gezi, İstanbul

İSTANBUL’DAKİ ROMA VE BİZANS ESERLERİ-2

İstanbul’daki Roma ve Bizans Eserleri

İstanbul’daki Roma ve Bizans eserlerini keşfetmeye devam ediyoruz. Daha önce bahsettiğim gibi İstanbul’da birbirinden yüzlerce kıymetli Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri bulunuyor. Her birine gerekli önemi verip hakkıyla gezmek gerekiyor. Ben de bu maksatla bu eserlerin en önemlilerini sizler için derlemeye karar verdim. Öyleyse vakit kaybetmeden keşfimize devam edelim 😉

Kariye Müzesi(Khora)

Kariye Müzesi
Kariye Müzesi

Kariye 534 yılında Ayasofya’yı yaptıran Bizans İmparatoru Justinanus zamanında bir manastır olarak inşa edilmiş. Latin istilasında zarar gören yapı 14.yüzyılda tekrar yapılmış. Beyaz renkli ve gri damarlı mermerler yapının süslenmesinde önemli bir rol oynamış. Yapı da Bizans mozaik ve fresk sanatının son örnekleri yer alıyor. Dış Nartekste Hz.İsa‘nın, İç Nartekste ise Hz.Meryem‘in hayatını anlatan freskler yer alyor.

Yapı İstanbul’un fethinden sonra 1511 yılında Atik Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş. Kariye Müzesi çarşamba günü hariç haftanın her günü saat 09.00-16.30 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş ücreti 15 TL. Müzekart geçerli.

Kalenderhane Camii( Aziz Akataleptos Kilisesi)

Kalenderhane Camii
Kalenderhane Camii

Kalenderhane Camii 12. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapı Komnenos hanedanı tarafından 12.yüzyılda yaptırılmış. Latin İstilasında İtalyanlara tahsis edilmiş. Bu esnada yan nefler yıkılmış, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.

Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tarafından tamir ettirilerek camiye çevrilmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmış. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restore edilmiş ve tekrar ibadete açılmış.

Gül Camii ( Azize Theodosia Kilisesi)

Gül Camii
Gül Camii

Gül Camii Bizans Imparatoru 1. Basileos tarafindan 9.yuzyilda kilise olarak inşa ettirilmiş. Ayasofya’daki Isa ikonasinin indirilmesini engellemeye çalışan Thedosia adlı bir kadın bu hareketinden dolayı öldürülmüş. Daha sonra azize ilan edilerek cesedinin kalıntıları bu kiliseye konmuş. O yüzden Hagia Thedosia Kilisesi olarak ta anılmış.İstanbul’un fethi esnasında şehirleri için dua eden Bizans halkı burada toplanarak bütün yapıyı gülle donatmiş. Yapıya giren Osmanlı askerleri bu manzara karşısında şaşkına dönmuş. İkinci bir iddia da halk burada Gül Baba adlı bir evliyanın yattığına inanması. Yapı 1489’da Sultan 2.Beyazıd döneminde camiye çevrilmiş ve adı Gül Camii olmuş.

Fethiye Camii ( Pammakaritos Kilisesi)

Fethiye Camii
Fethiye Camii

Fethiye Camii  Bizans döneminde Pammakaristos Kilisesi’ymiş Yapının altında 11.yüzyıldan kalma bir sarnıç ve manastır bulunuyormuş. Latin işgalinde zarar gören manastıra ek olarak 1292-1293 yılında Bizans Saray mensuplarından Mikhall Glabas Tarkaniotes tarafından bugünkü kilise binası yaptırılmış. Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla fetihten sonra patrikhane Ayasofya’dan buraya taşınmış. Sultan 3.Murat dönemininde İran Savaşı’nda Gürcistan ve Azerbeycan’ın fethedilmesinin hatırasına 1591 yılında camii’ye dönüştürülerek Fethiye Camii ismini almış.

Vefa Kilise Camii( Aziz Theodore Kilisesi)

Vefa Kilise Camii
Vefa Kilise Camii

Vefa Kilise Camii ( Molla Gürani Camii) İstanbul’un Fethinden sonra şehirde camiiye dönüştürülen ilk kilise. Eski adı Hagios Theodoros. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Yapı ilk olarak 7. yüzyılda inşa edilmiş. Bugünkü hali ise 11. yüzyılda 1. Aleksios Komnenos döneminde yapılmış. Yapının inşasında tuğla ve taş alternatif sıralar halinde kullanılmış. Dış görünüşü ile kiliseden çok bir sarayı andırıyor. Kilise haç planlı inşa edilmiş ve haç kollarının keşistiği yere kubbe yerleştirilmiş. 1204’teki Haçlı İstilasında zarar görmüş ve restore edilmiş. Fetih’ten sonra Fatih’in hocası ve Şeyh’ül İslam Molla Gürani tarafından camiiye çevirilmiş. Şu an restorasyon nedeniyle ziyarete kapalı.

Atik Mustafa Paşa Camii( Azizler Bedros ve Markos Kilisesi)

Atik Mustafa Paşa Camii
Atik Mustafa Paşa Camii

Hz.Cabir Camii. Diğer bir adıyla Atik Mustafa Paşa Camii.Bizans Kilisesi olan camii , 2.Beyazit’in sadrazamı Koca Mustafa Paşa tarafından 1490 yılında camii’ye çevrilmiş. Bahçesindeki Hz.Cabir Abdullah El Ensari’nin kabrinden ötürü onun ismiyle anılıyor. Çeşitli dönemlerde hasar gören camii birçok kez onarılmış. 1894 yılında minaresi yeniden yapılmış. Caminin duvarında bir de güneş saati bulunuyor.

Zeyrek Camii ( Pantokrator Kilisesi )

Zeyrek Camii
Zeyrek Camii

Zeyrek Camii. Yapı Bizans İmparatorluğu’nun en büyük manastırlarından olan Pantokrator Manastırıymış. İmparator 2.Ioannes Komnenos’un eşi İmparatoriçe Eirene tarafından 1136 yılında yaptırılmış. İstanbul’un Fethinden sonra yapı Camii’ye çevrilmiş Adını bünyesinde kurulan medresede görev yapan ilk muderris (öğretmen ) Molla Zeyrek Mehmet Efendi’den almış.
Camii’nin hemen yakınında bir de sarnıç bulunuyor. Efsaneye göre bu sarnıçta cadılar yaşar ve her gece şehirde dolaşıp korku salarlarmış. Ayrıca camii yakınlarında yıllardır açıklanamayan çığlık sesleri duyuluyor.

Zeyrek Camii’nin bugün park olan arazisi geçmişte ahır olarak kullanılıyormuş. Ahırın içinde oldukça korkutucu bir su kuyusu bulunuyormuş. Hatta denilene göre bu kuyunun altında bir de mahzen bulunuyormuş. Eskiden buraya hayvanlarını bağlamaya gelenler oldukça çekinirmiş. Nedeni ise geceleyin burada korkunç çığlıkların duyulmasıymış. Günümüzde burası park olmasına rağmen bu çığlıkların hala duyulduğu söyleniyor.

Zeyrek ile ilgili bir efsane daha var. Camii’nin hemen yanında bulunan Sarnıçta konsolos denilen cadılar yaşarmış. Kisin zemheri gecelerinde bu cadılar mağaralarından çıkarak at arabalarına biner, şehri dolaşır ve seher vakti dönerek sarnıçta kaybolurlarmış.

Fenari İsa Camii(Konstantin Lips Kilisesi)

Fenari İsa Camii
Fenari İsa Camii

Fenari İsa Camii Fatih ile Çapa semtlerinin arasında, Vatan Caddesi’nin kenarında yer alıyor. İmparator VI. Leon zamanında donanma komutanı olan Konstantin Lips’in kurduğu manastırın kilisesi olarak 907 yılında inşa edilmiş ve Hz. Meryem’e adanmış. Zamanla yapıya bazı eklemeler yapılmış ve Palaiologos hanedanının mezar yeri olarak düzenlenmiş. 1303’te İmparatoriçe Theodora, 1306’da oğlu Konstantinos ve 1332’de II. Andronikos ta buraya defnedilmiş. Bizans’ın son dönemlerinde oldukça önemli bir dini merkez olan yapı, Hz.Meryem’in doğum günü yortusunda bütün saray erkanının toplanma mekanı oluyormuş. Sultan 2.Beyazıt zamanında Kazaasker Alaaddin Ali Efendi tarafından camii’ye çevrilmiş. Rivayete göre Bizans’ın ve Osmanlı’nın gizli belgeleri buradaki bir mahzende saklanıyormuş.

Moğolların Meryemi Kilisesi ( Kanlı Kilise)

Moğolların Meryemi Kilisesi
Moğolların Meryemi Kilisesi

 Moğolların Meryemi bir diğer adıyla Kanlı Kilise Fetih’ten sonra camiye dönüştürülmemiş tek kilise. 1261 yılında inşa edilmiş. Fatih Camii’nin mimarı Rum asıllı Atik Sinan Fatih’ten buranın camiye çevrilmemesini rica etmiş.Sultan’da kabul etmiş.Fatih’in fermanının bir kopyası kilisede sergileniyor. Orjinali Patrikhane’de duruyor. Kilisede bugün Noel baba olarak bilinen gemicilerin azizi Aziz Nikola‘nın buyuk bir freski bulunuyor.

 Peki niye ismi Moğolların Meyemi ? Bizans kendisine tehlike olarak gördüğü Moğollarla evlilik yoluyla akrabalık kurmak istemiş. Maria adındaki prensesi Hülagü Han ile evlenmek üzere göndermiş. Ama prenses vardığında hanın öldüğünü öğrenmiş. Bunun üzerine oğlu Abagu Han ile evlendirilmiş. Onunla 15 yıl evli kalmış. O da ölunce başka bir Moğol hanıyla evlendirilmek istenince dayanamamış ve ülkesine dönerek ömrünün sonuna kadar bu kilisede yaşamış.

Kıztaşı( Marcianus Sütunu)

Kıztaşı
Kıztaşı

Kıztaşı MS.452 ya da 457 yılında Roma İmparatoru Marcianus tarafından yaptırılmış.Fetih’ten sonra kurulan ilk mahallelerden birine adını veren taş, uzun bir süre Yeniçeri bekar odalarının bahçesinde kalmış. Bir yangın sonucunda odalar hasar görünce tekrar ortaya çıkmış.

Kıztaşı ile ilgili bir de Roma efsanesi var. Efsaneye göre Ayasofya’nın inşası sırasında tılsımlı güçleri olan bir kız inşaat için bu sütunu taşıyormuş. Yolda karşısına çıkan bir cin geç kaldığını Ayasofya’nın inşaasının tamamlandığını söylemiş. Kız doğru mu değil mi diye sütunu şimdiki yerine bırakıp Ayasofya’ya koşmuş. Cinin yalan söylediğini anlayınca taşı geri almak içim gelmiş ama yerinden hareket ettirememiş.

Bozdoğan Kemeri ( Valens Kemeri)

Valens Kemeri
Valens Kemeri

Aksaray’dan Unkapanı’na giden yolu kesen Bozdoğan Kemeri , Şehzadebaşı ile Fatih arasında yer alıyor. Bozdoğan Kemeri, Bizans İmparatoru Valentius devrinde inşa edilmiş. Romalılar devrinde Hadrianus’un şehirde bazı su tesisleri yaptırdığı biliniyorsa da, kemerin daha sonra 364-378 yılları arasında yaptırıldığı kabul ediliyor. Kemerin inşa sebebi ise Bayezid ile Fatih semtleri arasındaki çukurun ortadan kaldırılarak şimdiki üniversitenin bahçesindeki büyük havuza su depolamakmış. Kemerin orjinal uzunluğu 971 metre ama günümüze 921 metresi ayakta kalabilmiş.

Tekfur Sarayı

Tekfur Sarayı
Tekfur Sarayı

Günümüzde Edirnekapı ve Eğrikapı arasında yer alan Tekfur Sarayı, Anemas Zindanları ile Blakhernai Saray kompleksinin günümüze ulaşan tek bölümü. Bizans dönemindeki adının Konstantinos Sarayı, Porphyrogennetos Sarayı ve Palatium Imperatoris olabileceği düşünülüyor.

Saray dikdörtgen bir plan şemasına sahip.. 2 katlı olarak inşa edilmiş ve avlusu mevcut.. Yapı malzemesi olarak taş ve tuğla kullanılmış. Zemin döşemelerinde yer yer ahşap malzemenin tercih edilmiş. Fetihten sonra bir dönem hayvanat bahçesi, seramik atölyesi ve şişe-cam imalathanesi olarak kullanılmış. Bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenen meşhur kaşıkçı elması yine burada bulunmuş. Yakın zamanda restore edilerek seramik müzesi olarak açıldı.

Anemas Zindanları

Anemas Zindanları
Anemas Zindanları

Blakhernia Saray Kompleksi’nin bir parçası olan Anemas Zindanları, Haliç’te sur duvarlarına bitişik inşa edilmiş 14 tonozlu hücreden ve bu odaların altındaki 2 katlı bodrumdan oluşuyor. Bizans’tan günümüze kalan tek yeraltı zindanı olma özelliğini taşıyor. İsmini Arap asıllı bir Bizans komutanı olan Mihael Anemas’tan alıyor. 1107 yılında İmparator Aleksios’a karşı suikast girişimi planlanırken yakalanmış. Gözlerine mil çekilen Anemas, zindandaki bir kuleye hapsedilmiş. Daha sonra imparatorun kızı Anna’nın yardımı ile kurtulmuş. Zindanlarda İmparator Komnenos, İmparator İsaakios ve Sultan 1.Murat’ın oğlu Savcı bey gibi ünlü isimler kalmış. Bir dönem Cüneyt Arkın’ın tarihi filmlerinde set olarak kullanılmış. Şu an restorasyonda olan yapının önümüzdeki Aralık sonu veya Ocak başında ziyarete açılması bekleniyor.

İstanbul Surları

İstanbul Surları
İstanbul Surları

İlk surlar, M.Ö. 657’de yapılmış.Sirkeci yakınlarından başlayarak Sarayburnu ve Marmara kıyılarını takip eden bu surlar, bugün Ayasofya’nın bulunduğu tepelere kadar ilerliyormuş. Büyük Constantinus döneminde (306-337), Marmara kıyısından başlayarak Haliç’e kadar uzanan şehir, surlarla çevrilmiş.  II. Theodosius döneminde, Constantinus surlarının bitiminden başlayarak yapılan surlar Kara Surları, Haliç Surları ve Marmara Surları şeklinde üç ayrı bölümden oluşuyor Kara Surları, Ayvansaray’da Haliç kıyısından başlayıp, Yedikule’de Marmara Denizi’ne kadar yaklaşık 6,5 km uzunluğunda. 400 kadar kulesi, 46 kapısı bulunan surlar 15-18 m. genişliğinde, 10-12 m derinliğinde hendeklerle korunuyormuş. Haliç Surları, Ayvansaray’dan başlayıp, bütün Haliç boyunca Sarayburnu’na kadar uzanıyormuş. Yaklaşık 5,5 km uzunluğunda tek duvardan oluşan surlardan günümüze çok az iz kalmış. Marmara Surları ise, Sarayburnu ve Yedikule arasındaki sahil şeridi boyunca uzanıyormuş. Kenti, denizden gelecek saldırılara karşı korumak için yapılmış olan surların uzunluğu 8,5 km olup, çokgen ve dörtgen burçlarla güçlendirilmiş

İstanbul surlarında 50 kapı ve 300 burç varmış ve bir kısmı kaybolmuş. Kapılardan en çok bilinenleri Eğrikapı, Edirnekapı, Topkapı, Belgradkapı, Yedikulekapı, Silivrikapı,Cibalikapı vs.

Yedikule Zindanları

Yedikule Zindanları
Yedikule Zindanları

İlk inşası MS. 413-439 yılları arasında imparator 2. Theodosius zamanında tamamlanmış. İlk yapılış amacı şehre gelen yabancı kral ve devlet adamlarını karşılamak ve zafer kazanan imparatorların şehre törenlerle şehre girmesini sağlamakmış. Buraya ilk olarak bugün altın kapı olarak adlandırdığımız bir zafer takı inşa edilmiş. Zaman içerisinde Marmara’dan gelecek saldırılara karşı deniz surlarının yapımı ile beraber tak kapı haline getirilmiş. Fatih Sultan Mehmet şehri fethettikten sonra bu surları tamir ettirmiş ve 3 kule daha inşa ettirmiş. Böylece yapı Yedikule adını almış. Osmanlı Döneminde hazine, hayvanat bahçesi, darphane ve hapishane olarak kullanılmış. Yedikule Zindanları denince akla ilk gelen olay, padişah Genç Osman’ın tahttan indirilerek buraya getirildikten sonra idam edilmesi.  Yedikule Zindanları günümüzde müze olarak hizmet veriyor. Lakin şu an restorasyonda. Yakın zamanda tekrar turizme kazandırılması planlanıyor.

Çalışmalarıma destek olmak ister misiniz ? Türkiye’de Paypal sistemi yasak olduğu için içeriklerimde bağış ve diğer ödeme seçeneklerini aktive edemiyorum. Bu sebepten yeni içerikler adına kaynak bulmam zorlaşıyor.Eğer siz de içeriklerimi beğenip, daha iyisini üretmek adına bana küçük bir katkıda bulunmak isterseniz aşağıda paylaşacağım bilgilerden destek olabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkür ederim. 

İş Bankası İban No: TR80 0006 4000 0011 5001 2868 50 ( İş bankası Tekirdağ merkez şubesi)

Çağlar Didman 

Bir Cevap Yazın