Genel

İSTANBUL’DAKİ EN GÜZEL 10 CAMİİ

 İslam aleminin kutsal ayı, 11 ayın sultanı olarak adlandırdığımız Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda İstanbul’un en değerli, en etkileyici manevi noktalarını sizlere anlatacağım bir yazı hazırlamak istedim. Bu yazımda  her biri bir mimari harikası 10 yapıyı İstanbul’daki En Güzel 10 Camii başlığı altında sizlerle buluşturacağım. Keyifli okumalar 🙂

Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii

Camii  Sultan 1. Ahmet’in emriyle arasında mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından 1609-1616 yılları arasında inşa edilmiş. Yabancıların Blue Mosque ( mavi cami) olarak adlandırdığı camii  lale,karanfil,gül ve zambak desenli 20 binden fazla İznik Çinisi ile kaplı. Mihrap ve minberi Marmara Adası’ndan getirtilen mermerlerden yapılmış.

 Camii’yi eşşiz kılan özelliklerden biri de 6 minareli olması. Dünya’da 6 minareli tek camii olma özelliğini taşıyor. Yapıldığı dönemde kabe ile aynı sayıda minareye sahipmiş. Bu tepki çekince Sultan 1.Ahmet Kabe’deki camiiye bir minare daha yaptırmış. Camii’nin batı yakasında Hipodrom’a açılan kapının üstündeki zincire ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Zincir Padişah ta olsa bu kapıdan geçen herkes başını eğmeli manasını hatırlatmak için buraya konulmuş. Camii’nin hemen yanındaki türbede, Sultan 1.Ahmet, eşi Kösem Sultan ve oğulları 4.Murat,2.Osman ile birlikte yatıyor.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii
Süleymaniye Camii

 Büyük usta Mimar Sinan‘ın İstanbul’a kazandırdığı eşşiz eserlerden biri de Süleymaniye Camii.1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman‘ın tahta çıkışının 30.yılı anısına inşa edilmiş. Temel inşası 3 yıl camii inşası 7 yılda tamamlanmış. Camii’de 4 minare ve 10 şerefe bulunuyor. 4 minare Kanuni’nin istanbul’un fethinden sonraki 4.padişah, 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı olmasını simgeliyor.

 Camii’nin ana kubbesini ayakta tutan 4 sütun mevcut. Sütunların bir tanesi Artemis Tapınağı’ından , bir tanesi İstanbul’da bulunan bir dikilitaştan, iki tanesi de Mısır’dan getirtilmiş. Bu 4 sütun İslam’ın 4 halifesini simgeliyor. Marmara Adası’ndan özel olarak getirtilmiş. Camii’nin İznik  Çinileri ile kaplı duvarları ve sedef kakma ile yapılmış pencereler ile vaiz kürsüsü özel olarak incelenmeli. Camii’deki hat işlerine Ahmet Karahisari başlamış ama onun kör olmasından sonra öğrencisi Hasan Çelebi çalışmaları tamamlamış. Mihrabın iki yanına Fatiha, kubbeye ise Nur Suresi işlenmiş.

 Mimar Sinan’ın dehasını Camii’nin yapım tekniklerinden anlamak mümkün. Camii’nin farklı  noktalarına koyduğu tuğla ve küplerin arasına boşluklar bırakmış. Bu sayede binanın muhteşem akustiği ortaya çıkmış.Usta ayrıca kandillerden çıkan islerin tek bir odada toplanmasını sağlamış.Böylece binanın kirlenmesini önlemiş. Ayrıca bu işlerden mürekkep elde edilmiş. Camii’yi yaptıran Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan camii’içindeki türbelerde yatıyorlar. Büyük usta Sinan’ın türbesi ise camii’nin hemen dışında yer alıyor. Yukardan bakıldığında Sinan’ın eşşiz eserine ince bir imza bıraktiğinı görüyorsunuz.

Beyazıt Camii

Beyazıt Camii
Beyazıt Camii

 Camii İstanbul’un en eski selatin( padişahların şahsi servetleriyle yapılan) camiilerinden biridir. Fatih‘in oğlu Sultan 2.Beyazıt tarafından 1501-1506 yılları arasında inşa ettirilmiş. Mimarı tam olarak bilinmemekle birlikte mimar Kemalettin veya mimar Hayrettin tarafından yapıldığı varsayılıyor. Selçuklu mimarisi esas olarak inşa edilmiş camii’nin İç mimarisi Ayasofya’dan esinlenilmiş. Ayrıca İstanbul’da orjinalliğini muhafaza edebilmiş tek selatin camiisi olma özelliğini taşıyor. Sarkıtlı kubbesi, sivri kemerleri ve kare avlusu görülmeye değer.

 Camii 20 antik sütun üzerine 24 kubbe şeklinde inşa edilmiş. Camii harim ve hünkar olarak iki kısma ayrılmış. Harim kısmını cemaat , harem kısmını padişah ve ailesi kullanıyormuş. Zaman içerisinde doğal afetler nedenşyle zarar gören camiiyi, Mimar Sinan tamir etmiş. Camii’nin içerisinde Sultan 2.Beyazıt, Fatih Sultan Mehmet’in halası Selçuk Hatun ve Mustafa Reşit Paşa’nın türbeleri bulunuyor.

Fatih Camii

Fatih Camii
Fatih Camii

  Camii Fatih Sultan Mehmet tarafından  rum asıllı  mimar Atik Sinan’a 1467–1470 yılları arasında inşa ettirilmiş. İstanbul’da inşa edilen ilk selatin camiisi olma özelliğini taşıyor.

 Camii’nin yerinde Bizans’ın Ayasofya’dan sonra en kutsal mekanı olan Havariyum Kilisesi bulunuyormuş. Havariyum Kilisesi Bizans İmparatorlarının gömüldüğü yer olarak biliniyor. Fatih Sultan Mehmet’te şehrin sahibinin kendisi olduğunu vurgulamak için buraya kendi mabetini inşa ettirmiş. Fatih bilindiği gibi kendini Kayser-i Rum yani Roma İmparatoru olarak görüyordu. Fatih’te Roma İmparatorluğununun başkentini ele geçirerek bu ünvanı devralmış. Ayasofya’dan daha görkemli bir mabetle hakimiyetini taçlandırmak istemiş.

 Camii’nin ana kubbesi dört fil ayağına oturtulmuş. Merkezi kubbeyi çevreleyen dört yarım kubbe bulunuyor. Yarım kubbelerin etrafını ise ikinci dereceli yarım kubbe ile tam kubbeler çevrelerken, dış kısımdaki ve mahfildeki abdest musluklarının önünde yer alan galeriler ile örtülmüş.Revak sütunlarının sekizi yeşil Eğriboz, ikisi pembe, ikisi esmer granitten, son cemaat yerindekilerin bazıları ise Mısır granitinden. Başlıklar tamamen mermerden ve hepsi istalaktitli. Kaideler de mermer. Avlunun biri kıblede, ikisi yanda üç kapısı var. Şadırvan sekiz köşeli. Hücre köşeleri yeşil direkli, kum saatleri ile süslü ve üstü zarif bir taçla biter. Yaşmağın üzerinde tek satırlık bir ayet bulunuyor. On iki dilimli olan minare, cami ile büyük bir ahenkle birleşmiş. Çinili levhalar son cemaat duvarının sağ ve solundaki pencere aynalarından.

 Camii 1766 depreminde ciddi şekilde zarar gördüğünden orjinal hali maalesef günümüze ulaşamamış.Caminin ilk inşasından günümüze sadece şadırvan avlusunun üç duvarı, şadırvan, tac kapı, mihrap, birinci şerefeye kadar minareler ve çevre duvarının bir kısmı kalmış. 1766 depreminden sonra Sultan 3.Mustafa tarafından 1767-1771 yılları arasında mimar Tahir Ağa’ya tamir ettirilmiş. Camii’nin avlusunda Fatih Sultan Mehmet, eşi Sultan 2.Beyazıt ve Gevher Hatun’un annleri Gülbahar Hatun ve Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbeleri bulunuyor.

Küçük Ayasofya Camii

Küçük Ayasofya Camii
Küçük Ayasofya Camii

 İstanbul’un çok bilinmeyen ama estetik açıdan en güzel camiilerinden biir olan Küçük Ayasofya Camii Istanbul Sultanahmet meydanından Marmara denizine dogru inen yolda, Cankurtaran ve Kadirga semtlerinin kesişiminde yer aliyor.Ilk basta imparator Justianus ve esi Thedora tarafindan Ms.527’de kilise olarak insa edilmis. Nika ayaklanmasinda zarar gordugunden 536 da tekrar yapılmış.

 İsmi Aziz Sergios ve Bakhos kilisesi. Hikayesi ise soyle. Imparator 1.Anastasios kendine karsi bir isyana karistiklari gerekcesiyle amcasi Justianus ve oglunu idam ettirecekmis. Lakin ruyasinda hristiyanliga geçtikleri icin idam edilen ama daha sonra azizlik mertebesi verilen Sergios ve Bakhos adli iki azizi gormüş. Azizler Justianus ve oglunun masum oldugunu soylemişler. Imparator da bunun üzerine onlari affetmiş. Justinanus tahta gecince azizlere adayacagi bu kiliseyi yaptırmış.1504 yilinda kapicibasi Huseyinaga tarafindan camiiye cevrilmis.İç kısmı sekizgen sütunlar ve 16 kemerden oluşan yapıda kırmızı ve yeşil mermer sütunlar ve üzerlerindeki oymalar kilise döneminden kalma.

Mihrimah Sultan Camii

Mihrimah Sultan Camii
Mihrimah Sultan Camii

Camii 1562-1565 yılları arasında büyük usta Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Koca Sinan ilk kez padişah fermanı olmadan Edirnekapı’da gelen geçenin fazla olmadığı İstanbul’un en yüksek tepesine bu yapıyı inşa etmiş.

 Dikdörtgen plan ile inşa edilen camiinin kompleksinde türbe,mektep,hamam ve medrese bulunuyor.37m yüksekliğe sahip kubbesi, üçer kemere yaslanıyor.. Caminin mihrap ile minberi taş işçiliğiyle yapılmış.Mihrabın sağ ile sol tarafında üç kubbe ve mahfilleri yer alıyor. Ayrıca caminin yan kısmında ikişerli sütun bulunuyor.

  Camiinin yapımıyla ilgili dilden dile dolaşan bir rivayet var.Rivayete göre Mimar Sinan Kanuni’nin kizi Mihrimah Sultan’a asik olmus. Ama onunla evlenmek isteyen baska biri daha varmis.Sadrazam Rüstem Paşa.Kanuni kizini Rustem Pasa ile evlendirmis. Mimar Sinan da askini gostergesi olarak Üsküdar’daki Mihrimah ile Edirnekapi’daki bu camiyi insa etmiş.Mihrimah gunes ve ay anlamına geliyor. Gece ile gunduzun esit oldugu 21 Mart’ta her iki camiyi goren bir tepeye ciktiginizda Edirnekapi’daki Camii’nin tepesinden gunes batarken, Üsküdar’daki Camii’nin tepesinden ayın doğduğunu görebiliyorsunuz.21 Mart ayni zamanda Mihrimah Sultan’in dogum gunu. Koca Sinan’in dehasina hayran kalmamak elde degil.

Şehzadebaşı Camii

Şehzadebaşı Camii
Şehzadebaşı Camii

 Büyük Usta’Mimar Sinan’ın İstanbul’un çehresini değiştiren eserlerinden biri olan Şehzadebaşı Camii 1544-1548 arasında inşa edilmiş. Mimar Sinan çıraklık eserim dediği camiiyi Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın genç yaşta vefat eden oğulları Şehzade Mehmet adına inşa etmiş.

 Yarım kubbe üslubunu ilk kez Şehzadebaşı’nda kullanan Koca Sinan dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirerek, Rönesans mimarlarının yapamadıklarını  gerçek kılmış.Cami kare planlı olarak inşa edilmiş ve üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbe ile örtülmüş. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe bulunuyor. Bütün kubbeler dört büyük fil ayağı üzerine oturuyor. Mimar Sinan diğer tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de sadelik ve ihtişamı ince bir şekilde harmanlamış.

 Camii’nin içindeki şehzade türbesinde Şehzade Mehmet ve Şehzade Cihangir yatıyor.Bu türbenin sol yanında da Rüstem Paşa’nın türbesi bulunuyor.

Pertevniyal Valide Sultan Camii

Pertevniyal Valide Sultan Camii
Pertevniyal Valide Sultan Camii

 ,Sultan Abdülaziz‘in annesi, Sultan 2. Mahmut ’un karısı Pertevniyal Valide Sultan (1812-1883) tarafından 1869-1871 yılları arasında, 29 inşa edilmiş. Pertevniyal Valide Sultan Camii’nin tasarımı Mimar Sarkis Balyan’a ait. Bazı kaynaklarda ise  tasarımın İtalyan mimar Montani’ye ait olduğu yazıyor.

 Camii’nin bulunduğu yerde önceleri 1768 yılında yapılmış olan Mustafa Efendi Camii bulunuyormuş. Bu camii’nin harabeleri yıktırılarak şimdiki camii yaptırılmış. Camii neogotik tarzı ile Türk ve Hint mimarisinin bir karışımını yansıtıyor. Klasik camilerden çok farklı bir mimariye sahip. Cephe görüntüsü ile diğer camilerden çok farklı. Bütün cepheler, son derece zarif taş işçiliği ile dantel gibi süslenmiş.

 Camii’nin bin metrekarelik iç mekânı, altın yaldızlarla parlatılmış mavi renkli kalem İşi süslemeleri kaplı.İstanbul’daki camiilerde gördüğüm en etkileyici ve zarif kalem işi desem yanılmış olmam. Motifler; renk ve çizgileme teknikleri açısından 16. ve 17. yüzyıl örneklerinden oldukça farklı.

 Kare planlı cami, tek kubbeden oluşuyor.Ana kubbe duvarların üstündeki pencereli yüksek bir kasnağa oturtulmuş vaziyette.. Köşelerdeki büyük taşıyıcı ayaklar, birer çıkma ile dışarıya alınmış.

 Yapının dört köşesinde Hint mimarisini andıran birer kule yer alıyor. Kuzeydeki hünkâr dairesi, cami görünümüne hâkim. Hünkâr kasrının köşelerinde, iki adet minare bulunuyor. Minareler; kesme taştan örülmüş, yivli, taş külahlı ve tek şerefeli. İstanbul’daki camiiler içinde pek bilinmeyen bu eşşiz yapıyı tarihi yarımada gezinize mutlaka dahil etmenizi tavsiye ederim. Hem dış hem iç mekan estetik zevkinizi doruk noktasına çıkaracak seviyede.

Arap Camii

Arap Camii
Arap Camii

  Camii’yi 717 yılında İslam ordularının başında şehri kuşatmaya gelen Meslame bin Abdülmelik inşa ettirmiş. Camii, İstanbul’da inşa edilen ilk camii olma özelliğini taşıyor. Şehirde ezan ilk kez burada okunmuş.

 Girişiyle ortaçağ şatolarını andıran yapı,Haliç’in Galata yakasında bulunan en büyük camii olma özelliğini de taşıyor. Kuşatma kaldırıldıktan camii gotik üslup ile inşa edilen bir kiliseye çevrilmiş ve ismi Saint Paul Kilisesi olmuş. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475 yılında tekrar camiye çevrilmiş ve vakfiyesine kaydedilmiş. 1913 yılında yapılan tadilatta camii bahçesinde Cenevizlilere ait mezar taşları bulunmuş. Bu mezar taşları şu an Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Ortaköy Camii

Ortaköy Camii
Ortaköy Camii

 Sultan Abdülmecid tarafından 1853’te yaptırılmış.Büyük Mecidiye Camii olarak da biliniyor. Mimarı meşhur Balyan Ailesi’nden Nigogos Balyan.

 Caminin bulunduğu yerde daha önce Vezir İbrahim Paşa’nın damadı Mahmud Ağa’nın yaptırdığı bir mescit bulunuyormuş. 1271’de yapılan  bu mescidin, Mahmud Ağa’nın Patrona Halil Ayaklanması’nda ölümünden sonra yıkıldığı tahmin ediliyor.

 İstanbul’un en fazla fotoğraf çekilen yapılarından biri olan Ortaköy Camii, barok tarzında inşa edilmiş. Bütün selatin camilerinde olduğu gibi harim ve hünkar bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşuyor.Geniş ve yüksek pencereleri ile eşşiz vitraylarla birlikte bir renk cümbüşü olarak sunuyor. Ayrıca taş oyma sanatının en güzel örneklerini sunuyor.Padişahın ana girişten geçmek zorunda kalmaması ve  saltanat kayığıyla yanaşıp direkt olarak içeri girmesine imkan sağlamak amacıyla iki basamaklı  bir giriş yapılmış. İç kubbesi Boğaz ile inanılmaz bir ahenk içinde; sütunların arasından görünen bulut resimleriyle kaplanmış. Eşşiz üslubuyla Boğaz’ın siluletine renk katan ve şehrin sembolü olan yapılardan biri olarak göze çarpıyor.

İSTANBUL’DAKİ EN İYİ 10 MÜZE

“İSTANBUL’DAKİ EN GÜZEL 10 CAMİİ” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın