Roma dünya tarihine damgasını vurmuş Roma İmparatorluğunun doğduğu toprak olarak, her daim Avrupa’nın en önemli kentlerinden biri konumunda. Geçmişten bu yana her yıl yüz binlerce turistin ziyaret ettiği eşsiz bir kültür hazinesi aynı zamanda. Bu yazımda Roma’yı ziyaret eden herkesin mutlaka görmesi gereken 8 yeri derledim. Keyifli okumalar 🙂
Fontana di Trevi ( Trevi Çeşmesi)

Roma’da ilk durağımız şehrin simgelerinden, aşk çeşmesi olarak ta adlandırılan Trevi Çeşmesi. Başta Roma tatili olmak üzere pek çok filmde ana mekan olarak yer almış. Çeşmenin yapımı 1732 yılında başlamış ve tamamlanması 30 yıl sürmüş. Çeşmenin ortasında deniz tanrısı Neptün( Yunan Mitolojisindeki Posedion) yer alıyor. Her iki yanında ise mitolojide deniz ulakları olarak bilinen Tritonlar var. Çeşme ile ilgili ilginç bir hikaye var. Çeşmeye sırtınızı dönerek omzunuzun üstesinden para atarsanız, dileğinizin gerçek olacağına ve bir gün tekrar şehri ziyaret edeceğinize inanılıyor. Eğer iki kez atarsanız, buradan biri ile evleneceğinize inanılıyor 🙂
Pantheon

Roma’da mutlaka görmeniz gereken 2. yapı Pantheon. Pantheon ismi Yunanca’da tüm tanrıların tapınağı anlamına geliyor. Zaman zaman restorasyon geçirse de, 2000 yıllık geçmişi ile şehrin en eski yapısı olma özelliğini taşıyor. İlk Pantheon’u MS. 27 yılında İmparator Augustus’un damadı ve yardımcısı Agrippa yaptırmış. Zaman içerisinde 2 büyük yangın geçirmiş ve günümüze ulaşan halini MS. 110 yılında, Edirne kentinin isim babası olan imparator Hadrian yaptırmış. Kubbesi 43 metre çapıyla Avrupa’nın en büyük kubbesi olma özelliğini taşıyor. İçerisinde Rönesans’a damgasını vurmuş Rafaello ve İtalya’nın ilk kralı Vittorio Emmanuel’in mezarları var. Girişi ücretsiz.
Navona Meydanı

Roma’nın en renkli meydanlarının başında gelen Navona Meydanı, şık mekanlarıyla her daim şehrin en eğlenceli yerlerinden bir tanesi. Meydanın bulunduğu yerde 30.000 kişilik bir stadyumun varlığından söz ediliyor. Bugün bu stada dair herhangi bir iz görülmüyor. Meydanın ortasında Bernini’nin 1651 yılında inşa ettiği, Nil, Ganj, Rio ve Tuna nehirlerini simgeleyen 4 nehir çeşmesi görülmeye değer. Burada bir de mekan tavsiyesi verelim. Caffe de Lorenzo. Burada Capuccino içmenizi tavsiye ederim. Fiyatları Roma fiyatlarına göre ortalama. Servisleri gayet hızlı ve garsonları ilgili. Ayrıca İngilizceleri gayet düzgün ve bir adres sorarsanız tüm güler yüzlülükleri ile size yardımcı oluyorlar.
Castel Sant’Angelo ( Kutsal Melek Kalesi)

Roma’da görmeden dönmemeniz gereken bir diğer yapı da Melekler Kalesi. Kale MS. 139 yılında İmparator Hadrian ve ailesinin mezarı olarak inşa edilmiş. İmparator Marcus Aurelius burayı şehir surlarıyla birleştirmiş. Zaman içerisinde çeşitli eklemelerle kaleye dönüştürülmüş. Bir dönem hapishane olarak ta hizmet vermiş. Hatta Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan papanın esiri iken burada kalmış. Kale aynı zamanda Vatikan’da bir kargaşa veya isyan çıktığı zaman papaların gizli tünellerle kaçtığı bir sığınak olarak ta kullanılıyormuş. Kalenin Kutsal Melek Kalesi olarak adlandırılmasının sebebi ise Papa Gregory’nin Mikail adlı meleği burada görmesiymiş. Eğer usta oyuncu Tom Hanks’in başrolünde oynadığı Melekler ve Şeytanlar adlı filmi izlediyseniz burayı hatırlarsınız. Kaleyi özellikle gece dışarıdan mutlaka görmelisiniz. Hemen önündeki Bernini’nin melek heykellerinin süslediği köprüsü ile birlikte eşşiz bir görüntü sunuyor.
Kolezyum

Roma denince akla gelen ilk eserlerden biri de şüphesiz Kolezyum. Kolezyum’un yapımı MS. 72 yılında, İmparator Vespasianus zamanında başlamış ve 8 yıl sonra MS. 80 yılında oğlu İmparator Titus zamanında bitmiş . Aynı anda 55.000 kişiyi ağırlayan yapı, pek çok kanlı Gladyatör ve hayvan dövüşüne tanıklık etmiş. Sadece açılış gününde 5000’den fazla gladyatör ve vahşi hayvan gösterilerde ölmüş. Zaman içerisinde depremlerden hasar görse de hala tüm ihtişamı ile şehir semalarında yükselmeye devam ediyor.
Palatine Tepesi ve Roma Forumu

Palatine Tepesi efsane kurucular Romulus ve Remus tarafından Roma’nın kurulduğu yer olarak biliniyor. Zaman içerisinde burada kurulan krallık büyük bir imparatorluğa dönüşmüş ve tüm dünyaya hakim olmuş. Burada göreceğiniz en önemli yer İmparator Augustus’un evi.
Tepenin hemen aşağısında ise antik dönemde şehrin merkezi olan Roma Forumu yer alıyor. Önemli devlet binaları, anıtlar ve tapınaklar buraya inşa edilirmiş. Görülebilecek en önemli eserler, Vesta, Satürn ve Vespasianus tapınakları, Constantin Bazilikası ve Septimus Severus Takı.
Vatikan

Son durağımız ise Vatikan. Dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan, Katolik Hristiyanlığın lideri Papanın da yaşadığı yer. Saint Pietro Bazilikası ve değerli koleksiyonlara sahip dünya’nın en büyük müzelerinden olan Vatikan Müzeleri mutlaka ziyaret edilmeli. Saint Pietro Bazilikası’nın kubbesine çıkmak biraz zahmetli ama eşşiz bir Vatikan manzarası sunuyor. Müzeler için ise biletinizi mutlaka önceden internetten alın. Aksi takdirde 500-600 metrelik kuyruklarda saatlerce beklemeniz kuvvetle muhtemel. Müzelerde birbirinden kıymetli eserlerin yanı sıra Michelangelo’nun papalık seçimlerinin yapıldığı Sistine Şapeli’nde yer alan büyüleyici Cehennem Freski görülmeye değer.
Roma’yı tüm detaylarıyla anlattığım bloğumun linkini de buraya bırakıyorum. https://newloggers.com/2017/08/14/roma-gezi-rehberi/
Roma Bileti’nin hazırladığı Roma’da Top 5 Aktivite videosu da ilginizi çekebilir. https://www.youtube.com/watch?v=smuUhOdD9Yk
Çalışmalarıma destek olmak ister misiniz ? Türkiye’de Paypal sistemi yasak olduğu için içeriklerimde bağış ve diğer ödeme seçeneklerini aktive edemiyorum. Bu sebepten yeni içerikler adına kaynak bulmam zorlaşıyor.Eğer siz de içeriklerimi beğenip, daha iyisini üretmek adına bana küçük bir katkıda bulunmak isterseniz aşağıda paylaşacağım bilgilerden destek olabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkür ederim.
İş Bankası İban No: TR80 0006 4000 0011 5001 2868 50 ( İş bankası Tekirdağ merkez şubesi)
Çağlar Didman



“İtalya’nın Kalbi Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 8 Yer” için 2 yorum