Genel, KEŞİF

İSTANBUL EFSANERLERİ: KADİM ŞEHRİN GİZEMİ

İstanbul Efsaneleri
İstanbul Efsaneleri

 İstanbul binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Beşiktaş bölgesinde yapılan kazılar ve buluntular sonucunda şehrin tarihinin yaklaşık 8000 yıllık olduğu ortaya çıktı.İki büyük imparatorluğa ve pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, yılların getirdiği yaşanmışlıkla birlikt çok sayıda gizem ve sırrı bünyesinde barındırıyor. Şehrin hemen her noktası ile ilgili hem Osmanlı hem de Bizans kaynaklarına dayanan pek çok ilginç hikaye ve efsane duymak mümkün.Bu yazımda İstanbul Efsanelerini ve hikayelerini sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

İstanbul’un Kuruluş Efsaneleri

İstanbul'un Kuruluş Efsaneleri
İstanbul’un Kuruluş Efsanesi

 Efsaneye göre, Yunanistan’daki Megaralılar başkanları Byzas’ın önderliğinde bir şehir kurmaya karar vermişler. Lakin bu şehri nereye kuracaklarını bilememişler. İşin içinden çıkamayınca gidip Delfi kâhinine danışmışlar. Delfi kâhini onlara: “Körler Ülkesi’nin karşısında bir yer vardır. Şehrinizi oraya kurun.” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Megaralılar başkanları Byzass’ın öncülüğünde Körler Ülkesi’ni bulmak için yollara düşmüş. Uzun bir yolculuğun sonunda bugünkü Sarayburnu kıyılarına varmışlar. Eşi benzeri olmayan, olağanüstü güzellikte bir manzaraya hayran kalmışlar. Çevreyi hayranlıkla incelerlerken Byzas gözlerini Kadıköy yakasına çevirmiş ve şöyle demiş “Körler ülkesi burası olmalı çünkü bu güzelim yeri bırakıp karşı kıyıya yerleşen insanlar muhakkak kör olmalılar.”

Boğaz’ın Adı ( Bosphorus) Nereden Geliyor ?

Boğazın Adı Nereden Geliyor ?
Boğazın Adı Nereden Geliyor ?

 Mitolojiye göre tanrılar tanrısı Zeus sevgilisi İo’yu, karısı kıskanç Hera’nın öfkesinden sakınmak için onu bir buzağıya dönüştürür. Lakin bu olayı öğrenen Hera çok sinirlenir ve İo’yu alıkoyarak başına bin gözlü dev Argos’u diker. Zeus’un bundan haberi olunca haberci Tanrı Hermes’i gönderir. Hermes devi büyüleyip öldürür. Ama bu seferde Hera İo’nun başına bir at sineği musallat eder. İo zamanla bu sineğin ısırmalarına dayanamaz ve kurtulmak için denize atlar. Yüzerek Trakya’dan İstanbul Boğazına gelir ve Asya yakasından kıyıya çıkar. Eski Yunanca’da İneğe bos, geçide poros denirmiş. Bu yüzden İstanbul Boğazı Bosphorus yani inek geçidi adını alır ve bu ad günümüze kadar gelir.

Kız Kulesi Efsanesi

  Kiz-Kulesi-Resimleri-08

 Afrodit’in rahibelerinden olan Hero’nun diğer rahibeler gibi aşk yaşaması yasakmış. Her yıl tapınak çevresinde doğanın uyanışını kutlamak için şenlikler düzenlenirmiş.  Bir seferinde bu törenler için şehrin karşı kıyısından gelen Leandros ismindeki genç rahibe Hero’yu görmüş ve birbirlerine aşık olmuşlar. O günden sonra her gece Leandros yüzerek tapınağa(kuleye)gelirmiş. Gelmeden önce Hero onun için kulenin lambasını yakarmış Böylece Leandros yolu rahatlıkla bulurmuş. Bir gece fırtına çıkmış. Leandros her zaman olduğu gibi kuleye gelecekmiş. Ama bu kez olayı öğrenen kıskanç bir rahip kulenin fenerini söndürmüş Leandros yolunu şaşırarak boğulmuş ve boğazını sularına gömülmüş. Sevgilisinin öldüğünü öğrenen Hero’da kendini kuleden aşağıya bırakarak can vermiş ve boğaz genç aşıkların ölümsüz aşklarıyla kutsanmış.

 İkinci efsane ise şu şekilde.  Günlerden bir gün Bizans İmparatoru’nun bir kızı olmuş. İmprator kızı büyüyünce onu yetiştirmesi için bilginleri görevlendirmiş. Lakin bilginlerden bir tanesi kızın 18 yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokulup öleceğini söylemiş. Bunun üzerine imparator kızına boğazın ortasında bir kule yaptırmış. Gerekli bütün önlemleri almış. Ama bütün önlemlere rağmen bir gün üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı ısırarak öldürmüş. İmparator kızının ölümüne çok üzülmüş ve tabutunun Ayasofya’nın kapılarından birinin üstüne konulmasını emretmiş. Ama aksilik bu ya yine yılan kızı rahat bırakmamışve tabutu bir şekilde delerek içeri girmiş. O günden sonra kulenin ismi Kız Kulesi olarak anılmış.

Ayasofya Efsaneleri

Ayasofya Efsaneleri
Ayasofya Efsaneleri

 Bir gün Ayasofya’nın inşaatı sırasında paydos saatinde mimarın oğluna bir melek görünmüş. Yapımın hızlanması için işçileri çağırmasını istemiş ve o dönene dek aletleri bekleyeceğine yemin etmiş. Bunu duyan mimar ignatos İmparatora gitmiş ve olayı anlatmış. İmprator işin gizemini kavramış ve İgnatos’tan oğlunu geri göndermemesini istemiş ve melek sonsuza kadar burda bulunduğu yerde mahsur kalmış.

 Ya Vedud  Sultan isimli bir zat sabah akşam fetih yapılamasın diye dua ediyormuş. bu yüzden Osmanlı birlikleri bir türlü şehri ele geçiremiyormuş. Bu söylentiler Fatih’İn kulağına gitmiş. Bunun üzerine bütün ulemayı toplamış. Bu toplantıda hocası Akşemseddin tasalanmamasını 40 gün sonra bu zatın öleceğini ve şehrin zapt edileceğini sultana aktarmış. Gerçekten deAkşemseetinn fatihe aktardığı gibi fethin ellinci günü zat ölmüş ve şehir fethedilmiş. Fatih Ayasofyaya girdiğinde terleyen sutunun orada nur saçan beyaz bir ışık görür.Yaklaştığında kıbleye dönük olarak yatmış vedud sutanın bedeni yatıyormuş. Vedud sultan Eyüp’te Eyüpsultan  hazretlerine yakın bir yere defnedilmiş.

Tılsımlı Sütunlar

Çemberlitaş 

Çemberlitaş
Çemberlitaş

 Vaktiyle Çemberlitaş‘ın üzerinde bir sığırcık kuşunun heykeli bulunuyormuş. Her sene bu kuş kanatlarını açarak ötüyormuş. Bunun üzerine ne kadar kuş varsa yeryüzünü dolaşarak, gagalarına ve ayaklarına bir kaç zeytin alarak İstanbul’a gelir, sütunun dibindeki kubbenni deliğinden atarak memleketlerine geri dönerlermiş. Keşiş ve papazlar da bu zeytinler ile geçinirlermiş.

Kıztaşı

Kıztaşı
Kıztaşı

 Diğer adı Markianus sütunu olan Kıztaşı yanından geçen hanımların bakire olup olmamamasına göre tepki verdiğine inanılıyormuş. Eğer taşa bakire bir kız el sürerse birşey olmuyormuş. Ama bakire olmayan bir kız el sürerse tiz bir çığlık duyuluyormuş. Başka bir söylentiye göre de sütun önünden günahkar bir kız geçince sütun eğiliyormuş. Günlerden bir gün Justinanus baldızı ile birikte oradan geçiyormuş. Taş kızın önünde hafifçe eğilmiş. Bunun üzerine imparator baldızını idam ettirmiş.

 Diğer bir efsanede de günlerden bir gün sihirli güçleri olan genç bir kız Ayasofya’nın inşasına katkısı olsun diye sırtına koca bir taşı yükleyip yola koyulmuş. Yolda bir cine rastlamış. Cin kıza taşı boşuna götürdüğünü, inşaatın çoktan bittiğini söylemiş. Kız çaresiz aldığı taşı yerine bırakmış. Ama içine bir kuşku düşmüş. Ayasofya’ya bizzat gitmiş. Ama inşaat daha yarısına bile gelmemiş. Kız tekrar taşın yanına gitmiş. Ama yerinden oynatamamış. Çünkü cine inandığı için sihirli güçleri kaybolmuş.

Yılanlı Sütun

Yılanlı Sütun
Yılanlı Sütun

 Delfi tapınağından getirilen yılanlı sütun, Apollon’un öldürdüğü 3 başlı bir yılanı simgelemek için 3 başlı yılan şeklinde yapılmış. Daha sonra sütuna şehri yılan,akrep ve çiyan istilasından korumak için güçlü büyüler yapılmış. İmparator Büyük Kostantin imparatorluk merkezini İstanbul’a taşıyınca şehri süslemek ve tılsımıyla korumak için sütunu buraya getirtmiş. Günlerden bir gün Osmanlı zamanında  bir yeniçeri kılıç darbesi ile yılan başlarından birini koparmış. Bu olaydan sonra şehri akrep,çiyan ve yılanlar istila etmiş.

Zeyrek Cami’nin Gizemi

Zeyrek Camii
Zeyrek Camii

 Zeyrek Camii’nin bugun park olan arazisi gecmiste ahir olarak kullanılıyormuş. Ahırın icinde oldukca korkutucu bir su kuyusu bulunuyormuş Hatta denilene gore bu kuyunun altinda bir de mahzen bulunuyormus. Eskiden buraya hayvanlarini baglamaya gelenler oldukca cekinirmiş. Nedeni ise geceleyin burada korkunç çıglıkların duyulmasıymış. Gunumuzde burasi park olmasina ragmen bu cigliklarin hala duyuldugu soyleniyor.

 Zeyrek ile ilgili bir efsane daha var. Camii’nin hemen yaninda bulunan Sarnıçta konsolos denilen cadilar yaşarmis. Kisin zemheri gecelerinde bu cadilar magaralarindan cikarak at arabalarina biner, sehri dolasir ve seher vakti donerek sarnicta kaybolurlarmis.

Fetih Efsaneleri

Fetih Efsaneleri
Fetih Efsaneleri

 Tahta Kılıç

 Tanrı bir meleğini Agapios adlı keşişe gönderir. Melek keşişe tahta bir kılıç verir. Kılıç’ın üstün güçleri vardır ve sahip olan şehre hakim olacak ve düşmanlarını yenecektir.Keşiş bu kılıcı imparator Paleologos a götürür. Keşiş imparatorun huzuruna vardığında imparator benim elimde savurulnca dört metre uzayan Davud’un kılıcı var. Bu tahta kılıca niye ihtiyacım olsun diyerek keşişi kovar. Keşişte bu kılıcı fatihe verir. Fatih bu kılıcın verdiği kuvvetle şehri fetheder.

İstanbul Açık Kalan Bir Kapı Sayesinde Mi Fethedildi ?

 Stewen Zweig, Hammer başta olmak üzere Avrupalı bir çok tarihçi ve yazar İstanbul’un fethinin açık kalan küçük bir kapı sayesinde gerçekleştiğini yazar. Onlara göre 29 Mayıs 1453 günü Edirnekapı ve Eğri Kapı arasında olduğu iddia edilen Kerkoporta isimli küçük bir kapı kuşatmanın telaşından dolayı açık unutulmuş. Bunu gören Osmanlı askerleri başta tereddüt etseler de sonradan buradan iehre girerel fethi gerçekleştirirler. Bu tabi ki doğru değildir. Fethi kabullenemeyen ve Fatih Sultan Mehmet’in başarısını küçümsemeye çalışan Avrupalı tarihçi ve yazarların uydurduğu yalanlardan biridir.

Ulubatlı Hasan Gerçek Bir Karakter Mi ?

 İstanbul’un fethi denilince akla ilk gelen isimlerden olan Ulubatlı Hasan ismine sadece  tarihçi Melissinos’un eserinde rastlanıyor. Oysa fetih sırasında şehirde olan Bizanslı tarihçi Francis’in  orjinal eserinde böyle bir bilgi yer almıyor. Melissinos’un Francis’in eserine ilaveler yaptığı ve eseri renklendirmek için böyle bir karaktere yer verdiği kabul ediliyor.

 Türk ve Batılı yazarların eserlerinde İstanbul’a ilk giren kişi ile ilgili farklı rivayetler var. Tarihçi Bihiştî şehre ilk giren kişinin babası Karışdıran Süleyman Bey olduğunu belirtiyor. Bir Romen kaynağında ise İstanbul surlarına ilk çıkanların korkunç görünüşlü beş Türk olduğu ve dev cüsseli Mustafa Bey’in emrindeki askerlerle içeriye girdiği anlatılıyor.Fatih dönemi kaynaklarında ise surlara ilk çıkan kişilerden biri de Arnavut devşirme Balaban Bey olarak gösteriliyor.

Yararlandığım Kaynaklar:

Erhan Altunay-Pelin Çift Ayasofya’nın Gizemli Tarihi

Murat İrfan Ağcabay İstanbul’un Kadim Sırları

Çalışmalarıma destek olmak ister misiniz ? Türkiye’de Paypal sistemi yasak olduğu için içeriklerimde bağış ve diğer ödeme seçeneklerini aktive edemiyorum. Bu sebepten yeni içerikler adına kaynak bulmam zorlaşıyor.Eğer siz de içeriklerimi beğenip, daha iyisini üretmek adına bana küçük bir katkıda bulunmak isterseniz aşağıda paylaşacağım bilgilerden destek olabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkür ederim. 

İş Bankası İban No: TR80 0006 4000 0011 5001 2868 50 ( İş bankası Tekirdağ merkez şubesi)

Çağlar Didman 

“İSTANBUL EFSANERLERİ: KADİM ŞEHRİN GİZEMİ” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın