor. İsviçre’nin en eski, dünyanın da en eski kütüphanelerinden biridir. Koleksiyonunda 8-15. yüzyıllar arasına ait 2100 orijinal el yazması eser bulunuyor.

6- Ulusal Kütüphane ( Biblioteque Nationale)-Paris,Fransa

Oldukça zengin bir koleksiyona sahip Biblioteque Nationale’in Antik Yunan el yazmaları paha biçilemez bir değere sahip

1461 yılında inşa edilen Biblioteque Nationale de France’ın bünyesinde 14 milyonu kitap olmak üzere 40 milyon eser yer alıyor. Koleksiyonun en ilgi çekici kısmı ise 5000’i aşkın Antik Yunan döneminden kalma el yazmaları. Okuma salonu da ilk defa eline kitap alan bir insanı kitap kurdu yapmaya teşvik edecek cinsten. Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi arasında özel br yere sahip.

7-Yale Üniversitesi Kütüphanesi-New Haven,ABD

Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi mimarisiyle Louvre ve British Museum’a benziyor.

Dünyanın en güzel 10 kütüphanesi keşfinde kıta değiştirerek Amerika’ya geldik :)Yale Üniversitesi Beinecke Kütüphanesi, nadir kitap ve el yazmalarını muhafaza etme açısından dünyanın en büyük kütüphanesi. Fazla ışığı geri yansıtan Dany mermerlerinden oluşan duvarları ile dikkat çeken bir yapı. Sinclair Lewis, Joseph Conrad gibi değerli yazarların eserlerini bünyesinde barındırıyor.

8-Kongre Kütüphanesi-Washington DC,ABD

Washington’daki Kongre Kütüphanesi cilt sayısı ve raf alanı bakımından dünyanın en büyüğü

Amerika’nın en eski kültür kurumu olan Kongre Kütüphanesi, 1800 yılında hizmete başlamış. Raf alanı ve cilt sayısı açısından bakıldığında dünyanın en büyük kütüphanesi ünvanını taşıyor. Bünyesinde 32 milyon kitap, 61 milyondan fazla el yazması ve bağımsızlık bildirgesinin bir örneği yer alıyor.

9- New York Halk Kütüphanesi-New York,ABD

Kütüphane farklı dillerde araştırma yapmak isteyenler için birebir

Koleksiyonunda 50 milyondan fazla eser olan New York Halk Kütüphanesi, 1895 yılında kurulmuş. Kuzey Amerika’nın en büyük 3. kütüphanesidir. 87 kütüphaneyi kapsayan kompleks, yapı yılda yaklaşık 3.5 milyon kişiye hizmet veriyor. Orijinal el yazması koleksiyonu, 1200 farklı dil ve lehçeye sahip dünya dilleri koleksiyonu ve enfes bir atmosfer ve tasarıma sahip Rose Main okuma salonu ile ön plana çıkıyor.

10-Parlamento Kütüphanesi-Ottawa,Kanada

Ottawa Parlamento Kütüphanesi adeta bir sanat galerisini andırıyor.

Dünyanın en güzel kütüphanesi keşfimizde son adresimiz,Kanada’nın başkenti Ottawa’da yer alıyor. 1876 yılında kurulan Parlamento Kütüphanesi, 2002 ve 2006 yılları arasında birçok kez restorasyon geçirmiş. Günümüzde ülkenin ikonu haline gelen kütüphane, 10 Kanada Doları banknotunun ön yüzünde yer alıyor. Kanada Parlamentosu’nun bilgi merkezi ve araştırma kaynağı olarak görev yapıyor. 400 kişinin çalıştığı kütüphanede 600.000 derleme mevcut.

Harry Potter ve Felsefe Taşı filmindeki meşhur kütüphane sahnesi Boedlian’da çekilmiş. Aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz

https://www.youtube.com/watch?v=HxXaGPwI-DQ