
Saraybosna tıpkı Üsküp gibi yurtdışına çıktığınızda sizi kendi ülkenizdeymiş gibi hissettiren birkaç şehirden birisi. Yemekleri ile havasıyla, sıcakkanlı ve yardımsever insanlarıyla sanki Türkiye’nin herhangi bir kentinde yürüyor gibi oluyorsunuz.Yaklaşık 500 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldığı için kültürler arasında etkileşim bir hayli fazla olmuş. Çocuklara verilen isimler, yemek,eşya isimleri o kadar benzer ki…
Yakın tarihi acılarla dolu olan bu kent yaralarını sararak tekrar toparlanma sürecinde. Avrupa’nın Kudüsü olarak adlandırılan kent, 3 dinin de özgürce yaşadığı huzurlu bir yer. Ayrıca Avrupa’nın en güvenli, suç oranı en düşük kentlerinden birisi.
Bu yazımda size Saraybosna Gezi Rehberi başlığı altında Saraybosna gezilecek yerler, Saraybosna yeme içme ve Saraybosna ulaşım konularını detaylı bir şekilde anlatacağım. Öyleyse başlayalım 🙂
Saraybosna Gezi Rehberi
Saraybosna Gezi Rehberi‘ne Saraybosna’nın tarihçesi ile başlayalım. Saraybosna’ya yerleşim ilk olarak seramik ve toprak kap üretiminde ilerlemiş Butmirler tarafından Neolitik Çağ’da başlamış. Bir dönem iryalıların hakimiyetinde kalan Saraybosna, MÖ.9-MS.5 tarihleri arasında Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalmış. MS.7. yüzyılda ise Avarların hakimiyet sürdüğü bölgeye Slav göçleri başlamış
Şehrin Osmanlı Hakimiyetine geçişi ise 1462 yılında gerçekleşmiş. Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı orduları bölgeyi ele geçiridkten sonra Saraybosna kenti kurulmaya başlamış. Zamanla imparatorluğun Avrupa kıtasındaki önemli bir sancağı ve ticaret merkezi haline gelmiş. Anlatılana göre Fatih bölgeyi ele geçirdikten sonra Boşnakça öğrenip halka kendi dilinde hitap etmiş. Bundan çok etkilenen halktan yaklaşık 50.000 kişi din değiştirerek müslümanlığa geçmiş.
1878 yılındaki Berlin Antlaşması’ndan sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kontrolüne geçen şehir imar, endüstiriyel ve kültürel bir değişim geçirmiş. Örneğin Avrupa’nın en eski tramvay hatlarından biri Saraybosna’da bulunuyor. Kent 1. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni kurulan Yugoslavya Krallığı’nın konrolüne girmiş. 2.Dünya Savaşı sırasında Nazi İşgaline maruz kalan şehirde Yahudi halka yönelik büyük katliamlar meydana gelmiş. Bugün kentte Avrupa’nın en büyük yahudi mezarlıklarından biri yeralıyor 1992-1995 yılları arasında yaşanan Sırp kuşatması sırasında tarihin en acı ve kanlı soykırımlarından birini yaşamış kent. 1500 ü çocuk olmak üzere 11541 kişi hayatını kaybetmiş, 56000 kişi de yaralanmış. Günümüzde ise Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar birarada yaşıyor ve kente kozmopolit bir hava hakim. Boşnakça,Sırpça ve Hırvatça resmi dil. Türkçe konuşan kişi sayısıda oldukça fazla.
Saraybosna’ya Ne Zaman Gidilir ?
Şehir karasal iklimin etkisinde dolayısıyla kışlar çok soğuk ve yağışlı, yazlar ise bir hayli sıcak geçiyor. Şehir dağlarla çevrili olduğundan kış mevsiminde ulaşım bir hayli zorlaşıyor. Bahar ayları ise daha ılıman geçiyor. Çok nadiren de olsa ekim ayı başında kar görülebiliyor. Yaz aylarında gündüz her ne kadar sıcak olsa da akşam saatleinde hava serinliyor. Eğer yaz aylarında gidecekseniz bir şapka ve bol su eşliğinde rahatça gezebilirsiniz.:) Nem bizdeki kadar yüksek olmadığı için sıcaklık çok fazla terletmiyor ve rahatsız etmiyor.Eğer başka kentlere de geçiş yapacaksanız rahat bir yolculuk için ideal tarihler mayıs-ekim arası .
Saraybosna’da Nerede Kalınır ?

Kentte konaklama açısından seçenek bol. Hangi tip konaklamayı seçerseniz seçin Avrupa’nın diğer kentlerine göre oldukça uygun fiyata kalma şansına sahip oluyorsunuz. Başçarşı civarında ve biraz daha yüksekte şehre hakim noktalarda pek çok tesis mevcut. Başçarşı civarındaki tesisleri tercih ederseniz herhangi bir toplu taşıma veye taksi ücreti ödemeden şehri rahatlıkla gezebilirsiniz.
Biz şehre hakim bir tepede yer alan Hostel Like tesisini tercih ettik. Yürüyerek ulaşımı biraz zor ama çok keyifli. Ağaçlarla kaplı yollardan geçiyorsunuz ve en az 2-3 noktada enfes şehir manzarası yakalıyorsunuz. Başçarşıdan taksiye binerseniz 6 bkm( 12 TL) tutuyor. Hostelin çalışanları çok sıcakkanlı ve yardımsever. Gezeceğiniz yerler, mekan, ulaşım vs. her konuda yardımcı oluyorlar. Havaalanı transferi için de normalden 10 euro düşük fiyata taksi ayarlıyorlar. Yani 15 Euro’ya. Normalde ücret 25 Euro civarı. Odalar gayet temiz ve rahat. Hepsinin içinde özel banyosu var. Üst katlardaki odalarda harika bir şehir manzarası mevcut. Kahvaltıları standart ama marmelatları oldukça lezzetli 🙂 Dilerseniz cafesinde Saraybosna manzarası eşliğinde çay ve kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Fiyatları da gayet uygun. Biz 4 gece için iki kişi kahvaltı dahil 920 TL ödedik.
Bosnahersek Para Birimi

Bosna Hersek’in para birimi Bosna-Hersek Markı(bkm) 1 Bosna markı 2.93 Türk Lirası’na karşılık geliyor. Ama bu fark sizi korkutmasın şehirde yeme içme ve ulaşım bizim paramızla bile gayet uygun.
Saraybosna Gezilecek Yerler
Başçarşı

Saraybosna gezilecek yerler listesinin başında şehrin kalbi Başçarşı yer alıyor. Çarşı’yı 15. yüzyılda Bosna sancak beyi İsa Bey inşa ettirmiş. Daha sonra Gazi Hüsrev Bey çarşıyı geliştirmiş ve pek çok dükkan ile cami, han ve medrese gibi sayısız eser inşa ettirmiş.19.yüzyılda çıkan yangın sonucu eskisi kadar büyük ve ihtişamlı değilse de halen şehrin en önemli noktası hüviyetinde. Çarşı görüntüsü ile anadoludaki çarşıları andırıyor. Her daim canlı ve cıvıl cıvıl. Bursa’da üniversite okumuş biri olarak çarşının bana Bursa çarşılarını andırdığını söylebilirim. Çarşıda orjinalliğini korumuş ahşap dükkanla bir yumak oluşruruyor.Bakır ve gümüş işlerinin satıldığı dükkanlar ,hediyelik eşyacılar, leziz yemekleri ve tatlıları ie iştah kabartan lokantalar var.Bakır cezvede pişen enfes kahve kokusunu içinize çekebilecğeiniz kahve dükkanları da cabası. Dükkanların yanı sıra Osmanlı zamanından kalma, hanlar,camiler ve çeşmeler çarşının süluletine ayrı bir renk katıyor.
Başçarşı Sebili

Sebil hem Başçarşının hem de Saraybosna’nın simge yapılarından biri. Etrafı güvercinler, onları besleyen çocuklar, kahvenin ve çayın hoş sohbetlere eşlik ettiği dükkanlar ile her daim canlı. Şehir halkının buluşma noktalarından biri aynı zamanda. 1753 yılında Vali Hacı Mehmet Paşa yolcuların temiz su ihtiyacını karşılamak için inşa ettirmiş. 1891 yılında yeri değişmiş ve bugünkü yerine taşınmış. Savaş esnasında zarar gören yapı 2006 yılında yeilerek günümüze ulaşmış. Çeşmenin bir benzeri bugün Bursa şehre küstü istasyonunun yanında yer alıyor. Sebil ile ilgili bir inanış ta var. Anlatılana göre bu sebilin suyundan içen kimse buradan kopamaz ve bir gün tekrar şehre gelirmiş. Ben de şehri çok sevdiğimi için bol bol içtim 🙂
Saat Kulesi

Başçarşı’da yer alan önemli yapılardan biri de saat kulesi Kuşe 17.yüzyılda Gazi Hüsrev Bey Vakfı tarafından 16.yüzyılda yaptırılmış. Yangın ve depremlerden zarar gören saat kulesi 1762 yılında restorasyon geçirip günümüze ulaşmış.
Gazi Hüsrev Bey Camii

Başçarşı’nın simgelerinden biri de Gazi Hüsrev Bey Camii. YapıyıBosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey 1531 yılında inşa ettirmiş. Minaresi 47, kubbesi ise 26 metre yüksekliğinde. Mimarı ise büyük usta Mimar Sinan. Bosna savaşı sırasında sırp ve hırvatların yoğun saldırısına maruz kalan camii büyük zarar görmüş. 1996 yılında Osmanlı mimari üslubuna sadık kalınarak restore edilmiş. Restorasyonu Suudi Arabistan finanse etmiş. Camii dini bayramlarda çok coşkulu bir atmosfere ev sahipliği yapıyor. Camii’nin bünyesinde şadırvan, abdesthane, medrese,zan taşı ve saat kulesi de var.
Gazi Hüsrev Bey Medresesi

Medrese şehrin ve Başçarşı’nın önemi Osmanlı eserlerinden. 16. yüzyılda inşa edilmiş. Kurşunlu Medrese olarak ta anılan yapı, eğitim yapıldığı dönemde kurulmuş kütüphane içinde çoğu Osmanlı Tarihi ile ilgili 7000’i el yazması toplamda 50.000 esere sahip. Yapının süslemeleri de ilgi çekici.Medrese’yi 3 bkm( 9 TL) karşılığında gezebilirsiniz. Medrese’nin dışında Ferhadiye Caddesne giden yolda bir de 2 musluklu bir çeşme yer alıyor. Çeşme ile ilgili şöyle bir inanış ta var. Musluklarından birinden içenin şehre tekrar geleceği, diğerinden içenin ise bu şehirden biriyle evleneceğine inanılıyor. Birinden içtim ama artık ne çıkarsa bahtımıza 🙂
Saraybosna Müzesi

2004 yılında açılan Saraybosna Müzesi, Brusa Bezistan’ın( Bursa Bedesteni)içinde yer alıyor. Bedesteni 1551 yılında Rüstem Paşa yaptırmış. Müzenin içinde bölgede yapılan kazılarda bulunan antik eşyaların yanı sıra, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan dönemlerinde gündelik yaşama ait eserler sergilenerek bilgi veriliyor. Bilet fiyatı 6 Bkm( 18 TL).
Morica Han

Şehrin ve çarşının en eski yapılarından olan Morica Han 1551 yılında inşa edilmiş. Zamanında 300 den fazla misafir ve 70 den fazla atı aynı anda ağırlayabiliyormuş. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu handan bahsetmiş. Yangından zarar gören han 1697 yılında yenilenerek günümüze ulaşmış. İsminin nerden geldiğine dair iki rivayet var. Birincisi isminin Osmanlı’ya isyan eden Morica Kardeşlerden, ikincisi ise Mustafa Moric Ağa’dan geldiği yönünde.
Bakırcılar Çarşısı

Çarşışehrin en ünlü yerlerinden biri. 15.yüzyıldan beri bakır ve aliminyum işlemeciliği ile meşhur. İlk kurulduğu yıllarda ihtiyaca yönelik hizmet veren çarşıda, zamanla estetik zevklere göre de ürünler üretilmeye başlanmış. Bakır Boşnak çay-kahve setleri ile cezveler çok meşhur. Sevdiklerinize hediye edeceğiniz yegane hediyeliklerin başında geliyor. Bakır kahve setleri 50-70 Bkm arasında değişen fiyatlarda satılıyor. Cezveler ise 25-35 bkm arasında değişiyor.
Latin Köprüsü

Milijacka Nehri üzerinde bulunan Latin Köprüsü 1541 yılında Osmanlı İmparatorluğu zamanında inşa edilmiş. 1791 yılında çıkan bir sel felaketinden sonra zarar görmüş ve restorasyon geçirmiş. Gelelim köprünün tarihsel önemine. Şehri ziyarete gelen Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Ferdinand ve eşi bir sırp militan tarafından bu köprü üzerinde öldürülmüş. İşin ilginç tarafı ise normalde İmparator bu köprüden geçmeyecekmiş. Yolu karıştıran şöför yanlışlıkla buradan geçmiş! Bu suikast 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul ediliyor. İnsanın köprünün üstündeyken tüyleri diken diken oluyor doğrusu. Size tavsiyem köprüyü gezip buradan hemen ayrılmamanız. Bir an için durun ve dünyanın kaderini değiştiren olayı gözlerinizde canlandırmaya çalışın.
Hünkar Camii

Fatih Camii, imparator camiisi olarak ta bilinen Hünkar Camii 1462 yılında Bosna’nın fethinden hemen sonra inşa edilmiş Camii’yi önemli kılan özellik ise Fetihten sonra yapılan ilk camii olması. Ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatname’sinde bu camii hakkında yazmış ve caminin mimarisinin güzelliğini ve ziyaretçisinin çok olmasını notlarının arasına eklemiş. 2.Dünya ve Bosna Savaşı sırasında zarar gören yapı restore edilerek günümüze ulaşmış.
Milli Kütüphane

Mimarisi ile şehrin en etikileyici yapılarından biri olan Milli Kütüphane, 19.yüzyılın sonlarında belediye binası olarak inşa edilmiş. 1949 yılında ise ulusal kütüphaneye dönüştürülmüş. Bosna savaşında içindeki 2 milyon kitap ile birlikte büyük zarar görmüş. Franz Ferdinand az ilerdeki Latin Köprüsü’nde suikaste kurban gidip ölmeden az önce burada düzenlenen bir kokteyle katılmış.
İnat Evi

İnat Kuca şehirde gezilebilecek en entresan yerlerden biri. 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra Avusturya-Macaristan imparatorluğu’nun eline geçen Saraybosna’da yoğun bir imar faaliyeti başlamış. Bu esnada Milijacka Nehri kenarında yapılmak istenen belediye binası için orada bulunan mülk ve arazilarin tamamı satın alınmış. Yalnız bir ev hariç. Burada evi bulunan yaşlı bir adam yüksek para teklif edilmesine ve araya pek çok hatırlı kişi sokulmasına rağmen evini satmaya yanaşmamış. Yetkilileri uzun bir süre uğraştıran yaşlı adam sonunda ikna olmuş. Ama evimi diğer yakaya aynı şekilde taşıyacaksınız şeklinde şart koşmuş. Bu şartı kabul edilmiş ve ev aynen nehrin karşı tarafına taşınmış. Ev 1997 yılında restorana dönüştürülmüş. Günümüzde de aynı şekilde hizmet veriyor. Geziniz esnasında buraya uğrayarak bir kahve molası verebilir veya boşnak mutfağının lezzetlerini tadabilirsiniz.
At Meydanı Parkı

Milijacka nehrinin güney kısmında yer alan At Meydanı Parkı, geziniz arasında nefes alıp banklara kurulup ağaçların getirdiği serinlikte birşeylerer atıştırabileceğiniz bir mekan. Geçmişte köle ticareti ve idam olaylaları burada gerçekleşirmiş. Günümüzde ise mesire yeri olmuş. Bu da kaderin cilvesi değildir de nedir ?
Ferhadiye ve Tito Caddeleri

Başçarşı nasıl Eski şehri ve Osmanlı mimarisini yansıtıyorsa Ferhadiye Caddesi de Orta Avrupa kültürü ve mimarisini yansıtıyor.Bizdeki İstiklal Caddesi’ni Orta Avrupa Mimarisi ile hayal edin iştreFerhadiye tam da öyle bir cadde. Caddenin her iki yanında şık kafeler,restorantlar ve mağazalar yer alıyor. Şehirde kaldığım 4 gün boyunca yürümekten çok keyif aldığım bir yer oldu. Bir yandan da kafelerde restorantlarda sohbet eden insanlar, bir yandan sokakta satranç parkında oynayan yaşlı amcalar ve bir tek gürültü ve birşeyler satmak için başınıza üşüşmeyen satıcıların olmadığı nezih bir ortam. İnsan bizde niye böylesi yok diye hayıflanmıyor değil.

Tito Caddesi ise şehrin modern yüzünü yansıtıyor Yugoslavya’nın efsanevi kralının isminin verildiği caddenini her iki tarafında çeşitli kafe ve restorantların yanı sıra bir oyun parkı ve İki de büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor. Yollar geniş ve ferah.Caddenin sonunda doğru otogar ve Amerikan Konsolosluğu bulunuyor.
Saraybosna Katedrali

Ferhadiye Caddesi’nin ortasında yer alan Saraybosna Katedrali, Paris‘in en meşhur eserlerinden biri olan Notre Dame Katedrali esas alınarak 1889 yılında inşa edilmiş. Neo Gotik mimarinin en güzel örneklerinden olan katedrali, şehirde yaşayan aktolik nüfusun merkezi konumunda İsmi İsa’nın Yüce Kalbi diye de biliniyor. Avrupa’nın Kudüs’ü olarak adlandırılan şehirde değişik inançtan kişilerin ibadetlerini huzur içinde yapmalarının da eşşiz bir örneği olarak göze çarpıyor.
Soykırım Müzesi
Hani kelimelerin kifayetsiz kaldığı durumlar ve nutkunuzun tutluduğu ve dakikalarca tüylerinizi diken diken eden mekanlar vardır ya Soykırım Müzesi‘de bunlardan biri. Daha önce hiç bir yeri kalbinizde derin bir hüzün ve gözleriniz dolarak gezdiniz mi bilmiyorum ama ben müzeyi o şekilde gezdim. Bosna Savaşı sırasında Sırp ve Hırvatlar tarafından şiddet ve işkenceye maruz kalan Boşnakların anılarını anlattığı levhalar, kullandıkları eşyalar ve vahşetin belgelendiği fotolar müzenin ana temasını oluşturuyor. İnanın fotoğraf çekmek bile içimden gelmedi ve çıkışta anı defterine kalbimdeki tüm hüznü kağıda dökerek müzeden ayrıldım. Eğer kalbiniz dayanır da gezmek isterseniz Saraybosna Katedralinin hemen karşı sokağında yer alıyor.Giriş ücreti 8 Bkm.
Sırp Ortodoks Katedrali

1863-1872 yılları arasında inşa edilen Sırp Ortadoks Katedrali‘nin inşasında Bizans mimarisi esas alınmış.Katedral 2.Dünya Savaşı esnasında mühendislik-mimarlık fakültesi olarak kullanılmış. Günümüzde de bir bölümü iktisat fakültesi olarak kullanılıyor. Bosna Savaşı sırasında zarar gören yapı Yunanistan’ın finansal desteğiyle restore edilerek 1999 yılında tekrar açılmış.
Sonsuz Ateş

Ferhadiye Caddesi ile Tito Caddesi’nin birleştiği noktada yer alan Sonsuz Ateş 2. Dünya Savaşı sonrasında Bosna-Hersek’İn kurtuluşunu simgeleyen bir anıt. Savaşta hayatlarını kaybeden askeri ve sivillerin anısına yapılıp 6 Nisan !947’de törenle açılmış.
Alifakovac Müslüman Mezarlığı

Milijacka nehri kıyısında yer alan Alifakovac bölgesinde yer alıyor. Boşnakların efsanevi lideri Aliya İzzet Begoviç‘İn ve 1700 şehidin mezarı burada yer alıyor.
Merkale

Yurt dışında bir şehre gittiğiniz zaman, şehrin kültürünü tam anlamıyla özümsemek ve insanların günlük yaşamlarını gözlemlemek için gidilecek en iyi yerlerin biri de halk pazarları şüphesiz. Merkale halk pazarı da Saraybosna için öyle. Saraybosna Katedrali’nin arkasındaki yolda yer alıyor. Eğer öğle yemeği veya kahvaltı için değişik bir alternatif ararsanız buradaki taze meyve ve sebzelerle öğününüzü geçiştirebilirsiniz. Fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı. Biz ara öğün için ahududu ve yaban mersini tercih ettik. 200-250 gr alan plastik kapla riçinde satılıyor. Ahududu 1 bkm, yaban mersini 3 bkm.
Trznica

Ferhadiye Caddesi‘nde Saraybosna Katedrali’nden sonra yer alan Trznica şehrin kapalı pazarı. Daha çok et ve süt ürünleri satılıyor. Boşnak Kuru eti ve ravnicki peynirini denemenizi tavsiye ederim.Çok güzel sandviç yapılıyor:). Kuru etin kilosu 40 bkm, Ravnicki’nin kilosu 20 bkm Satıcılar çok sıcakkkanlı, Bazıları Türkçe biliyor. Bilmeyenler de işaretle veya kendi dilinde aynı sıcakkanlılığı gösteriyor ve ücret istemeden pek çok ürünü size tattırıyorlar. 🙂 Pazarın arka çıkış kapısında yer alan Medina isimli bal dükkanına da kesinlike uğrayın ve bagrem balı isteyin. Kilosu 30 bkm. Bizdeki ballara göre biraz akışkan ama çok lezzetli. Kahvaltıda afiyetle yiyeceğinize şüphem yok:)
Boşnak Mutfağı
Boşnak mutfağı Türk mutfağına olduk.a yakın. Dile kolay tam 500 sene bir arada yaşayan halkların birbirinden etkilenmemesi mümkün değil elbet Bizdeki yemeklerin bir çoğunu Boşnak Mutfağı’nda da bulabilirsiniz. Yemek isimlerinin pek çoğu da aynı zaten. Menülere bakına anlayacaksanız zaten:) Tabi Boşnak Mutfağı’nın kendine has lezzetleri de yok değil. Özellike et yemekleri ve hamur işleri oldukça ünlü ve leziz. Cevapi(inegöl köfte) Bosanski Lonac( kuzu etli sebzeliyahni), Klepe(mantı), Pjeskavica(büyük hamburger köftesi), Begova Çorba( tavuklu,sebzeli çorba), Teleca çorba( kuzu etli sebzeli çorba) muhakkak tadılması gereken lezzetler. Börek çeşitleri de çok lezzetli Burek ( kıymalı patatesli börek), Zelyenitsa( Ispanaklı börek) ve Sirnitsa( peynirli börek) Hepsi çok lezzetli ama benim favorim Zelyenitsa oldu 🙂 Tatlı olarak ta Ruzica, Hurmazidce,Baklava ve Trileçe meşhur lezzetlerden.
Saraybosna Mekan Tavsiyeleri
Nana Kuhinja

Boşnak mutfağına ait lezzetleri bulabileceğiniz en iyi mekan desem abartmış olmam. Başçarşıda yer alıyor.Mekanın dekorasyonu çok şirin. Müziklerde kulakta tatlı bir tını bırakıyor. Servis elemanları oldukça kibar. Menüsü de oldukça çeşitli yerel mutfağa ait lezzetlerin tamamına yakınını burada bulablirsiniz. Fiyatları da gayet uygun hatta bizim paraya çevirince bile uygun: ) Burada özellikle Begova, Teleca Çorbalarını ve Bosanski Lonaç’ı tavsiye edeceğim. Çorbalar 5 bkm, Bosanski Lonac 15 bkm.
Zeljo

Hostelimizdeki görevli şehirdeki en iyi cevapi ve pjeskavica için burayı önerince bizde burayı tercih ettik. Gerçekten dediği kadar varmış. Türkiye’de yediğim köftetelrin hepsinden daha lezzetli. Babannemin ev köfteleri hariç tabi ki 🙂 Bosna Hersek hayvancılık konusunda oldukça başarılı. Doğal ortamlarda en doğal yemlerle beslenen hayvanların lezzeti başka oluyor geçrekten. Garsonlar üstümdeki Fenerbahçe formasını görünce bize Türçke kelimelerle hitap edip güler yüzle yaklaştılar.) Servis oldukça hızlı. Cevabilerin porsiyonu 5-10 bkm arasında değişiyor. İçecekle birlikte 9,9.5 bkm ile kişi başı oldukça leziz etler yiyerek karnınızı doyurabilirsiniz. Zeljo da Başçarşı’da yer alıyor.
Nebo Cafe

Başçarşı’daki mekan tavsiyerimden biri de Nebo Cafe olacak. Sahibi Türk. Hatta garson İngilizce sipariş vermemeize rağmen Türkçe sipariş alınca bizde Türkçe’ye döndük ve bir süre sohbet ettik. Burada tavsiyem favori tatlılarımdan olan Trileçe ve Boşnak Kahvesi(Bosanski Kafa) olacak. Bosna Hersek’te kahve sunumu biraz farklı. Kahveniz tutma kısmı olmayan altı bakır kahve koyacağı( Boşnakçası nedir sormadım hay aksi:) )nın içinde geliyor ve içinde kıtlama şeker veya lokumla geliyor. Siz cezveden kahvenizi kendiniz döküyorsunuz. Kahve fincanıın dibinde ise ay yıldız görmek keyfini ikiye katlıyor:) Mekanda Trileçe ve kahve 2.5 bkm.
Baklava Ducan

Mekanın tek şubesi var. Çok özel lezzetleri bünyesinde barındırıyor. Tariflerin geçmişi 200 yıla dayanıyor. Sahibi ile biraz sohbet etme şansımız oldu Ürünlerin hemen hepsinde süt kullandığını ve her ürünün sadece bir kaç evde yapıldığını, halkın bu tatlıları almak için buraya geldiğini söyledi.Örneğin Ruzice denilen ve halk dilinde aristokrat tatlısı olarak geçen bir tatlısı var. Gerçekten çok lezzetli. İrmik helvası ile şekerpara karışımı bir tatı var oldukça hafif. Hurmadzic te çok lezzetli. Bizdeki şekerpareye benziyor. Ama tarifinde hurma kullanılmış.Dzandar baklava da bizdeki vezir parmağına benziyor Baklavasını ise ortalama buldum. İstanbul’da daha iyilerini yemiştim. Baklava’nın dilimi 2.80 bkm, Ruzice 2.5, Hurmadzic 1.80 bkm ve Dzandar 3 bkm. Ben çok sevdim tatlı keyfi için mutlaka uğrayın 😉
Burekdzinica Amo

Mekan başçarşının hemen girişinde sebilin 20-30 metre arkasında tam ortada yer alıyor. Börekleri oldukça lezzetli ve fiyatları uygun. birer porsiyon zelyenitsa ve sirnitsa ve iki çaya 7 bkm ödedik. Hepsi lezzetli ama zelyenitsayı yani ıspanaklı böreği özellikle tavsiye ederim;)
Goldfish Pub(Zlatna Ribica)

Mekan sonsuz ateşten dönüp Tito Caddesi’ne dönüşte soldan ilk arada yer alıyor. Dekorasyonu oldukça keyifli ve çalan müzikler de aynı şekilde. Bana Londra’da gittiğim pubları hatırlattı. Gezim esnasında durup hem gezdiğim şehri hem de önceki seyahat ve yaşam deneyimlerimi durup düşündüren keyifli bir atmosferi vardı. Ben geçirdiğim her dakika keyif aldım. Gündüz bir soluk almak ve kahvenizi yudumlamak için de gelebilrsiniz. Fiyatları da gayet uygun. Bir capuccino ve bir bira 6 bkm.
Cjenovnik

Mekan Osmanlı’dan kalma Sarı Tabya’nın üzerinde yer alıyor. Biz burayı son gün tesadüf eseri keşfettik. Ben şöyle bir manzaraya karşı bir çay içemedim diye hayıflanıyordum 4.gün çarşıya inerken şuraya bir bakalım dedik ve belki de şehrin en güzel manzarasına sahip mekanını keşfettik. Ağaçların verdiği serinlik ve etraftaki dağların ihtişamlı görüntüsü ile manzaraya karşı içeceğinizi yudumlayabileceğiniz bir mekan. Açıkçası çayı sıradan. Ama manzarası için mutlaka gidin
Saraybosna’da Ulaşım

Şehirde gezilecek yerler’inçoğu yürüme mesafesinde ve birbirine çok yakın. Ama otogara veya dağ etekğinde bir mekana ulaşmak için taksi tercih edebilirsiniz. Şehir içi en fazla 5-6 bkm tutuyor. Hava alanı ulaşımı ise 40-45 bkm. Biz hostelin anlaşmalı taksisi ile 30 bkm ye gitmiştik. Toplu taşımaya pek ihtiyaç duymuyorsunuz. Ama kullanmanız gerekirse tek gidiş bilet 1 bkm, gidiş dönüş 3bkm, günlük sınırsız bilet ise 5 bkm. Geziniz esnasında 1 numaralı tramvayı tercih ederek 40 dk civarı süren bir şehir turu yapabilirsiniz.
Gezi Tarihi: Temmuz 2018


