Avrupa şehirleri birbirinden güzel mimari yapı ve anıtlar ile dolu. Bu yapılar zaman içerisinde bulundukları şehirler ile özdeşleşiyor ve şehrin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bu sebebten ötürü bu yapıları şehir simgeleri olarak tanımlıyoruz. Şehir simgeleri bir şehrin hatta bir ülkenin tanıtımı için oldukça önemli. Öyle ki gezginler sadece bu simgeleri görebilmek için bir şehri ziyaret edebiliyor.
Bu yazımda tamam ben Avrupa’yı gezdim demek için mutlaka görülmesi gereken 10 Avrupa şehir simgesini sizler için derledim. Keyifli okumalar 😉
1.Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi şüphesiz Avrupa denilince akla ilk gelen şehir simgesi belki de.Kule Fransa’nın başkenti Paris‘te Seine Nehri kıyısında yer alıyor. 1887-1889 yılları arasında mimar Gustave Eiffel tarafından Fransız Devrimi‘nin 100.yılı anısına inşa edilmiş ve 1901 Paris fuarının giriş kapısı olarak ta kullanılmış. Yüksekliği tam 324 metre. 3 kattan oluşuyor ve her kata ayrı bir asansörle çıkılıyor. Fransızlar tarafından pek sevilmeyen ve şehrin silluletini bozduğu düşünülen yapı, gece ışıklandırması ile birlikte sizi masal diyarında geziyormuş gibi hissettiriyor. Kulenin tepesinden enfes bir Paris Manzarası izleyebilirsiniz. 😉
2.Notre Dame Katedrali

Victor Hugo‘nun ünlü Notre Dame’ın Kamburu romanından tanıdığımız ve Gotik mimarinin ilk ve en güzel örneklerinden biri olan yapı Paris’in tam ortasında Saint Micheal Meydanı’nda yer alıyor. Yapımı 1163 yılında başlanmış olsa da tam 170 yıl sürmüş. Birbirinden ilginç ve estetik heykeller ile donatılmış olan yapının çan kulelerine çıkarak en güzel Paris manzaralarından birini izleyebilirsiniz. Ama yalnızca 5 dakikanız var. Çünkü kuleler çok dar olduğu için 15-20 kişilik gruplar halinde çıkılabiliyor. Paris’te Eyfel Kulesi’nden bile çok ziyaret edilen yapının girişinde uzun bir kuyruk göreceksiniz. Ama merak etmeyin çabuk ilerliyor:) Eğer gece Seine Nehri’nde tekne turu yaparsanız, gece ışıkladırması da oldukça etkileyici.
Paris’i ve şehirdeki önemli simgeleri görmek için, sevgili Saffet Emre Tonguç’un şu programını izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=lm-EgRnLZ4c
3.Trevi Çeşmesi

İtalya’nın başkenti Roma‘nın Kolezyum‘dan sonra en çok bilinen ve şehrin belki de en estetik yapısı. Çeşme Roma’nın Trevi Meydanı‘nda yer alıyor. En ünlüsü Roma Tatili olmak üzere pek çok filme ev sahipliği yapmış. Özellikle Türk turistler tarafından aşk çeşmesi olarak biliniyor. Yapımına 1732’de başlanmış ve 30 yıl sürmüş.
Üzerinde Deniz Tanrısı Neptün’ün( Yunan Mitolojisinde Posedion) ve her iki yanında mitolojide deniz ulakları adı verilen Tritonlar yer alıyor. Çeşme ile ilgili ilginç bir inanış var. Çeşme’ye arkanız dönükken dilek dileyip para atarsanız, dileğinizin gerçek olacağına ve bir gün tekrar Roma’ya geleceğinize inanılıyor. Hem gece hem gündüz oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Sosyal medya paylaşımlarınız için muhteşem kareler yakalayabilirsiniz.
Trevi Çeşmesi de dahil Roma’daki önemli eserleri anlattığım şu yazıyı da mutlaka okuyun derim. https://newloggers.com/2017/08/14/roma-gezi-rehberi/
4.Kolezyum

Kolezyum Avrupa,hatta Dünya’daki en eski ve en iyi korunmuş şehir simgelerinden birisi. Roma’da en ilgi çekici ve turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında yer alıyor.Yapımına İmparator Vespasianus‘un emriyle MS.72’de başlanmış ve 8 yılda tamamlanarak, oğlu İmparator Titus tarafından MS.80’de açılmış. Yapıldığı günden bu yana pek çok kanlı gösteriye ve gladyatör dövüşüne şahit olmuş. Kimi zaman kıran kırana geçen gladyatör dövüşlerine kimi zaman da vahşi hayvanlar ve gladyatörler arasında yaşanan kanlı mücadelere ev sahipliği yapmış. Sadece açılışında 5000’den fazla gladyatör ve vahşi hayvan can vermiş. Zaman içerisinde depremler yüzünden hasar görse de, büyük bir kısmı hala ayakta duruyor. Roma dönemini ve Roma tarihini daha iyi anlamak için mutlaka ziyaret edilmeli.
5.Big Ben Kulesi

İngiltere’nin başkenti Londra‘nın en bilinen yapısı Westminister Sarayı ve hemen bitişiğindeki Big Ben Saat Kulesi.Westminister Sarayı’nın temelleri 1016’da atılmış ve o tarihten itibaren İngiltere hükümdarlarının ikametgahı olmuş.1512’de büyük bir yangınla yerlebir olmuş ve yeniden inşası sırasında o dönemde Avrupa için deyaygın olan gotik mimariden esinlenerek restore edilmiş. Ne varki 1840’ta tekrar bir yangın felaketi geçirmiş ve mimar Charles Barry tarafından yeniden inşası tam 30 yıl sürmüş. O günden bu yana da İngiltere Parlamentosu olarak kullanılmış. Yapının en ünlü ve bilinen kısmı resmi adı Elizabeth Kulesi olan ama Big Ben Kulesi olarak bilinen saat kulesi. Kule 1834 yılında yapılmış ve Sir Benjamin Hall tarafından verilmiş. Kulenin yüksekliği 96 metre. Aslında kulenin üzerindeki saatin ismi Big Ben. Ama halk tarafından tüm kule Big Ben olarak anılıyor.
6.La Sagra Da Familia

Antoni Gaudi‘nin basyapiti ve Barselona sehrinin simgesi olan meshur Sagra DaFamilia.
Yapimina 1882 yilinda baslanmis fakat Gaudi’nin 1926’da bir tramvay kazasinda olmesi ile yarim kalmistir. Halk arasinda bitmeyen kilise olarak ta bilinir. Art nouveau akiminin en guzel orneklerinden biri hiç şüphesiz. İnşası hala devam ediyor ve 600 kişi çalışıyor. ilk günden bu yana halktan toplanan yardımlarla bitirilmeye çalışılıyor. Gaudi’nin 100.ölüm yıldönümü olan 2026’da bitirilmesi planlanan bazilika, 10.000 den fazla kişiyi aynı anda ağırlayabiliyor. Gaudi’nin mezarı bazilikanın içerisinde yer alıyor. Dan Brown son romanı ‘Başlangıç’ ta bazilikaya oldukça geniş bir yer ayırmış. Hikayenin düğümü burada çözülüyor. Kitabı okuduktan sonra buraya giderseniz, daha heyecan verici bir deneyim yaşayabilirsiniz 😉
7.Belem Kulesi

Belem Kulesi Portekiz’in başkenti Lizbon‘un en önemli simgelerinden biri. 1515-1520 yılları arasında Portekizli ünlü kaşif Vasco de Gama anısına inşa edilmiş. Geçmişte Targus Nehri’nin ortasında yer alıyorsa da 1755 teki büyük Lizbon depreminde nehir yatağının değişmesi sonucu günümüzde nehrin kıyısında yer alıyor. Gotik Mimari‘den Rönesans’a geçiş zamanında ortaya çıkan ve gösterişli motiflerin kullanıldığı Manuelin Mimarisi’nin en güzel örneklerinden biri. Kule bir süre hapishane olarak ta kullanılmış. 1983 yılından beri UNESCO’nun dünya mirası listesinde yer alıyor.
8.Brandenburg Kapısı

Berlin’de en çok ziyaret edilen ve yerli ve yabancı bütün turistlerin mutlaka önünde fotoğraf çektirdiği, şehrin eşşiz simgelerinden biri olan Brandenburg Kapısı. Kapı 1788-1791 yılları arasında inşa edilmiş ve kraliyet ailesinin geçişi için kullanıma açılmış. 1793 yılında heykeltraş Johann Gottfried Schadow, kapıya “Quadriga” tarzı dört atın çektiği bir tanrıçayı taşıyan at arabası eklemiş. Tanrıça bir elinde Almanya’yı ve Hıristiyanlığı simgeleyen “Kartal” ve “Haç” simgelerini taşıyor. Kapının tam üstünde yer alan heykel Napolyon tarafından, 1806’da şehri ele geçirdiğinde heykeli yerinden kaldırtarak Paris’e taşıtmış. 1814 yılında Prusya Fransa’yı mağlup ettiğinde eser tekrar eski yerine taşınmış ve geri getirilen esere“zeytin dalı” yerine “demir haç” eklenmiş.
Naziler bu kapıya özel önem göstererek bir simge haline getirmişler. 2.Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya doğu ve batı olmak üzere ikiye bölününce kapıyı her iki tarafta yaşayanlar da kullanamamış. Berlin Duvarı 22 Aralık 1989’da yıkılınca kapı birleşmenin sembolü olarak anılmaya başlanmış.
9.Belgrad Kalesi

Avrupa demişken Balkanları es geçmek olmaz. O yüzden Sırbistan’a uzanıyoruz. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın en önemli simgesi olan tarihi Belgrad Kalesi.Kale ilk olarak MÖ.85 yılında Romalılar tarafından yapılmaya başlanmış. Daha sonra şehirde hakimiyet kuran Sırp Krallığı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından kaleye eklemeler yapılmış. Kale Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456 yılında kuşatılsa da Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521’de ele geçirilebilmiş ve 1878 Berlin Antlaşmasına kadar 357 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Kalede Türk izlerini hala görmek mümkün. Bunlardan bazıları İstanbul Kapısı, Damat Ali Paşa Türbesi ve Paşa Konağı. Kalenin içerisinde çeşitli askeri eşya,silah ve topun sergilendiği Sırbistan Ulusal Askeri Müzesi ve İşkence aletlerinin sergilendiği bir İşkence Müzesi ! var.
10.Taş Köprü

Son durağımız Makedonya’nın başkenti Üsküp‘ün simgesi Taş Köprü. Köprü 1451-1469 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. Zaman içerisinde depremlerden hasar gören yapı 1905 yılında Sultan 2.Abdülhamit döneminde restore edilmiş. 1944’te Naziler tarafından patlayıcı yerleştirilen tarihi köprü, şehrin kurtarılması ile birlikte bu bombaların hasarından korunmuş. Günümüzde sadece yayaların kullanımına açık olan köprü şehrin eski ve yeni bölgelerini birbirine bağlayan köprülerden sadece biri. Şehirde hem gece hem de gündüz fotoğraflanması gereken muhteşem bir yapı. Üsküp’te en çok ziyaret edilen yer olarak göze çarpıyor.


