Genel, gezi

ÜSKÜP GEZİ REHBERİ: ÜSKÜP GEZİLECEK YERLER-ÜSKÜP GEZİ NOTLARI

 20171026_123153

 Üsküp Gezi Rehberi

 Yurt dışında bir şehir hayal edin. Sokaklarında Türkçe konuşmalara sıklıkla rastladığınız, yemek siparişlerini Türkçe verdiğiniz, gideceğiniz adresi Türkçe sorduğunuz ve havasıyla, yemekleriyle sizi kendi ülkenizde hissetiren bir şehir. Bu şehir Üsküp. Makedonya’nın başkenti Üsküp öyle bir şehir ki sokaklarında adımlarken sizi yüzyıllar öncesine götürüyor. O kadar biz ki bu  şehir sanki hiç ayrılmamış bizden.. Hala Türk kültüründen izler görmek mümkün. Şehirde özellikle eski bölgede Türk nüfusu bir hayli yoğun. Türk olmayanlar da özellikle Boşnak ve Arnavutlar’ın çoğu Türkçe konuşuyor. Hiç ummadığınız bir mekanda garson veya görevli gelip sizle Türkçe konuşuyor. Ne kadar güzel değil mi? Yurt dışında bir şehirde kendi diliniz konuşmak. Üsküp’te gezilecek yerleri tüm detayları ile anlattığım üsküp gezi rehberi‘ne buradan buyurun efenim:)

 Üsküp’te Ulaşım

 İlk olarak ulaşımdan biraz bahsetmek istiyorum. Üsküp Türkiye’den uçakla yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor.Dönüşte bu süre 1 saat 40 dakikaya kadar çıkıyor.Şehirdeki tek havalimanı olan Büyük İskender Havalimanı oldukça küçük. Pasaport kontrolünde de sorun yaşamıyorsunuz. Hatta konaklama belgelerine dahi bakmıyorlar. Bunun sebebi belki de Türkiye’den gelmiş olmamızla alakalıdır bilemiyorum:) Bagaj teslimi de hemen pasaport kontrolünün arkasında. Tek bir şerit var. Hemen bavulunuzu alıp çıkabiliryosunuz. Havalimanından şehre ulaşım için iki alternatif var. Birincisi taksi. Taksiciler fiyatı 25 eurodan açıyorlar ama pazarlıkla 15 euro’ya kadar indirebilirsiniz. İkinci seçenek vardar express. Havalimanının çıkışında sol taraftan kalkıyor. Bilet ücreti 175 dinar(3euro). şehir merkezinde holiday inn otelin önünde indiriyor. Sonra otogara devam ediyor.  Holiday İnn Otel Makedonya Meydanı‘na çok yakın. Ben gidişte taksiyi dönüşte vardar express’i tercih ettim. Biletleri otogardan veya otobüsün içinden temin edebilirsiniz. Hareket saatleri internet sitesinde yazıyor. Oradan bakabilirsiniz. Şehir içi ulaşım da taksi Londra’dakine benzer iki katlı kırmızı otobüsler var ama pek ihtiyacınız olmayacak. Çünkü gezilecek yerler birbirine çok yakın.

 Üsküp Tarihi

Şehri keşfetmeden önce tarihinden de bahsetmekte fayda var. Üsküp Balkanların tam ortasında yer alan şirin bir kent. Vardar nehri şehri ikiye ayırıyor. Şehrin eski bölgesinde Türk, Arnavut ve Boşnak nüfus yaşıyor. Yeni bölgede ise Makedon nüfus hakim. Şehrin tarihi çok eskilere dayanıyor. Adını daha önce bu bölgede yaşamış olan bir ilir(boseni yani bugünkü boşnakların ataları) kavminin yerleştiği Skupi’den almış. Şehir MÖ.210’da Büyük İskender‘in babası olan 2. Philippe tarafından ele geçirilmiş. Daha  sonra MÖ. 148’de Romalı komutan Metellus tarafından işgal edilen Üsküp, Romalıların Dardania eyaletinin başkenti olmuş. Uzun bir süre Roma hakimiyetinde kalan şehir  1154 yılından itibaren Sırp hakimiyetine girmiş. Bu hakimiyet şehir 1392’de Sultan 1.Murat Hüdavendigar‘ın komutanlarından Paşa Yiğit bey tarafından alınıncaya kadar sürmüş.1912-1913 Balkan Savaşlarına kadar tam 521 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Daha sonra Yugoslavya’nın bir parçası olan şehir 1991’de bağımsızlığını ilan etmiş.

 Şehirde pek çok tarihi camii,kilise ve han bulunuyor. Aynı zamanda Vardar nehrinin üzerindeki köprüler de şehrin siluletine renk katıyor. Üsküp şehrini gezerken kendinizi sanki heykelleri ile ünlü Floransa şehrindeymiş gibi hissediyorsunuz. Çünkü 2014 Üsküp Projesi kapsamında şehir birbirinden güzel heykellerle donatılmış. Bazıları bu kadar çok heykeli abartılı buluyor ama bana kalırsa heykeller şehri estetik açıdan daha çekici hale getiriyor.

 Tabiri caizse ‘biz’olan bu güzel heykeller şehrini daha yakından daha tanımaya ne dersiniz ? Öyleyse başlayalım 🙂

 Üsküp’te Gezilecek Yerler

 İlk durağımız şehrin kalbi olan Makedonya Meydanı. Meydan oldukça geniş. Otobüs ve minibüs hatlarının çoğu buradan geçiyor. Üsküp’te görülmesi gereken yerlerin en önemlilerinden biri olan meydan,turistlerin şehri keşfetmeye başladıkları nokta olarak göze çarpıyor.. Burası aynı zamanda şehir halkının da buluşma noktalarındna biri. Meydanın her iki tarafında şık kafe ve restorantlar bulunuyor. Meydanın en önemli yapıları Marriot Hotel, Büyük İskender Heykeli ve Makedonya Takı. Marriot Hotel estetik görünütüsü ile Batı ve Orta Avrupa saraylarını andırıyor. Meydanın tam ortasında pek çok otorite tarafından askerlik sanatının 3 büyük ustasından biri olarak kabul edilen ve dünya tarihine damga vurmuş olan Büyük İskender’in heykeli bulunuyor. Heykel Makedonya’nın bağımsızlığını kazanmasının 20.yılı anısına 2011 yılında meydana dikilmiş. Bütün ihtişamıyla nehrin karşı tarafında yer alan babası 2. Philippe‘nin heykelini selamlıyor.

 Meydanın diğer tarafına yani marriot hotel’in tam tersi istikamete ilerlediğinizde karşınıza Makedonya Takı çıkıyor. Tak Üsküp 2014 Projesi kapsamında inşa edilmiş ve Makedonya’nın bağımsızlığını simgeliyor. 21 metre yüksekliğe sahip yapının üzerinde Makedon tarihindeki önemli olayları simgeleyen rölyefler yer alıyor.

 20171026_143733

 Makedonya Meydanı’nı ziyaret ettikten sonra vardar nehrine doğru yürüyüp, şehrin simgelerinden olan Taşköprü’ye varıyoruz. Köprü 1451-1469 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. Zaman içerisinde depremlerden hasar gören yapı 1905 yılında Sultan 2.Abdülhamid döneminde restore edilmiş. 1944’te Naziler tarafından patlayıcı yerleştirilen tarihi köprü, şehrin kurtarılması ile birlikte bu bombaların hasarından korunmuş. Günümüzde sadece yayaların kullanımına açık olan köprü şehrin eski ve yeni bölgelerini birbirine bağlayan köprülerden sadece biri. Şehirde hem gece hem de gündüz fotoğraflanması gereken muhteşem bir yapı.

 Köprünün hemen paralelinde medeniyetler köprüsü, sanatçılarköprüsü ve özgürlük köprüleri yer alıyor. Medeniyetler Köprüsü’nün her iki yanında makedon tarihinde önemli rol oynayan devlet adamları, komutanlar ve din adamlarının heykelleri yer alıyor. Her iki yanda yer alan heykeller köprünün görüntüsüne ayrı bir renk katıyor doğrusu. Köprünün diğer tarafında ise görünüşüyle antik Yunan dönemi tapınaklarını andıran  Üsküp Arkeoloji Müzesi yer alıyor. Müzede antik döneme ait eşyalar, insan iskeletleri, sikkeler ve heykellerinin yanı sıra Makedon tarihinin önemli figürlerinin balmumundan heykelleri sergileniyor. Giriş ücreti 300 dinar(21.34 TL). Eğer müze gezmeyi seviyorsanız mutlaka birkaç saatinizi ayırmanızı öneririm. Müzede İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen iskender lahti‘nin de bir kopyası sergileniyor.

 Medeniyetler Köprüsünün hemen paralelinde Makedon sanatçıların heykellerinin yer alıdığı sanatçılar köprüsü ve makedon bağımsızlık savaşında ölenlerin anısına inşa ediilen özgürlük köprüleri yer alıyor. Köprülerin her biri şehrin siluletine renk katıyor ve her biri ayrıntılı şekilde fotoğraflanacak güzellikte. Köprülerin eski bölge tarafında arkeoloji müzesinin  hemen yanında yine dış görüntüsüyle estetik haz uyandıran dışişleri bakanlığı, ekonomi bakanlığı ve opera binaları yer alıyor.

 Şimdiki durağımız ise sokaklarında yürürken bizi evimizde ülkemizde hissetiren Türk  Çarşısı.Çarşı da pek çok Türk restorantı var. Ayrıca kahveler, döviz büroları ve hediyelik eşya mağazalarında çalışanların hemen hemen tamamı Türkçe biliyor.

 Çarşının içinde pek çok tarihi camii ve han ve bir de hamam yer alıyor. Bunlardan ilki Davutpaşa Hamamı.Sadrazam Davut Paşa tarafından yaptırılan Davut Paşa Hamamı Taş Köprü’nün yanında bulunuyor. Şehirde İsa Bey Hamamı ile ayakta kalan iki hamamdan birisi. 15. yüzyılda yapılan bu hamam günümüzde Ulusal Sanat Galerisi olarak kullanılıyor. İki kubbeli hamam, içerisinde ayrı ayrı banyolar şeklinde inşa edilmiş. Müze olarak kullanılan hamamda sergilenen koleksiyon 18. ve 19. yüzyıllardan kalma eserler sergileniyor

 20171027_101240

 Bir sonraki adresimiz Muratpaşa Camii. Camii çarşının tam ortasında yer alıyor. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1689’daki büyük yangından sonra 1802-1803 yılları arasında inşa edildiği düşünülüyor. Avlusunda 1937’den beir korunan bir şadırvan bulunuyor. Oldukça sade bir üslupla inşa edilen yapı çarşının simgelerinden biri.

20171026_132056

 Camiinin çarşıya giriş yönüne göre sağ tarafına giden yolu takip ettiğimizde ise Kapan Han‘a ulaşıyoruz. Han 15.yy da inşa edilmiş. 44 odası bulunuyor. İçinde Pivnika Ann ismince bir de restorant yer alıyor.

 Murat Paşa Camii‘den çarşının çıkış yönüne doğru ilerlerken sol tarafta ise Sulu Han yer alıyor. Han 15.yüzyılda İshak bey tarafından inşa ettirilmiş ve ismini yakınlarda bulunan su kaynağından yer alıyor. 1963’teki büyük depremde ciddi şekilde hasar gören yapı restore edilmiş. Günümüzde Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılıyor.

20171026_132336

 Sulu Han‘ın paralel sokağında ise Kurşunlu Han yer alıyor.1550 yılından kalma han Molla Muslidin Hoca tarafından yapılmış. Bir dönem hapishane olarak kullanılmış. Hanın giriş kısmı depo ve hayvanların bağlandığı yer, üst kattaki odalar ise dinlenme amaçlı kullanılmış. 1904 yılından itibaren tekrar eski işlevine kavuşturulan yapının kurşun bölümleri I. Dünya Savaşı’nda sökülmüş.

20171026_142102

 Han’ın biraz gerisinde Üsküp’ün en eski camiisi olan ve Üsküp’ü fetheden komutan Paşa Yiğit bey‘in yaptırdığı Arasta Camii yer alıyor. Oldukça küçük ve şirin bir camii. Camiinin avlusunun önünde küçük bir de çay bahçesi yer alıyor.

 Caminin yakınlarında ise Paşa Yiğit Bey’in türbesi yer alıyor. Türbe yıkık dökük harap bi halde iken kendisi de Üsküp doğumlu olan Eski Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe‘nin de öncülük etmesiyle Yiğit Bey’in soyundan gelen Şarık Tara tarafından restore ettirilmiş.

 Türbeden Üsküp Kalesi yönüne doğru ilerlediğimizde karşımıza Aziz Saviour Kilisesi çıkıyor. Bir Ortodoks kilisesi olan Aziz Saviour (Spas) Kilisesi 16. yüzyılın ortalarında inşa edilmişt. Bir kısmı yerin altında bulunan kilisenin içerisinde yapıldığı dönemden kalma eserler de mevcut. Kilisenin bu şekilde inşa edilmesinin nedeni Müslümanların kiliselerin camilerden yüksek olmasına izin vermemiş olmasıymış. Aziz Saviour’un en ilgi çekici kısımlarının başında 10 metre genişliğinde ve 6 metre yüksekliğindeki meşe kapısı. Kilisenin dışında 1903 yılında öldürülen ulusal kahraman Delcev’in mezarı bulunuyor.

 Kiliseden kale yönüne doğru devam ettiğimizde sağ tarafta Mustafa Paşa Camii‘sine ulaşıyoruz. 2. Beyazıd ve Yavuz Sultan Selim‘in sadrazamı olan Mustafa Paşa tarafından 1492 yılında inşa ettirilmiş. 47 metre yüksekliğinde bir minaresi bulunuyor. 1963 yılında zarar gören yapı Türk işbirliği ve koordinasyon ajansı tarafından 5 yılda restore edilmiş. Caminin bahçesinde Mustafa Paşa’nın kabri de bulunuyor.

 Şimdiki durağımız ise tüm heybetiyle şehrin semasında yükselen Üsküp Kalesi. Kale 6.yüzyılda Roma İmparatoru 1.Justinian tarafından inşa ettirilmiş. Evliya Çelebi Seyahatname‘sinde bu kaleden bahsetmiş  1963 depreminde zarar gören kale o günden bu yana ciddi bir restorasyon çalışması geçirmemiş. Günümüzdeki hali depremden sonraki haliyle aynı durumda. Kalenin içerisinde Osmanlı dönemi eserlerini sergilemek üzere bir müze açılmış. Kalede Büyük bir de makedonya bayrağı dalgalanıyor.

 Kaleden Eski Çarşının sonuna doğru ilerlediğimizde yine Türk,Arnavut ve Boşnak nüfusun yaşadığı eski bölgede Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinden kalan önemli eserler yer alıyor. Bunlardan ilki İsa Bey Camii. İsa Bey Camii, 1475 yılında İsa Bey tarafından inşa edilmiş. Avrupa’daki tek Selçuklu camisi olan İsa Bey Camii’nde 2 tane kubbe bulunuyor.

 Bir sonraki durağımız ise eski bölgedeki tepeciklerin birine Sultan 2.Murat tarafından 1436 yılında yaptırılmış olan Sultan Murat Camii.Camii balkanların en büyük camisi olarak biliniyor. Camii’nin yanında bir imaret ve medrese de yapılmış ama 1963’teki depremde hasar grmüş ve günümüze ulaşamamış. Sultan Murat Camii, hükümdar ya da sultan camisi anlamına gelen “Hünkar camii” olarak biliniyor.Cami, “Cami ati” ya da “Eski cami” adıyla da anılıyor. Saat Kulesi’ne olan yakınlığındna dolayı Üsküp halkı camiye “Saat Camisi” de deniyor. Şu an restorasyon yapıdığı için içine giremedim. O yüzden Camii’nin eski dönemlerine ait birkaç foto paylaşıyorum.

 Camii’nin hemen yanında saat kulesi yer alıyor. 16.yüzyılda inşa edilmiş. Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan ilk saat kulesi olmasıyla ön plana çıkıyor. Saat kısmı Macaristan’dan getirilmiş. Ama 1963 depreminde hasar görünce kaybolmuş ve bugünkü saat İsviçre’den getirilmiş.

20171026_165539

 Gezimizin şimdiki durağı ise Makedon kısmında yani şehrin yeni bölgeisnde yer alan Rahibe Teresa Evi. Makedonya Meydanında Büyük İskender heykelinin tam arkasında kalan sokağı takip ettiğinizde 250-300 metre sonra sol tarafta yer alıyor. Rahibe Teresa 1979 yılında hayırsever faaliyetlerinden ötürü Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüş. Teresa evinin alt kısmı müze olarak kullanyor. Rahibenin hayatındaki önemli kesitlerin fotoğrafları ve kişisel eşyaları sergileniyor. Yemek odası ve yatağı da burada. Müzenin üstünde küçük bir şapel bulunuyor. Bu şapel katolik kilisesine bağlı ve müzeyi ziyaret eden katolik turistler burada ibadet edebiliyor. Teresa evine giriş ücretsiz.

20171027_124219

 Ziyaret edeceğimiz son yapı Üsküp Şehir Müzesi. Eski tren istasyonu olan yapı günümüzde müze olarak kullanıyor. 1938-1940 yılları arasında Sırp Mimar Gavriloviç tarafından inşa edilmiş. Koleksiyonunda arkeoloji, sanat ve tarih ile ilgili eserler yer alıyor. Üzerindeki saat 1963 yılındaki büyük depremden sonra olayın saatini anımsatırcasına 05.17 de kalmış.  Müzenin giriş ücreti 150 dinar( 10.67 TL).

Üsküp-Şehir-Müzesi_New-537x360

 Üsküp’te Yeme İçme

 Üsküp’ü karış karış gezdik. Şimdi sıra geldi üsküp’te ne yenir sorusunu cevaplamaya 🙂 İlk önerim Türk Çarşısına girişte hemen sağ tarafta kalan 1913’ten beri faaliyet gösteren meşhur köfteci Destan olacak. Burada bizim inegöl köftesine benzeyen, tadı oldukça lezzetli olan Üsküp Köftesi(cevap) yemenizi öneririm. Bir porsiyonda 10-11 köfte bulunuyor. Fiyatı 210 dinar(15.42 TL) Yanında pide, soğan-közde biber ile servis ediliyor. Yanında içeceği ile birlikte 20 Tl ye karnınızı güzelce doyurabilirsiniz:) Mekandaki garsonların hepsi Türkçe konuşuyor. Ben sipariş vermeden önce telefonda ailemle konuşuyordum. Garson bunu duymş olmalı ki ingilizce sipariş verirken Türk müsün abi ? dedi. Evet deyince Türkçe konuş beyaa dedi:) Bir trakyalı olarak çok sevindim 🙂

 Üsküp’te yeme içme için ikinci önerim yine çarşının hemen girişinde Destan’ın sırasında ki küçük bir pastane olacak. İsmi kiril alfabesi ile yazıldığı için paylaşamıyorum. Ama koyacağım fotoğraftan kolayca bulacaksınız;) Pastanede cevizle yapılan ve oldukça lezzetli bir kurabiye olan nalçayı mutlaka tadın. Yanında bizim acınadem kurabiyesinin cevizle yapılan ve ortasında krema bulunan versiyonunu da deneyebilirsiniz. Buranın çalışanları da Türkçe konuşuyor:) bu kurabiyeden bizde de var diyince ama bunun usülü daha farklı ve daha güzel dedi. Hakikaten acıbadem kurabiyesinin bu versiyonu daha lezzetli:)

 Makedonya’ya gelip te  trileçe ve kaymaçine yemeden olmaz tabi ki:) Öyleyse size çarşı içindeki House İce Gelato Cafe‘yi tavsiye edeceğim. Özellikle trileçesini çok beğendim. Trileçe 3 çeşit süttten yapılıyor. Manda,koyun ve keçi sütü. Bu yüzden adı trileçe olmuş. Arnavut kökenli bir tatlı. Kek kısmı oldukça yumuşak ve bol sütlü. Üzerinde karamel var.Adeta ağzınızda eriyor. Yanında bir çay ile birlikte 80 dinara((5.87 Tl) yiyebilrsiniz. Kaymaçine de Fransızların creme brule tatlısına benziyor. Onun fiyatı da 90 dinar(6.61TL)Bu cafenin sahibi Türk ve garsonların da ikisi Türk diğer ikisi de yine Türkçe biliyor:)

 Üsküp’te kahvaltı kültürü bizim gibi değil. Kahvaltıda genellikle hamur işi tüketiliyor. Yine bizdekinin aksine sabah burek dedikleri(bizdeki börek) çörekler ve gevreği ayran ve yoğurtla tüketiyorlar. Çarşı içerisinde pek çok küçük dükkanda bu hamurişlerini bulabilirsiniz. Benim tavsiyem Murat Paşa Cami‘nin hemen arkasındaki dükkan olacak. Bir porsiyon peynirli börek ve gevrek 30 dinar(2.20 TL.) Yanındaki çay bahçesinden çay söylerek afiyetle yiyebilirsiniz. Çay fiyatları 10-30 büyük küçük olarak dinar arası değişiyor. Börekçilerin çoğu Arnavut. Çat par Türkçe konuşuyorlar. Bu gittiğim mekanda da çay getiren çocuk benle Türkçe konuştu:) Çok entresan bir duygu gerçekten:) Sanki İstanbul’da biryerde kahvaltı ediyormuşşsun gibi.

Börekçilerde ay şeklinde bir çörek var. Pekmez, çikolatalı çeşitleri var. Fiyatı 30 dinar.

 Üsküp geziniz esnasında canınız Türk kahvesi çekerse Murat Paşa Camii’nin hemen karşısındaki kahvede içebilirisiniz. Sade kahvesini beğendim. Köpüğü ile telvesi ile tadı ile tam kıvamında. Fiyatı 40 dinar.

20171026_180043

 Öğlen veya akşam yemekleri için önereceğim üç mekan daha var. Birincisi çarşı içerisinde çıkışa yakın sağ tarafta küçük bir esnaf lokantası var. İsmi makedonca yazıldığı için  özür dilerim yine söyleyemiyorum.) Ama yine fotoğraftan kolayca bulacaksınız:) Burada güveçte kurufasülye olan tavche grace‘yi muhakkak deneyin. Enfes enfes:) şimdi yazarken bile tadını damağımda hissediyorum. O derece yani 🙂 yanında bir şişe kolayla 150 dinar(11 TL) . Tavche Grace’yi çarşı içeriisnde diğer lokantalarda da bulabilirsiniz.

 Önereceğim ikinci mekan ise çarşının hemen girişinde sol tarafta yer alan ve bir Avusturya restorantı olan Austrian Palace. Mekanın iç dekorasyonu oldukça güzel. Akşam belli bir saatten sonra birşeyler içmek için de gelinebilir. Benim buradaki tercihim gulash oldu. Gulash her ne kadar Macar-Avusturya yemeği olarak bilinse de aslında Kanuni Sultan Süleyman’ın Macar seferinde askerlerin yemesi için pişirilen kulaşı yemeğinin ta kendisi:) Zaman içerisinde ismi gulash olmuş. Bizim tas kebabı yemeğimizle aynı. Büyükçe bir tas içerisinde dana etinden yapılmış kuş başılar ile ve bol et suyu ortasında pirinç ve patatesle servis ediliyor. Fiyatı 240 dinar(17.62 TL).

 Üçüncü mekan ise ahşap bir gemi şeklinde olan ve içinde oteli de bulunan vardar nehrinin hemen üzerindeki Hotel Senigallia Bar Restorant. Restorantta hem dünya hem makedon mutfağından lezzetler var. Ben burger yedim. 3 küçük hamburger ekmeği ile birlikte ve patates kızartması ile servis ediliyor. Tadını beğendim.  Hamburgerde çok fazla sos yerine köfte, marul ve eritilmiş kaşar var. Fiyatı 250 dinar(18.36 TL). Vardar nehri üzerinde öğle yemeği keyfi için ideal;)

 Hep eski bölgeden mekan tavsiyesi yaptın diyorsunuz biliyorum:) O yüzden son mekan önerimi yeni bölgeden yapacağım. Makedonya Meydanı‘ndan Rahibe Teresa evine giden yolda sağ tarafta Coffee Factory isimli bir kahve dükkanı var. Gezerken yorulup bir yorgunluk kahvesi içmek isterseniz buraya uğrayın derim. Lavazza Kahve Zincirinin ürünlerini satıyorlar. Kahve zincirlerinin aksine self servis değil, garsonlar seçtğiniz kahveyi masanıza servis ediyor. Latte’sini tavsiye ederim. Fiyatı 110 dinar(8.08 TL).

 Üsküp gezilecek yerler bakımından zengin,kesinlikle gezip görmeniz gereken, yazımın başında da belirttiğim gibi ‘biz’ bir şehir. Heykellerle donatılmış, yemeğiyle, havasıyla, insanlarıyla hala bizim bir parçamızmış gibi hissetiren, kendi dilinizle konuşup çoğu kimseyle anlaşabileceğiniz ve gezerken sizi Osmanlı dönemindeymiş gibi hissetirip tarihin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkartan bu şirin balkan kentini keşfetmeyi ihmal etmeyin. Benden şimdilik bu kadar. Bir sonraki gezi yazımızda görüşmek üzere. Keyifli okumalar efenim:)

Not: Yeme içme fiyatları Ekim 2017 fiyatlarıdır.

“ÜSKÜP GEZİ REHBERİ: ÜSKÜP GEZİLECEK YERLER-ÜSKÜP GEZİ NOTLARI” için 7 yorum

Bir Cevap Yazın