gezi, KEŞİF

Kıbrıs’ta Mutlaka Gezmeniz Gereken 10 Eser

Kıbrıs’ta görmeniz gereken çok sayıda enfes Gotik eser var.

Sicilya ve Sardinya’dan sonra Akdeniz’in en büyük üçüncü adası olan Kıbrıs, geçmişten günümüze medeniyetlerin tam ortasında yer almış. Sıcak iklimi, doğasının zenginliği,festivalleri, tarihi eserleri ve kozmopolit kültürüyle turistlerin ilgi odağı konumunda. Bu yazımda, Kıbrıs’ta mutlaka gezmeniz gereken 10 eseri anlattım. Keyifli okumalar 😉

Lefkoşa

1- Büyük Han

Büyük ( Yeni ) Han Kıbrıs’ın en büyük hanı konumunda.

Kıbrıs’ta mutlaka görmeniz gereken ilk yer Büyük Han. Diğer adıyla Yeni Han.Alanyalı tüccarlar tarafından sıkça ziyaret edilmesinden dolayı Alaiyeliler Hanı olarak da adlandırılan yapı 1572 yılında, Sultan 2.Selim’in Kıbrıs’ı fethinden sonra inşa edilmiş. Kıbrıs’ın en büyük hanı olma özelliğini taşıyor. Ayrıca Osmanlı döneminden günümüze kalan iki handan biri. Mimari olarak Bursa’daki İpek Han ve Koza Han’a oldukça benzer.

Han adanın İngiliz işgali döneminde hapishane olarak kullanılmış. 40’larda dar gelirli ailelerin mesken tuttuğu yapı daha sonra hijyen eksikliğinden ötürü boşaltılmış. Adanın çalkantılı siyasi durumundan ötürü uzun bir süre atıl vaziyette kalmış. Daha sonra restore edilerek 2002 yılında açılmış. İçinde cafe, lokanta ve çeşitli atölyelerin bulunduğu Büyük Han, ayrıca konserler,sergiler ve Hacivat-Karagöz gibi geleneksel gösterilere de ev sahipliği yapıyor.

2- Selimiye Camii

Osmanlı döneminde camiiye çevrilen Selimiye,Doğu Akdeniz’de inşa edilmiş en büyük kilise.

Selimiye Camii diğer adıyla Ayasofya Camii, Kıbrıs’ta ayakta kalan en büyük ve en eski Katolik Kilisesi. Doğu Akdeniz’de inşa edilmiş en büyük kilise olduğu da belirtiliyor. 1209’da inşa edilen kilise Kıbrıs’ı 1192-1489 arasında yönetmiş Fransız hanedanı Lüzinyan krallarının taç giyme kilisesiymiş.

Osmanlının 1571’de adayı fethinden sonra, komutan Lala Mustafa Paşa’nın bizzat katıldığı törenle camiiye çevrilmiş. O günden itibaren adanın en büyük camiisi olan yapı, valiler,idareciler ve seçkinler tarafından Cuma namazı için tercih ediliyormuş. 13 Ağustos 1954’te Kıbrıs Müftüsü adayı fetheden Sultan 2.Selim’in onuruna camiinin ismini Selimiye yapmış. Kıbrıs’ta mutlaka görmeniz gereken yegane eserlerden.

3- Haydarpaşa Camii

Lefkoşa Haydarpaşa Camii Kıbrıs’ın muhteşem Gotik yapılarından biri.

Kıbrıs’ta mutlaka görmeniz gereken yerler genelde Gotik mimariye sahip.Selimiye Camii’nden sonra en önemli Gotik yapı olan Haydarpaşa Camii de bunlardan biri. 14.yüzyılda inşa edilmiş. Eski ismi Azize Katerina Kilisesi.Yapının özgün ismine dair değişik görüşler mevcut. Giovanni Mariti ve Camille Enlart’a göre yapının ismi Azize Katerina Kilisesi. Philippe Plagnieux ve Thierry Soulard’ın araştırmalarına göreyse burası Benedikten Tarikatına bağlı rahibelere ait Notre Dame de Sur Manastırı.

Camiiyi tamir ettiren Haydar Ağanın ismi zamanlar Haydarpaşa’ya dönüşmüş ve camiiye verilmiş.

Binanın kilit taşında Luzinyen Hanedanı’nın arması yer alıyor. Yapılan araştırmalara göre inşa tarihi 1350lare, IV.Hugues dönemine rast geliyor. Adanın 1570’te Sultan 2.Selim döneminde Osmanlı hakimiyetine girmesinin ardından minber ve minare eklenerek camiiye çevrilmiş. İsmi 1573’te camiiyi tamir ettiren gönüllüler ağası Haydar’dan geliyor. Haydar Ağanın ismi zamanla Haydar Paşaya dönüşmüş ve camiye verilmiş. Bir dönem evlendirme dairesi olarak kullanılan yapı,günümüzde sanat galerisi olarak hizmet veriyor.

Tek nefli olan binanın kubbesinin yüksekliği 12 metre.Dış cephesinde yamuk şeklinde kesiti olan payandalar yer alıyor. 19.yüzyılda binanın sağında, Azize Katerina’ya ait olduğu düşünülen bir mezar yer alıyormuş. Ada Rumları burayı sık sık ziyaret eder ve kandil yakalarmış.

4- Bedesten

Bedesten kilise,bedesten ve gıda deposu olmak üzere çok farklı şekillerde kullanılmış.

Bedesten Lefkoşa’da, Selimiye Camii’nin hemen yanında yer alıyor. Yapım tarihi kesin değil. 12-16.yüzyıllar arasında, daha önce aynı yerde alan bir başka kilise yerine inşa edilmiş. Osmanlı döneminde bedesten olarak kullanılmış.

Yapı klasik Osmanlı bedestenlerinden farklı olarak Bizans-Gotik mimarinin güzel bir harmonisi aslında.

Bazı tarihçiler alana İngiliz keşişler tarafından Aziz Nikolaus’a adanmış bir Latin Katedrali kurduğunu düşünüyor. Kıbrıs Venedik kontrolündeyken, kilise Ortodoks Patrikliği tarafından metropol piskoposluk olarak kullanılmış. Osmanlılar adayı fethedince, bedestene çevrilerek Mekke-Medine’ye yani Harameyn’e vakıf olarak verilmiş. Daha sonraki yıllarda Türk,Yunan ve Ermeni tacirler için gıda pazarına dönüşmüş. 19.yüzyılın sonunda ise Buğday deposu olarak kullanılmış. İngiliz döneminde Lord Kitchener ve diğer önde gelen İngilizler, bedesteni tekrar kiliseye dönüştürmek istemiş. Fakat vakıf malı satılamayacağından ve 100 metre yakınında bir camii olduğundan bu isteklerini gerçekleştirememişler.

Bedesten bildiğimiz Osmanlı bedestenlerinden farklı bir mimariye sahip. Bizans ve Gotik mimarilerin izlerini taşıyor. Bizans stiline uygun şekilde haç planlı bir yapıya ve Gotik mimariyle uygun olarak da yüksek tavanlı bir nefe sahip. Kuzeyde yer alan nef binanın dış cephesi binanın en süslü kısmı. Burası aynı zamanda binanın Gotik tarzdaki görkemli giriş kısmı. Bu cephede Aziz Nikolaus’un küçük de bir heykeli yer alıyor. Bedesten günümüzde, çeşitli konser ve sergilere ev sahipliği yapan bir kültür merkezi olarak hizmet veriyor.

Gazi Mağusa

1- Lala Mustafa Paşa Camii

Kıbrıs adeta bir Gotik mimari cenneti. Gazi Mağusa’daki Lala Mustafa Camii de onlardan biri.

Kıbrıs’ta mutlaka gezmeniz gereken etkileyici Gotik yapılarından biri de Lala Mustafa Paşa Camii. Camii aslında bir Katolik mabedi olarak, 1328’de Fransız Lüzinyan hanedanlığı döneminde inşa edilmiş. Lüzinyanlar burada Kudüs Kralı olarak taç giyiyorlarmış. Yapının orjinal adı, Aziz Nikolas Katedrali.Fransa dışında çok az görülen Rayonnant Gotik tarza sahip. Bu üsluba göre sivri kemerler kendilerini yavaş yavaş belli eder. Ayrıca pencereler çoğalır ve süslemelerdeki hatlar daha keskindir.

Lala Mustafa Paşa Camii Kıbrıs’ın en büyük iki camiisinden biri.

Mağusa’nın düşmesinin ardından 1571’te camiiye dönüşmüş ve Mağusa Ayasofya Camii adını almış. 1954 yılında ise, adayı fetheden Lala Mustafa Paşa’nın adını almış. Hali hazırda Kıbrıs’ın en büyük iki camiiden biri konumunda.

2- St. George Latin Kilisesi

St.Georga Latin Kilisesi Fransa dışında çok görülmeyen Rayonnant Gotik stilinde inşa edilmiş.

Kıbrıs muhteşem Gotik eserlerle dolu bir ada ülkesi. Yani sadece bu tarzı inceleyen mimarlık öğrencileri ve sanat tarihçileri için bile ciddi bir çekim noktası. Mağusadaki St.George Latin Kilisesi. Yapım tarihi tam olarak tespit edilemese de, 13.yüzyılın son çeyreğinde Salamis Harabelerindeki taşlarla inşa edildiği düşünülüyor.

Maalesef kilisenin sadece kuzey ve doğu duvarları günümüze ulaşmış.

Kilise tıpkı Lala Mustafa Paşa Camii’nde olduğu gibi Rayonnat üslubunda inşa edilmiş. Tasarımda ilham kaynağı ise, Paris’teki meşhur Saint Chapelle olmuş. Bu muhteşem eserden günümüze sadece kuzey ve doğu duvarları ulaşmış. Duvarlardaki sütunlarda dini figürler ve kiliseye yardım eden hayır severlerin armalarını görmek mümkün. Sütunların arasında yapıya bolca ışık girmesini sağlayacak devasa pencere boşlukları var. Kilise Osmanlı kuşatması sırasında ciddi hasar görmüş. Günümüze ulan tek giriş Kuzeydoğu’da yer alıyor.

3- Kapalı Maraş

Bir zamanların dünyaca ünlü tatil beldesi Kapalımaraş,şimdilerde bir hayalet şehir gibi.

Kıbrıs’ta mutlaka görmeniz gereken yerler listesinde belki de en ilginci Kapalı Maraş.Gazi Mağusadaki Kapalı Maraş, bir zamanları Kıbrıs’ın en ünlü bölgesiymiş. Kumarhaneleri ve plajları ile meşhurmuş. Lakin bir süre sonra adeta bir hayalet şehre dönüşmüş. Ağustos 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı esnasında Türk ordusunun ele almasından sonra askeri yasak bölge ilan edilmiş. Annan Planına göre Rum kesimine bırakılmak istenmiş. Lakin Türk tarafının onayına rağmen Rum kesimi reddedince bu karar uygulamaya geçmemiş.

Kapalımaraş 2020’de Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin ortak kararıyla yeniden ziyarete açıldı.

2020’ye kadar içerideki Birleşmiş Milletler binasında çalışanlar, askeri personel ve bölgedeki kız yurdundaki hariç kimsenin bölgeye girişine izin verilmiyormuş. 8 Ekim 2020’de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ortak kararla ziyarete açmışlar. Günümüzde 08.00-20.00 saatleri arasında yürüyerek veya bisiklet kiralayarak gezmek mümkün.

Girne

1- Girne Kalesi

Girne Kalesi adada Arap akınlarına karşı inşa edilen kalelerden biri.

Kale 7.yüzyılda Doğu Roma tarafından, adayı Arap akınlarına karşı korumak için yapılmış. Dikdörtgen plana sahip kaleye Lüzinyanlar döneminde eklemeler bazı eklemeler ile genişlemiş. Venedik döneminde ise kale son şeklini almış. Lüzinyen kralları kaleyi barış zamanında dinlenme mekanı olarak kullanmışlar. Savaş zamanında ise bir çeşit sığınak vazifesi görmüş.1373’teki Ceneviz saldırıları sırasında ciddi zarar görmüş. 1570’te herhangi bir direniş göstermeden Osmanlılara teslim olan kale, üç yüz yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. İngiliz döneminde ise polis okulu ve hapishane olarak hizmet görmüş.

Girne Kalesi çeşitli bölümlerden oluşan geniş bir kompleks.

Kuzeybatı,güneybatı ve güneydoğudaki Venedik Kuleleri,Lüzinyan döneminden kalma bekçi odası, büyük zindan,Bizans kulesi, Venedik savunma platformu,sarnıç,top mazgalı ve Batık Müzesi kalenin bölümlerini oluşturuyor.Kalenin içinde ayrıca fetih sırasında şehit düşen amiral Cezayirli Sadık Paşa’nın mezarı ve 1100’lerde inşa edilmiş bir Bizans yapısı olan St.George Kilisesi de yer alıyor.

2- St. Hilarion Kalesi

Kale adını Kudüs’ten göç eden bir azizden almış.

Beşparmak Dağlarında yer alan Aziz Hilarion Kalesi, 11.yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu tarafından Arap akınlarına karşı yapılmış. Bir çeşit gözetleme kulesi olarak hizmet görüyormuş. İsmini Kudüs’ün Müslümanlar tarafından ele geçirilmesinden sonra, buraya göç eden bir azizden almış. 1489’daki Venedik işgalinin ardından atıl vaziyette kalmış.

Beşparmak Dağrının zirvesinde tüm ihtişamıyla yükselen St. Hilarion kalesi 3 bölümden oluşuyor.

St.Hilarion savunma işlevinin yanısıra ,iç savaş ve salgın dönemlerinde kraliyet ailesinin ikametgahı olarak hizmet görüyormuş. Kale 3 bölümden oluşuyor. En alt kattaki savunma platformu Bizans döneminde güçlendirilmiş. Burayı askerler ve atlar kullanıyormuş. Orta bölümde mutfak,kilise,kraliyet sarayı ve su deposu yer alıyor. Zirvede ise Prens John Kulesi var.

3- Bellapais Manastırı

Game of Thrones setlerini andıran Bellapais Manastırı Kıbrıs’te Gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri.

Kıbrıs’ta mutlaka gezmeniz gereken yerlerden sonuncusu Bellapais Manastırı. Girne şehir merkezine 10 dk uzaklıkta olan manastır, adadaki Gotik mimarinin nefis örneklerinden biri. 1158-1205 yılları arasında inşa edilmiş. Buraya ilk yerleşenler, Kudüs’ten göç eden Augustinian mezhebine bağlı rahipler olmuş. Manastırın ilk binası ise 1198-1205 yılları arasında inşa edilmiş.

Günümüze ulaşan kısmın büyük bölümünü,Lüzinyan Kralı III.Hugh 1267-1284 yılları arasında inşa ettirmiş. Manastırın avlusunu çeviren revaklar ve yemekhane bölümünü ise, Kral IV.Hugh 1324-1359 arasında yaptırmış. Osmanlılar adayı fethedince kiliseyi Ortodoks kilisesine vermiş. Rum nüfus 1974 Barış Harekatı sonrası güneye göç edince, kilise eski eserler ve müzeler dairesi bünyesine geçmiş. Günümüzde çeşitli konser ve festivallere ev sahipliği yapıyor. Bellapais’i yazın 09.00-19.30, kışın ise 09.00-17.00 saatleri arasında gezmek mümkün.

Rotasız Seyyahın Kıbrıs Gezi Vloguna bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/watch?v=wGGWtdzPCk8

Mutlaka gezmeniz gereken 10 yer serimden şu yazı da ilginizi çekebilir.

https://newloggers.com/2022/12/31/viyanada-mutlaka-gezmeniz-gereken-10-yer/

Bir Cevap Yazın