gezi, KEŞİF

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

Balkan Coğrafyası son yıllarda yakınlığı, dil probleminin çok az olması, bu ekonomik şartlara rağmen ucuzluğu ve konaklama kalitesiyle, Türk turistler tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor. Bu yazımda, Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser ile gezilerinize gönüllü rehberlik etmek istedim. Keyifli keşifler 😉

Devamını oku: Balkanlarda Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Eser

1- Taş Köprü

Üsküp’ün Simgesi Taş Köprü

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken ilk eser Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün simgesi Taş Köprü. Köprü 1451-1469 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş. Zaman içerisinde depremlerden hasar gören yapı, 1905 yılında Sultan 2.Abdülhamid döneminde restore edilmiş. 1944’te Naziler tarafından patlayıcı yerleştirilen tarihi köprü, şehrin kurtarılması ile birlikte bu bombaların hasarından korunmuş. Günümüzde sadece yayaların kullanımına açık olan köprü, şehrin eski ve yeni bölgelerini birbirine bağlayan köprülerden sadece biri. Şehirde hem gece hem de gündüz fotoğraflanması gereken muhteşem bir yapı.

2- Alaca(Kalkandelen Camii)

Balkanların en rengarenk ve etkileyici yapılarından Alaca Camii

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken bir diğer eser, Tetova (Kalkandelen) şehrindeki Alaca Camii. Muhteşem süslemeleriyle dikkat çeken camii, 1438 yılında, iki kız kardeş Hurşide ve Mensure hanımların bağışlarıyla yapılmış. Zaman içerisinde yıpranınca, Abdurrahman Paşa tarafından restore ettirilmiş. Süslemeleri oldukça etkileyici. Genel mimari üslup olan seramik süslemeler yerine, çiçek motifleri tercih edilmiş. Bu canlı süslemeleri hazırlamak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmış.Süslemelerin içinde Mekke tasviri ve Hz.Muhammed’in türbesi de görülüyor. Camiinin bir diğer farklılığı ise, kubbe örtülü bir çatısının olmaması. Bahçesinde rengarenk çiçeklerin yanı sıra, yapının banileri Hurşide ve Mensure hanımların türbeleri yer alıyor.

3-Mostar Köprüsü

Tüm Balkanların belki de en meşhur yapısı olan Mostar Köprüsü

Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerde şimdiki durağımız, coğrafyanın belki de en meşhur yapısı olan Bosna Hersek’teki Mostar Köprüsü. Neretva Nehri üzerinde yer alan köprüyü 1566 yılında Mimar Hayrettin yapmış.1993’teki savaşa kadar 427 yıl kullanılmış. Restore edilen köprü 20004’te tekrar hizmete açılmış ve 2005’te de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Günümüzde köprünün doğusunda Müslüman, batısında ise Hırvat nüfus yaşıyor. Eskiden bir kızı isteyen gençler, cesaretlerini kanıtlamak için köprüden korkmadan atlarlarmış. Bugün de atlıyorlar ama kız istemek için değil,bir miktar Euro karşılığında 🙂

4- Belgrad Kalesi

Belgrad Kalesi Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip

Listemizde şimdiki durağımız, tarihte Osmanlı’yı bir hayli uğraştıran Sırbistan’ın başkenti Belgrad’daki Belgrad Kalesi. Kale ilk olarak mö 85 yılında Romalılar tarafından yapılmaya başlanmış. Daha sonra şehirde hakimiyet kuran  Sırp Krallığı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından kaleye eklemeler yapılmış. Kale Fatih Sultan Mehmet tarafından 1456 yılında kuşatılsa da, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521’de ele geçirilebilmiş ve 1878 Berlin Antlaşmasına kadar 357 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Kalede Türk izlerini hala görmek mümkün. Bunlardan ilki Stambol yani İstanbul Kapısı.

Belgrad Kalesinin içerisinde Osmanlı’dan kalma savaş malzemelerinin de sergilendiği bir müze mevcut.

Bir diğeri ise Damat Alipaşa Türbesi. Ali paşa 1716’daki  Avusturya-Macaristan ordusuna karşı yapılan PetroVaradin savaşında şehit düştükten sonra buraya defnediliyor. Türbede ayrıca Çeşmeli Hasan Paşa  ve Tepedelenli Selim Paşa’nın da naaşları yer alıyor. Kaledeki diğer br Türk eseri ise Paşa Konağı. Belgrad’ı yöneten Osmanlı Paşaları burada ikamet ettiğinden dolayı konak paşa konağı adını almış. Kalenin içinde bir de askeri müze yer alıyor. Müzenin girişinde açıkhavada 2.Dünya Savaşı’ndan kalma çok sayıda tank ve top sergileniyor. Müzede ise pek çok askeri eşya, zırh ve silahlar meraklısı için görülmeyi bekliyor. Bunların arasında Osmanlı Devleti ile yapılan savaşlardan ele geçirilen askeri eşya ve silahları da görmek mümkün. Kalenin üstünde yer aldığı tepe muhteşem Tuna ve Sava Nehirleri manzarasıyla, Balkanlarda mutlaka görülecek eserlerden.

5- Alexander Nevsky Katedrali

Sofya'daki Alexander Nevsky Katedrali
Bulgaristan’ın milli sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken yapılardan biri de, Bulgaristan ve başkent Sofya’nın sembolü olan Alexander Nevsky Katedrali.Sofya’nın ve Bulgaristan’ın sembolü olan Alexander Nevski Katedrali. Katedral 1904-1912 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğundan ayrılışının bir simgesi olarak inşa edilmiş.3000 metrekarelik bir alan üzerine Neo Bizans stilinde inşa edilen yapının projesinde, 40 kadar mimar görev almış. Kilise Bulgar halkı için bir ibadethaneden çok milli bir simge konumunda.

6- Beyaz Kule

Selanik’in simgesi olan kule Osmanlı zamanında,muhtemelen Sultan 2.Murat döneminde yapılmış

Balkanlarda mutlaka gezmeniz gereken bir diğer eser Yunanistan’ın Selanik şehrindeki Beyaz Kule. Kule Sultan 2.Murad’ın şehri fethetmesinden sonra,eski Bizans kulesinin yerine inşa edilmiş. Bazı kaynaklar kulenin Kanuni zamanında yapıldığını ve Mimar Sinan tarafından tasarlandığını söylüyor. Zamanında savunma kulesi ve hapishane olarak kullanılmış. 1826’daki yeniçerilerin ortadan kaldırılması esnasında, buraki yeniçeriler bir hayli işkence görmüş ve katledilmiş. Kule bu yüzden kanlı kule olarak da biliniyor. 1912’de Yunanlar Balkan Savaşları sonucunda şehri tekrar ele geçirmek için kuleyi beyaza boyamışlar. İsmi buradan geliyor. Günümüzde müze olarak kullanılıyor. Terasından muhteşem bir şehir manzarası izleyebilirsiniz.

7- Sultan Murat Türbesi

Savaşta meydanında şehit düşen tek Osmanlı padişahı olan Sultan I.Murad’ın iç organları Kosova Piriştine’deki savaş alanına defnedilmiş ve üstüne türbe yapılmış

Balkanlarda mutlaka görmeniz gereken 7 eser listesinde son durağımız,Kosova Priştine’deki Sultan Murat Türbesi. Osmanlı Devleti’nin 3. padişahı Sultan 1.Murat Hüdavendigar, 1389’daki Kosova Savaşı’nda Sırplara karşı zafer kazandıktan sonra savaş alanını geziyormuş. O esnada Sırp asilzadelerinden , despotun damadı Miloş Obilic müslüman olacağını ve önemli bilgiler vereceğini söyleyerek sultana yaklaşmış. Biraz konuştuktan sonra aniden sakladığı hançerle sultanı ağır yaralamış. Obilic orada paramparça edildikten sonra Sultan Murat hemen tedaviye alınmış. Lakin yara çok ağır olduğu için kurtarılamamış ve savaşta şehit düşen tek padişah olmuş. Orada vefat eden sultanın iç organları çıkarılıp şehit düştüğü yere gömülmüş ve üstüne bir türbe inşa edilmiş. Zaman içerisinde pek çok onarım geçirmiş. Türbenin sorumlusu Buhara Türkü bir aile. Günümüzde hala bu ailenin fertleri türbede görevli . Her yıl pek çok Türk,balkanlardaki tek padişah türbesi olan yapıyı ziyaret ediyor.

Avrupa’da vizesiz gidilebilecek şu yazıma da mutlaka bir göz atın 😉

https://newloggers.com/2017/12/28/avrupada-vizesiz-gidilebilecek-5-guzel-ulke/

Trt’de yayınlanan, dünyada Türkçe insanların şehirlerini anlattıkları programın bu bölümünde Üsküp anlatılmış. İlginizi çekebilir. https://www.youtube.com/watch?v=_I3KerjZ2ME

gezi, KEŞİF

İstanbul’daki En Güzel 10 Camii-2

İstanbul’un en güzel 10 camiisi

Merhaba. Mübarek Ramazan ayını yaşadığımız bu günlerde, şehirlerdeki kutsal mekanları ziyaret etmek oldukça önemli. İstanbul bu açıdan oldukça zengin bir kent. Geçtiğimiz senelerde İstanbul’daki en güzel 10 Camii listesi oluşturmuştum. Bu yazımda seriyi devam ettirmek istedim. Herkese keyifli okumalar ve hayırlı Ramazanlar.

1-Ayasofya Camii

Ayasofya Camii Üst Galerinin manzarası

Ayasofya Camii tüm ihtişamıyla İstanbul’un hatta dünyanın en güzel  yapılarından biri. İsmi  kutsal bilgelik anlamına geliyor. Fatih Sultan Mehmet’in kılıç hakkı ve Osmanlının Camii-i Kebir’i olan Ayasofya, kilise olarak inşa edilmiş. Günümüzdeki Ayasofya 3.Ayasofya aslında.İlk Ayasofya’nın inşasına 337 yılında İstanbul’u Roma’nın başkenti ilan eden ve Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden  imparator 1.Costantin tarafından başlanmış ve 360 yılında oğlu 2.Costantin döneminde tamamlanmış. Ahşap çatılı olan yapı bir isyan sırasında yanmış. İkinci Ayasofya 415 yılında İmparator Theodosius tarafından yaptırılmış. Lakin 532’deki Nika ayaklanması sırasında isyancılar tarafından yakılıp yıkılmış. Üçüncü Ayasofya ise İmparator Justinanus’un emriyle mimarlar Antemios ve İsadoros tarafından 537’de yapılmış.

Fotoğrafta gördüğünüz kalın minareler,Mimar Sinan tarafından kubbeyi desteklemek için yapılmış.

Fatih Sultan Mehmet’in önderliğindeki Osmanlı Ordusu 29 Mayıs 1453’te şehri fethedince, yapı camiiye dönüştürülmüş. Ayasofya Camii’nin 4 adet minaresi bulunuyor. Bunların tuğla renginde olanı Fatih, hemen arkasındaki oğlu 2.Beyazıt, sağındaki 2 kalın minare de 2.Selim döneminde yapılmış. Bu 2 kalın minare dış cephedeki fil ayakları, Mimar Sinan tarafından yapıyı koruma amacıyla yapılmış.Zira ilk inşasından beri sıkıntılı bir yapı olan Ayasofya Camii’nin kubbesi defalarca çökmüş. Bu sebepten, Osmanlı döneminde birkaç kez kapsamlı restorasyon geçirmiş.

Kubbede Nur Suresi’nin 35.Ayeti yer alıyor. Dev levhalarda ise Allah cc,Hz Muhammed, 4 halife ve peygmberimizin torunları Hasan ve Hüseyin’in isimleri yazıyor.

Camiinin içerisinde girdiğimizde ilk görmemiz gereken, Nur Suresi 35.Ayet’in işlendiği ihtişamlı kubbesi. Kubbenin yüksekliği 55.6 metre,çapı ise kuzey-güney yönünde 31,80,doğu-batı yönünde 30.86 metre.Kubbenin 4 yanında serafim melekleri yer alıyor. Meleklerden birinin yüzü Fossatti restorasyonları sırasında açılmış. Yine Apsis’te,( kilise döneminde doğu yönündeki ibadet alanı), bugün çekilen örtülerden dolayı görülmeyen Meryem Ana ve Çocuk İsa figürü var. Bu figürün sağında elinde dünya küresini tutan baş melek Cebrail as yer alıyor. Camiideki en etkileyici unsurlar ise Sultan Abdülmecid döneminde yapılan,Kazasker Mustafa İzzet’in yazdığı 7.5 metre çapındaki metal levhalar. Levhalarda Allah cc, Hz.Muhammed,4 halife ve peygamberimizin torunları Hasan-Hüseyin’in isimleri yer almakta. Görülmesi gereken diğer önemli öğeler ise Sultan 3.Murat’ın yaptırdığı minber ve müezzin mahfili, Sultan 3.Ahmet’in hünkar mahfili,mihrabın her iki yanında yer alıp Kanuni tarafından Macaristan’dan getirilen dev şamdanlar ve Sultan 1.Mahmut’un yaptırdığı kütüphanenin Ya Fettah şeklindeki enfes kapı tokmağı.

Ayasofya Camii anlat anlat bitmez.Birçok gizli sembolü de bünyesinde barındırıyor. Bunları anlattığım videoyu bu linke tıklayarak izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=rBYIjmswles

2-Yeni Camii

Yeni Camii Osmanlı hanedanının yaptığı son büyük camii

İstanbul’daki en güzel camiilerden bir diğeri Eminönü’nde yer alan Yeni Camii. Camii Osmanlı hanedanı tarafından yaptırılan son büyük camii olma özelliğini taşıyor. Yapımı 1597’de Sultan 3.Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle başlamış. Tamamlanması ise 1665’te Sultan 4.Mehmet döneminde annesi Hatice Turhan Sultan’ın çaba ve bağışlarıyla mümkün olmuş. Bu bağlamda Osmanlı’da yapımı en uzun süren camii ünvanını da kazanmış.İnşası hayli masraflı olup ek vergiler gerektirince, halk arasında Zulmiye olarak da anılmış.

Camiinin mimarları inşaya başlayan Mimar Davut Ağa ve tamamlayan Mimar Dalgıç Ahmet Ağa. Camiideki kubbe yüksekliği vurgusu oldukça önemli..Bu anlamda Mimar Sinan’ın Şehzadebaşı’nda ve Sedefkar Mehmet Ağa’nın Sultanahmet’te kullandığı kubbe yapıları esas alınmış. Fakat kubbeninin piramit tarzı yükselmesi kendine has bir özellik taşıyor. Üçer şerefeye sahip 2 minaresi olan camiinin kubbesi dışarıdan 36 m, içeriden 17.m yüksekliğinde. 4 yarım kubbe ile desteklenen ana kubbe 4 fil ayağı üzerine oturmuş. Çini işlerinin güzelliği ile ön plana çıkan camii, valide sultan türbesi, hünkar mahfili,çeşmesi sebili ve Mısır Çarşısı ile bir kompleks meydana getiriyor. İlk yapıldığı dönem lebi derya olsa da, zamanla denizin doldurulmasıyla biraz içerde kalmış.

3-Kalenderhane Camii

Kalenderhane Camii Fetihten sona camiiye dönüştürülen önemli yapılardan

Kalenderhane Camii 12. yüzyılda kilise olarak (Aziz Akateleptos Kilisesi) inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapı Komnenos hanedanı tarafından 12.yüzyılda yaptırılmış. Latin İstilasında İtalyanlara tahsis edilmiş. Bu esnada yan nefler yıkılmış, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.

Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tarafından tamir ettirilerek camiye çevrilmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmış. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restore edilmiş ve tekrar ibadete açılmış.

4- Gül Camii

Gül Camii’nin ismiyle alakalı 2 ayrı görüş var.

Gül Camii Bizans Imparatoru 1. Basileos tarafindan 9.yuzyilda kilise olarak inşa ettirilmiş. Ayasofya’daki Isa ikonasinin indirilmesini engellemeye çalışan Thedosia adlı bir kadın bu hareketinden dolayı öldürülmüş. Daha sonra azize ilan edilerek cesedinin kalıntıları bu kiliseye konmuş. O yüzden Hagia Thedosia Kilisesi olarak ta anılmış.İstanbul’un fethi esnasında şehirleri için dua eden Bizans halkı burada toplanarak bütün yapıyı gülle donatmiş. Yapıya giren Osmanlı askerleri bu manzara karşısında şaşkına dönmuş. İkinci bir iddia da halk burada Gül Baba adlı bir evliyanın yattığına inanması. Yapı 1489’da Sultan 2.Beyazıd döneminde camiye çevrilmiş ve adı Gül Camii olmuş.

5- Zeyrek Camii

Zeyrek Camii fetihten sonra kurulan ilk medreseye ev sahipliği yapmış

Zeyrek Camii. Yapı Bizans İmparatorluğu’nun en büyük manastırlarından olan Pantokrator Manastırıymış. İmparator 2.Ioannes Komnenos’un eşi İmparatoriçe Eirene tarafından 1136 yılında yaptırılmış. İstanbul’un Fethinden sonra yapı Camii’ye çevrilmiş Adını bünyesinde kurulan medresede görev yapan ilk muderris (öğretmen ) Molla Zeyrek Mehmet Efendi’den almış.Camii’nin hemen yakınında bir de sarnıç bulunuyor. Efsaneye göre bu sarnıçta cadılar yaşar ve her gece şehirde dolaşıp korku salarlarmış. Ayrıca camii yakınlarında yıllardır açıklanamayan çığlık sesleri duyuluyor.

Zeyrek Camii’nin bugün park olan arazisi geçmişte ahır olarak kullanılıyormuş. Ahırın içinde oldukça korkutucu bir su kuyusu bulunuyormuş. Hatta denilene göre bu kuyunun altında bir de mahzen bulunuyormuş. Eskiden buraya hayvanlarını bağlamaya gelenler oldukça çekinirmiş. Nedeni ise geceleyin burada korkunç çığlıkların duyulmasıymış. Günümüzde burası park olmasına rağmen bu çığlıkların hala duyulduğu söyleniyor.

Zeyrek ile ilgili bir efsane daha var. Camii’nin hemen yanında bulunan Sarnıçta konsolos denilen cadılar yaşarmış. Kisin zemheri gecelerinde bu cadılar mağaralarından çıkarak at arabalarına biner, şehri dolaşır ve seher vakti dönerek sarnıçta kaybolurlarmış.

6- Fenari İsa Camii

Fetih’ten sonra camiiye dönüştürülen yapı,son Bizans hanedanaının mezar şapeliymiş

İstanbul’daki en güzel camiiler listemizde ilermelemeye devam ediyoruz.Şimdiki durağımız,Fenari İsa Camii. Fatih ile Çapa semtlerinin arasında, Vatan Caddesi’nin kenarında yer alıyor. İmparator VI. Leon zamanında donanma komutanı olan Konstantin Lips’in kurduğu manastırın kilisesi olarak 907 yılında inşa edilmiş ve Hz. Meryem’e adanmış. Zamanla yapıya bazı eklemeler yapılmış ve Palaiologos hanedanının mezar yeri olarak düzenlenmiş. 1303’te İmparatoriçe Theodora, 1306’da oğlu Konstantinos ve 1332’de II. Andronikos ta buraya defnedilmiş. Bizans’ın son dönemlerinde oldukça önemli bir dini merkez olan yapı, Hz.Meryem’in doğum günü yortusunda bütün saray erkanının toplanma mekanı oluyormuş. Sultan 2.Beyazıt zamanında Kazaasker Alaaddin Ali Efendi tarafından camii’ye çevrilmiş. Rivayete göre Bizans’ın ve Osmanlı’nın gizli belgeleri buradaki bir mahzende saklanıyormuş.

7- Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii ismini Hz.Muhammed’e evini açan Ebu Eyüp el-Ensari’den alıyor

İstanbul’daki en güzel, manevi atmosferi en yüksek camiilerden biri Eyüp Sultan Camii. Camii hem Hz.Muhammed’i evinde misafir etmiş, İstanbul’un fethine ( Emevi ordularıyla)katılmış Ebu Eyüp el-Ensari’nin türbesini barındırması , hem de Osmanlı Padişahlarının kılıç kuşanma mekanı olmasıyla oldukça önemli. İstanbul’un fethinden 5 yıl sonra 1458’de,Fatih’in hocası Akşemseddin’in el-Ensari’nin mezarının bulmasının ardından,buraya bir külliye inşa edilmiş.

Eyüp Sultan haziresi pek çok önemli ismin mezarını bünyesinde barındırıyor. Sokollu Mehmet Paşa Türbesi

Camiinin 2 şerefeli 2 minaresi bulunuyor. Dikdörtgen planlı camiinin kubbesi 17.5 metre çapında ve mihrabı çıkıntılı. Minareler ilk yapıldığı dönem nispeten daha kısaymış. 18. yüzyılda Sultan III.Ahmet döneminde bugünkü haliyle inşa edilmiş. 1766 depreminde ciddi zarar gören camii,Sultan III.Selim’in emriyle minareler dışında tekrar inşa edilmiş. 1823’te Haliç tarafındaki minare yıldırım düşmesi sonucu zarar görünce, Sultan 2.Mahmut döneminde tekrar inşa edilmiş. Külliye kutisiyeti sebebiyle pek çok önemli ismin kabrine de ev sahipliği yapıyor. Sultan V.Mehmet,Adile Sultan,Mihrişah SultanSokollu Mehmet Paşa,Siyavuş Paşa, Lala Mustafa Paşa bunlardan başlıcaları.

8- Kılıç Ali Paşa Camii

Mimar Sinan Camiiyi inşa ederken Ayasofya’nın planını esas almış

Tophane Meydanı’nda yer alan Kılıç Ali Paşa Camii, 1581 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Koca Sinan’ın son eserlerinden biri olan camii, camii,hamam,medrese ve sebilden oluşan külliyenin bir parçası. Camii  İtalyan asıllı Balıkçı bir ailenin oğlu olan ve Napoli’ye papaz olmak için giderken Cezayirli korsanlar tarafından yakalanarak Turgut Reis’e getirilen Luka Galani. Galani daha sonra müslüman olmuş ve Kılıç Ali adını alarak Kaptan_ı Derya rütbesine kadar yükselmiş. Rivayete göre Kılıç Ali Paşa Padişah 3.Murat’tan camii yaptırmak için bir yer istemiş.Padişah ta kaptan-ı derya olduğu için camiiyi denize yaptırmasını söylemiş. Paşa da denizi doldurarak camiyi inşa ettirmiş. Ayasofya’nın planının geliştirilmiş bir örneği olan camii, dikdörtgen biçiminde ve pencere üstleri çinilerle süslü. Rivayete göre Osmanlı’ya esir düşen Ünlü Don Kişot romanının yazarı İspanyol Cervantes bu caminin inşaatında çalışmış.

9- Yıldız Hamidiye Camii

Camii Sultan 2.Abdülhamid’in Cuma selamlıkları için inşa edilmiş

İstanbul’daki en güzel camiilerden biri de, Yıldız Hamidiye Camii.Camii Yıldız Sarayı girişine çıkan yokuşun sağ tarafında yer alıyor. Saraydan uzaklaşmak istemeyen Sultan 2.Abdülhamid Han’ın Cuma selamlıkları için 1881-1885 yılları arasında yaptırmış. Mimarı Sarkis Balyan olarak gözükse de, Dolmbahçe Sarayı’ndaki arşiv kayıtlarına göre Rum mimar Nikolaidis Jelpulyo’dur.

Camii Neo-Gotik ve Oryantalist üsluba sahip. Normalde Selatin yani sultanların inşa ettirdiği camiler 2 minarelidir. Burada tek minare ve tek şerefe yer alıyor. Dikdörtgen yapılı camii 16 penceresiyle oldukça iyi ışık alan,aydınlık bir mekan olarak göze çarpıyor. Marangozlukta oldukça mahir olan Sultan 2.Abdülhamid, hünkar mahfilinin kafes kısmını bizzat kendisi yapmış. Camii 21 Temmuz 1905’teki Cuma selamlığı çıkışı sultana karşı tertiplenen mehşur suikastin gerçekleştiği yer. Düzenekleri İsviçre’den parça parça getirilip,Belçikalı suikastçi Edward Jorris tarafından hazırlanan bomba düzeneği oldukça etkili olmuş. Sultan namaz çıkışı Şeyhülislam Hâlidefendizâde Cemâleddin Efendi ile beklenenden daha uzun konuşmuş. Bu sayede kurtulmuş. Lakin o gün alandaki 26 kişi ölmüş, 58 kişi de yaralanmış.

10- Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii

Üryanizade Camii enfes bir boğaz manzarasına sahip

İstanbul’daki en güzel camiiler listemizde son durağımız Kuzguncuk’taki Üryanizade Ahmet Esat Efendi Camii. Boğaza nazır yapıdaki camii muhteşem bir manzaraya sahip. Dikdörtgen planlı olan camiinin yapı malzemesi ahşap.1860 yılında, rivayetlere göre 40 günde yapılmış. Minaresi de ahşap ve tek şerefeli. 2013 yılında restorasyon geçiren camii, 2017 yılında tekrar ibadete açılmış.

Serinin birinci yazısını aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

https://newloggers.com/2018/06/06/istanbuldaki-en-guzel-10-camii/

gezi

Osmanlının Son Yıllarına Damgasını Vuran Mekan: Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı Osmanlının son dönemi için oldukça önemli bir mekan

İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yer alan Yıldız Sarayı, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında pek çok önemli olaya şahitlik yapmış. Son dönemin 2 önemli ismi Sultan 2.Abdülhamid,Sultan 5.Murad ve Sultan Vahdettin burada ikamet etmiş. Ayrıca, 93 harbi buradan idare edilmiş, 31 Mart Ayaklanmasından sonra Sultan Abdülhamid hal edilmiş. Yine Sultan Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a gitmeden önce burada görüşmüş. Bu yazımda size Yıldız Sarayı’nı ana hatlarıyla anlatacağım. Keyifli okumalar.

Yıldız Sarayı Tarihçesi

Sarayın bulunduğu alan padişahların av sahasıymış

Beşiktaş’ın Yıldız Tepesi’ne inşa edilen Yıldız Sarayı Barok,Art Nouveau ve Neo-Klasik gibi farklı mimari tarzlardaki yapılardan oluşuyor. Bölge Kanuni Sultan Süleyman devrinden itibaren padişahların av sahası olarak kullanılmış. Sarayın bulunduğu alana ilk yapıyı Sultan 1.Ahmed inşa etmiş. Onun inşa ettirdiği kasrın ardından, Sultan 3.Selim de annesi Mihrişah Sultan için bir kasır ve babası Sultan 3.Mustafa için bir çeşme inşa ettirmiş. Çeşme bugün sarayın has bahçesinde görmeniz mümkün.

Sultan 2.Mahmud Asakir-i Mansure-i Muhammed ordusunun talimlerini takip etmek için sık sık buraya gelirmiş. Yine sultan burada yapılan ok ve güreş müsabakalarını izliyormuş. Oğlu Sultan Abdülmecid annesi Bezmi Alem Valide Sultan için yeni bir kasır inşa ettirmiş. Daha sonraki yıllarda Sultan Abdülaziz Garabet Balyan’a Büyük Mabeyn Köşkü ve Çit Kasrı gibi yapıları inşa ettirerek yapıyı genişletmiş. Yıldız Sarayı esas önemini Sultan 2.Abdülhamid döneminde kazanmış. Onun döneminde çevredeki arazileri devlet almış ve yapı devasa bir kompleks haline dönüşmüş ve 33 yıl boyunca devletin idare merkezi olmuş.

Saray Bölümleri

1- Set Kasrı

Yıldız Sarayına girişte bizi ilk karşılayan yapı olan kasır cuma selamlıklarını izleyen yabancıları ağırlarmış

Yıldız Sarayı gezimizde gözümüze ilk çarpan bine sol taraftaki Set Kasrı. Burası Büyük Mabeyn Köşkü’nün hemen arkasında yer alıyor. Set Kasrı, Sultan 2.Abdülhamid Han’ı ziyarete gelen önemli yabancı konukların şaşalı Cuma selamlıklarını izlediği mekanmış. Sultan 2.Abdülhamid Han Cuma namazlarını hemen kasrın karşısındaki Hamidiye Camii’nde kılarmış. Sultanın Cuma selamlıkları bir hayli gösterişli olup ,yabancıların ve bilhassa önemli devlet adamlarının da ilgisini çekermiş. Set Kasrından bu törenleri izleyenler arasında Alman İmparatoru 2.Wilhelm ve Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph de yer alıyor.

2- Yıldız Hamidiye Camii

Camii Cuma namazlarını saraydan ayrılmadan kılmak isteyen Sultan 2.Abdülhamid için yapılmış

Camii Yıldız Sarayı girişine çıkan yokuşun sağ tarafında yer alıyor. Saraydan uzaklaşmak istemeyen Sultan 2.Abdülhamid Han’ın Cuma selamlıkları için 1881-1885 yılları arasında yaptırmış. Mimarı Sarkis Balyan olarak gözükse de, Dolmbahçe Sarayı’ndaki arşiv kayıtlarına göre Rum mimar Nikolaidis Jelpulyo’dur.

Camii Neo-Gotik ve Oryantalist üsluba sahip. Normalde Selatin yani sultanların inşa ettirdiği camiler 2 minarelidir. Burada tek minare ve tek şerefe yer alıyor. Dikdörtgen yapılı camii 16 penceresiyle oldukça iyi ışık alan,aydınlık bir mekan olarak göze çarpıyor. Marangozlukta oldukça mahir olan Sultan 2.Abdülhamid, hünkar mahfilinin kafes kısmını bizzat kendisi yapmış. Camii 21 Temmuz 1905’teki Cuma selamlığı çıkışı sultana karşı tertiplenen mehşur suikastin gerçekleştiği yer. Düzenekleri İsviçre’den parça parça getirilip,Belçikalı suikastçi Edward Jorris tarafından hazırlanan bomba düzeneği oldukça etkili olmuş. Sultan namaz çıkışı Şeyhülislam Hâlidefendizâde Cemâleddin Efendi ile beklenenden daha uzun konuşmuş. Bu sayede kurtulmuş. Lakin o gün alandaki 26 kişi ölmüş, 58 kişi de yaralanmış.

3-Yaveran Dairesi

Yaveran Dairesi sultanın yaverlerinin ikamet ettiği mekan

Artık saraydan içeri giriyoruz. Valide Kapısı’ndan girdiğimiz zaman,bizi 1.Avlu karşılıyor. Burada Yaveran Dairesi,Büyük Mabeyn Köşkü,Çit Kasrı ve Silahhane ( günümüzde kütüphane) yer alıyor. Silahhane gezi güzergahına göre sonda yer aldığı için onu sona saklıyorum. Yıldız Sarayı 1.Avludaki keşfedeceğimiz ilk bina Yaveran Dairesi. Sultanın yaverlerinin ikamet ettiği bu binayı, Sultan 2.Abdülhamid Han ünlü mimar Raimondo d’Aranco’ya yaptırmış. Bina aynı zamanda telgrafhane ve şifrehane olarak da hizmet vermiş. Binanın sol tarafında, padişah ve harem halkının güvenliğini sağlayan tüfekçi başının odası yer alıyor. Bina da Sultan Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun öncesi görüştüğü odalardan biri yer alıyor. Yaveran Dairesi şu an ziyarete kapalı.

4- Büyük Mabeyn Köşkü

Sarayda en çok etkilendiğim yer Büyük Mabeyn Köşkü oldu

Şimdiki durağımız,Yıldız Sarayı kompleksinin belki de en etkileyici yapısı olan Büyük Mabeyn Köşkü. Yıldız Sarayı’nın en önemli yapılarından Büyük Mabeyn Köşkü. Büyük Mabeyn padişahın özel kalem müdürlüğü anlamına geliyor.1866 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmış. Sultan 2.Abdülhamid döneminde, resmi ziyaret ve davetlere ev sahipliği yapmış. Burada sultan ile görüşecek misafirler ağırlanıpve protokol kuralları hakkında bilgi veriliyormuş. Yine binanın üst katında, Plevne Kahramanı Gazi Osmn Paşa’ya ait bir daire de mrvcut. Sultan 2.Abdülhamid Han paşaya çok önemsediğinden,kendi yanında bir daire tahsis etmiş. Üst kat demişken şu detayı da atlamayalım. Sultan özel alanından aşağıya inerken elindeki tespihi merdivenlerin trabzanlarına sürtermiş. Böylece binevi gelişini haber verirmiş.Bu sayede devlet yetkilileri kendilerine çeki düzen verme imkanı bulurmuş.

Köşk önemli misafirleri ağırlamış. 1884’te Avusturya-Macaristan veliahtı Rudolf ve eşine, 1889’da ise Alman İmparatoru 2.Wilhelm burada kalmış. Köşk günümüzde dönem dönem Cumhurbaşkanlığının kabul törenleri için kullanılıyor.

5-Çit Kasrı

Sultanla görüşmek isteyenler bu binada 4 farklı birim tarafından güvenlik soruşturmasından geçiyormuş

Büyük Mabeyn Köşkünden çıkışta bizi Çit Kasrı karşılıyor. Bu bina Sultan Abdülaziz döneminde yabancı elçilerin ağırlanması ve yüksek düzeydeki devlet toplantılarını gerçekleştirmek için inşa edilmiş. Sultan 2.Abdülhamid döneminde ise sultanla görüşmek isteyen veya şüpheli görülen kişilerin sorgulandığı 4 bölüm yer alıyor. Her bölümde sorgu yapılıyor ve 4 bölümden de onay çıkarsa kişi sultan ile görüşebiliyormuş. Günümüzde bu bölümlerde farklı temalar oluşturulmuş şekilde sultanın özel koleksiyonlarına ait sancak,yazı takımı,maket,vazo,seramik vs eserler sergileniyor. Bu 4 odanın sonunda ise sultanın onaydan geçen misafirlerini yönettiği Arz Odası yer alıyor. Yine Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damga vuran 1877-1878 Rus Savaşı (93 Harbi) da bu binada idare edilmiş. Arz Odası’nın çıkışında ise ferman,berat,arz ve hatların yer aldığı küçük bir bölüm mevcut.

6.Limonluk

Sultan 2.Abdilhamid bitkileri çok sevdiğinden limonluk adı verilen seralar yaptırarak buralarda sıklıkla vakit geçirirmiş

Çit Kasrı’ndan çıkıp 2.avluya geçmeden bizi Sultan 2.Abdülhamid’in limonluğu karşılıyor. Limonluk bir çeşit sera. Sultan bitkileri çok sevdiğinden bu tarz alanlarda vakit geçirirmiş. Yine bu alanlara çeşitli havuz ve çeşmeler yaptırır ve mahrem konuşmalarını su sesi eşliğinde gizlilikle yürütürmüş. Buradaki seranın bir benzerini,şehzadeyken ikamet ettiği Maslak Kasrı’nda da yaptırmış.

7- Küçük Mabeyn Köşkü

Küçük Mabeyn Köşkü yakın tarihimizin çok önemli 2 olayına ev sahipliği yapmış

Yıldız Sarayı gezinizde göreceğiniz en ilginç bölümlerden olan Küçük Mabeyn Köşkü’ne varıyoruz. Burada Sultan 2.Abdülhamid Han ve son padişah Sultan Vahdettin’in yaşam alanları mevcut. Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği oda,Sultan Vahdettin’in Atatürk ile Samsun’a gitmeden 15 Mayıs’ta son kez görüştüğü oda en önemli bölümler.Burada aynı zamanda Sultan 2.Abdülhamid’in özel fotoğraf koleksiyonu da yer alıyor. Atatürk ile Sultan Vahdettin’in görüştüğü oda üst katta yer alıyor. Görevliler sıkı takipte olduğundan çok kısa bir görüntü çekebildim 🙂 Binadan çıkarken ise Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği meşhur oda yer alıyor.

Sultan 2.Abdülhamid’in hal edildiği oda

31 Mart Ayaklanmasın’dan 2 hafta kadar sonra Yeşilköy’de toplanan Meclis-i Milli,240 milletvekili ve 34 ayanın ortak kararıyla Sultan 2.Abdülhamid’in tahttan indirilmesine karar vermiş. Bu kararı sultana Yıldız Sarayı Küçük Mabeyn Köşkündeki bu odada;Bahriye Feriki Ahmet Fikret,Selanik milletvekili Yahudi Emmanuel Karasso,Draç milletvekili Arnavut Esat Toptani ve Ayan Ermeni Aram tebliğ etmiş. Bu olayı tasvir eden, videoda da yer alan tabloyu ise son halife Abdülmecid Efendi yapmış. Tabloda Karasso’nun elinin cebinde hazır olduğunu görüyoruz. Bu, iyi bir nişancı olan sultanın silahını kullanmaması için bir tedbir olarak ifade ediliyor.

8- Hünkar Kasrı

Kasır saray kompleksini oluşturan en eski binalardan

Hünkar Kasrı Yıldız Sarayı içerisindeki en eski binalardan.Sultan 2.Mahmud,Yıldız korusunun zirvesinde geniş bir bahçe içerisinde küçük bir köşk inşa ettirmiş,etrafına da bir bahçe yaptırmış. İstanbul’u ve Boğaziçi’ni tamamen gördüğü için adına Yıldız Kasrı adını aldığını biliyoruz. Bu köşkün mimarı Garabet Balyan’dır. Sultan Abdülmecid babasının yaptırdığı bu köşkün yerine annesi Bezmi Alem Sultan için 1842’de Kasr-ı Dilkuşa’yı yaptırmış. Bugünkü Hünkar Kasrı denilen yapının esasını bu yapı oluşturuyor. Sultan 2.Abdülhamid ailesi ile beraber buraya yerleşince bu daire artık Hünkar Sofası ismini almış.

9-Harem

Sarayın harem bölümü küçük gruplar halinde ve rehber eşliğinde gezilebiliyor

Hünkar Sofas’ndan sonra Yıldız Sarayı Harem Bölümüne varıyoruz.Sarayın bu bölümünü en fazla 50 kişilik gruplar halinde ve rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Bu arada sarayda müze kart geçmekle beraber, her bölümde kullanılamıyor. Örneğin Küçük Mabeyn Köşkü’nde yok. Oradan geçmeden de buraya giriş yok.

Girişte çeşitli yüzyıllarda ( ağırlıklı olarak 19.yüzyıl) hünkar ailesinin kullandığı mobilyaları, ikinci bölümde Kadın Efendi Dairesi ve Cariyelerin eğitim gördüğü odaları, çıkışta ise Sultan 2.Abdülhamid’in özel hamamını geziyorsunuz. Sultan Vahdettin dönemine kadar saray kütüphanesi de bu kompleksteymiş. Daha sonra bugünkü binaya taşınmış. Harem çıkışında hemen oradaki kafede birşeyler içip Has Bahçe’yi gezebilirisiniz.

10-Has Bahçe

Yıldız Sarayı has bahçesi şehirdeki muadilleri içinde en huzur verici olanı

Yıldız Sarayı gezinizi sonlandırmadan önce burada mutlaka vakit geçirmelisiniz. Has Bahçe çeşitli ağaç ve çiçeklerle süslü cennet gibi bir alan. Ortasında bir de yapay gölet yer alıyor. Gölete yukardan baktığınızda Osmanlıca Abdülhamid şeklinde olduğunu görüyorsunuz. Bu gölette Sultan 2.Abdülhamid Han’ın kayığıyla gezinti yaptığını biliyorsunuz. Göletin üstünde köprü de yer alıyor. Yine bu alanda Mihrişah Sultan Kasrının temelini, Sultan 3.Selim’in babası 3.Mustafa için yaptırdığı çeşmeyi de görmek mümkün. Has bahçenin ileriki kısımlarında dolunay seyretmek için kullanılan seyir terası yer alıyor. Hasbahçede sultana ait ceylan ve antilop gibi serbestçe dolaşan hayvanların ve kafeslerde bakılan Turnalar gibi kuşların varlığını biliyoruz. Hasbahçenin sağ tarafında şu an ziyarete kapalı olan Marangozhane yer alıyor.

11-Silahhane (Kütüphane)

Saray kütüphanesi buraya kapanıp saatlerce okuma hevesi veriyor

Yıldız Sarayı gezimizde son durağımız günümüzde kütüphane sergisi için kullanılan silahhane binası. Beşik tonozlu olan yapıda, Sultan 2.Abdülhamid Han’a ait kitaplar bir araya gelmiş. Kitaplar İstanbul Üniversitesi gibi çeşitli kurumların envanterine geçmiş. Yıldız Sarayı müze olarak açılınca bu eserleri uzmanlar tek tek tespit etmiş ve burada bir araya getirmiş. İçlerinde Kanuni Divanı çok kıymetli yazma eserler mevcut.

Yıldız Sarayı ile ilgili anlattığım bölümlerin detayları ve dahası için şu Talha Uğurluel hocanın şu videosuna bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/watch?v=guxLJKXa0SU&t=4061s

Osmanlıya 400 yıl ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı’ndaki gözden kaçırmamanız gereken detaylar için bu yazımı mutlka okuyun 😉

https://newloggers.com/2023/08/04/topkapi-sarayinda-gozden-kacirmamaniz-gereken-8-nokta/

gezi

Yurtdışı Seyahatlerinizde Bunları Yanınıza Almayın !

Yurt dışı seyahatlerinizde fazlalıkları evde bırakarak rahatça gezebilirsiniz.

Seyahat hazırlığının en can sıkan ve panik yaptıran kısmı valiz hazırlamak olsa gerek. Hatta uzun bir yolculuk öncesi valiz hazırladığınız gece:”Acaba az kıyafet mi aldım? Bir tişört daha alsam mı?” cinsinden sorular kabusunuz olabilir. Bu yazımda, yurt dışı seyahatlerinizde yanınıza almamanız gereken şeyleri 8 madde halinde listeledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “Yurtdışı Seyahatlerinizde Bunları Yanınıza Almayın !”
Genel, KEŞİF, MEKAN

Oslo’da Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Yer

Norveç’in başkenti Oslo ülkenin en büyük, İskandinavya’nın ( Norveç , İsveç, Danimarka , Finlandiya ve İzlanda )ise 4. büyük kenti. Bir liman kenti olarak 1049’da Christiania adıyla kurulmuş. 1925’te ise Lo deresinin döküldüğü yer anlamına gelen Oslo adını almış. Tarihi boyunca sık sık yangın felaketi atlattığından tekrar tekrar inşa edilmiş. Şimdilerde doğal güzellikleri, düzgün şehir planı, müzeleri ve sanat aktiviteleri ile turistlerin ilgi odağı konumunda. Bu masalsı İskandinav kentinde mutlaka görmeniz gereken 10 yeri sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

1- Vigeland Heykel Parkı

Vigeland Heykel Parkı

Vigeland Heykel Parkı, Norveç’in başkenti Oslo’da mutlaka gezmeniz gereken yerlerden biri. Park ünlü sanatçı Gustav Vigeland’ın 1920-1943 yılları arasında yaptığı birbirinden güzel heykeller ile dolu👌 Bol oksijen alıp yürüyüş yaparken, nefis sanat eserlerini de inceleyebileceğiniz Vigeland Heykel Parkı, 24 saat açık ve girişi ücretsiz.

2- Opera Binası

Opera Binası

Mimar Snøhetta tarafından 2008’de inşa edilen Oslo Opera Binası, 38.500 metrekarelik dev bir yapı. 1999’da 350 proje arasından birinci seçilmiş ve 2000 yılında inşası başlamış. Norveç’te kültür-sanat faaliyetleri için inşa edilmiş en büyük bina konumunda. Oslo Fiyordu’nun kıyısında yer alan opera binası, tasarımı ile adeta bir buzul parçasını andırıyor. 3 farklı sahnenin yer aldığı binada muhteşem performanslar sergileniyor. Bina aynı zamanda çeşitli sanat sergilerine de ev sahipliği yapıyor. Eğer saat 12.00’da giderseniz rehberli turla da gezebilirsiniz. Giriş ücreti 120 Norveç Kronu ( 225,84 TL)

3- Viking Gemi Müzesi

Vikingler tarafından cenazeler için kullanılan gemiler

Şimdi önereceğim yer Viking tarihi ve kültürüne meraklı kişiler için biçilmiş kaftan. Vikingskipshuset yani Viking Gemi Müzesi Norveç Halk Müzesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor. Müzede Vikinglerin cenaze törenleri için kullanılan Oseberg Gemisi ve gemi birlikte gömülen silahlar, mücevherler vs eserler sergileniyor. Hafta içi her gün açık olan müzeyi saat 09.00-18.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücreti 100 Norveç Kronu ( 188.20 TL)

4- Kraliyet Sarayı

173 odalı Oslo Kraliyet Sarayı

Oslo’da mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer olan saray, Slottparken içerisinde yer alıyor. Yapımına Karl Johan’ın iktidarı döneminde 1825 yılında başlanmış. Lakin kral sarayının tamamlandığını göremeden vefat etmiş Sarayın inşası kralının ölümünden 5 sene sonra (1849) III.Charles döneminde tamamlanmış.

Kraliyet sarayının 173 odası bulunuyor. Yani oldukça büyük. Yalnızca yaz aylarında ziyarete açılıyor.Sarayı gezmek isterseniz, rehberli turlara katılmanız gerekiyor. Rehberli turlar yaklaşık 1 saat sürüyor. Turda, kralın suiti, kabine salonu gibi önemli yerleri gezebilirsiniz. Ziyaret saatleri hafta içi her gün 10.00-17.00. Giriş ücreti 135 Norveç Kronu ( 254 TL)

5- Akershus Kalesi

Tüm ihtişamı ile Akershus Kalesi

Eğer Ortaçağ yapılarını gezmekten hoşlanıyorsanız, Oslo’da mutlaka görmeniz gereken ilk yer Akershus Kalesi. Kale 1299 yılında, kral 5.Haakon’un emriyle,Sarpsborglu Earl Alv Erlingsson’un saldırılarına karşı inşa edilmiş. Kale savunma işlevinin yanı sıra , kraliyet ikametgahı ve hapishane olarak da hizmet vermiş. Günümüzde Norveç Silahlı Kuvvetler ve Norveç’in direnişi müzelerine ev sahipliği yapıyor. Kalede rehberli turlar eşliğinde müzeleri gezebilir ve 1940-45 arasındaki Nazi işgal dönemi hakkında da bilgi edinebilirsniz. Gezinizden sonra nefis bir Oslo manzarası izlemek bütün yorgunluğunuzu atacaktır 🙂 Kaleyi yaz döneminde her gün 10.00-16.00, kış döneminde ise 12.00-17.00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Giriş ücreti yetişkinler için 70 Kron (131.74 TL) öğrenciler için 50 Kron( 94.10) ve çocuklar için 30 Kron ( 56.46 TL).

6- Oslo Katedrali

Kentin ana dini yapısı olan Oslo Katedrali

Şehrin simgelerinden olan katedral, 1697 yılında inşa edilmiş. Bugünkü katedral aslında üçüncü katedral, 12.yüzyılda kral 1.Sigurd tarafından inşa edilen birinci katedral (Hallvards)ve 1639’da inşa edilen ikinci katedral ( Hellig Trefoldighet) yangın felaketi sonucunda yok olmuş. Katedral dini törenlerin yanı sıra halka açık etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Yapıya görkemli haline getiren unsur ise 1.maddede bahsettiğim parka da adını veren, sanatçı Emanuel Vigeland’ın yaptığı vitraylar. Katedrali haftaiçi her gün saat 10.00-16.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

7- Karl Johans Caddesi

Şehrin kalbi olan Karl Johans Caddesi

Caddeyi Oslo’nun kalbinin attığı yer olarak tanımlasam yanılmış olmam. Peyzajı ile huzur verici bir havası olan cadde, Merkez İstasyonu’ndan başlayıp Kraliyet Sarayı’na kadar uzanıyor. Konumu itibariyle şehrin önemli alışveriş mekanlarına yakın. Cadde üzerinde pek çok keyifli kafe,bar ve restoran yer alıyor. Tarihi yapıları ziyaret edip alışverişinizi yaptıktan sonra, cadde üzerindeki mekanlarda yorgunluğunuzu atabilir veya gece eğlenmek için tercih edebilirsiniz.

8- Munch Müzesi

Müzede ünlü ressamın bağışladığı 30 bin eser sergileniyor

Edward Münch özellikle ”Çığlık” isimli tablosuyla bilinen Norveçli eskpresyonist bir ressam. Ekspresyonizm doğanın olduğu gibi tasviri yerine, duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı sanat akımı. Ünlü ressam eserlerinde genelde karamsar ve içe kapanık ruh halini işlese de, son dönem eserlerine yaşama sevinci hakim olmuş.Ünlü Ressamın eserleri, 1963’te şehir sinemasının gelirleriyle açılan Münch Museet’de sergileniyor. Münch müzeye 30 binden fazla eser bağışlamış. Müzede ayrıca, Norveç sanatının diğer önemli isimlerine ait eserlerine ait geçici sergiler de açılıyor. Müzeye hafta içi her gün 10.00-17.00 arasında ziyaret edebilirisiniz. Giriş ücreti 120 Kron ( 225.84 TL).

9- Damstredet& Telthusbakken

Damstredet ve Telthusbakken’de yürürken nostaljik bir yolculuk yapıyorsunuz

Eğer Oslo’nun eski halini merak ediyorsanız, rotanızı Damstredet ve Telthusbakken’e çevirmelisiniz. Her iki sokak da ahşap evleri ve Arnavut kaldırımları ile ziyaretçilere nostaljik bir atmosfer sunuyor. 18 ve 19.yüzyıllardan kalma doku çok iyi korunmuş. Sokaklar şehir merkezine oldukça yakın. Harika manzaraların tadına varmak, ahşap evler ve bahçelerin arasından geçmişe yolculuk etmek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.

10- Universitetsplassen

Antik Yunan tapınaklarını andıran Oslo Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Oslo’da görmenizi tavsiye ettiğim son yer Universitetsplassen, yani üniversite meydanı. Oslo Üniversitesi Hukuk Fakültesi binalarının çevrelediği meydan, şehir merkezinde yer alıyor. Daha önce şehrin kaldi olarak tsanımladığım Karl Johans Caddesi’nin komşu da diyebiliriz. Geniş meydanları seviyorsanız, gezinizde buraya da mutlaka vakit ayırın. Antik Yunan tapınaklarını andıran üniverste binaları oldukça etkileyici.

Norveç hakkındaki ilginç bilgileri derlediğim şu yazı da ilginizi çekebilir. https://newloggers.com/2022/11/13/norvec-hakkinda-10-ilginc-bilgi/

Özlem Tunca Esirgenç’in sevimli oğlu Yakup Can ile keşifler yaptığı Dünyayı Geziyorum programının Oslo bölümüne de bir göz atın derim.

https://www.youtube.com/watch?v=G6QGwLWTvOg

Genel, gezi

7 MADDEDE SEYAHAT ETMENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI

Londra’daki ilk günlerim-Kasım 2013

Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir ? Bu soru yıllardır soruluyor ve herkes kendi çerçevesinde bir cevap veriyor. Ben sayın İlber Ortaylı’nın dediği gibi: ” çok okuyarak gezen” düşüncesini benimsiyorum. İster akademik bir çalışma için olsun, ister kişisel merak için olsun; seyahat etmek, üstünde durulan konu hakkında daha sağlıklı bilgi sahibi olmak ve gidilen coğrafyanın kültürünü, tarihini yerinde deneyimlemek, dolayısıyla daha objektif bilgi elde etmek açısından oldukça önemli. Seyahat etmenin kazandırdıkları bu kadarla sınırlı değil elbet. Bu sebepten ,kendi deneyimlerimden de yola çıkarak sizin için küçük bir liste hazırladım. Yeni seyahatleriniz için ilham kaynağı olması benim için en büyük mutluluk olur. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “7 MADDEDE SEYAHAT ETMENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI”