Ortakoy is one of the well-known and most visited quartiers of Istanbul. There are a few factors that make it unique. It’s been home to three monotheistic religions peacefully over the years. Another thing that makes it unique and special is its magnificent location near the Bosphorus. We have a lot to discover about it. Then let’s start 😉
Dünya sanat tarihinde birbirinden özel binlerce tablo yapıldı şimdiye kadar. Lakin hiçbiri Mona Lisa kadar meşhur olamadı. Sanat bilgisi kısıtlı olan insanlar bile adını öyle veya böyle bilir. Dünya’nın en görkemli müzesi olan Louvre, sadece sırf onun için bile ziyaret edilebiliyor. Bu yazımda dünya’nın en meşhur tablosu olan Mona Lisa’yı anlattım sizlere. Keyifli okumalar 🙂
İstanbul3 imparatorluğa başkentlik yapmış eşsiz bir kent. Bu özelliği ile dünyada tek. Şehrin her köşesinde Roma, Bizansve Osmanlı‘ya ait muhteşem eserler görmek mümkün. İstanbul’u İstanbul yapan, birçok kültürü bünyesinde bir harmoni ile barındırması olsa gerek. Şehirde o kadar çok kıymetli eser var ki gezmeye bir ömür yetmez hakikaten. Bu yazımda sizler için İstanbul’daki Roma ve Bizans eserlerini kaleme aldım. Çok fazla eser olduğu için muhtemelen 2 veya 3 bölüm olacak. Keyifli okumalar 🙂
İstanbul öyle bir şehir ki; gezmeye ve keşfetmeye ömür yetmez. Her seferinde, çok iyi biliyorum dedğiniz semtlerde bile yeni süprizlerle karşınıza çıkabiliyor. Bu bazen salaş ama çok leziz yiyecekler sunan küçük bir lokanta, bazen dar sokaklardan geçerken aniden karşınıza çıkan eşşiz bir manzara olabiliyor. Bu yüzden bir gezi rehberi ile gezmek en doğrusu.
İstanbul’u kısa ziyaretlerde ve kısa zamanda hakkıyla keşfetmek mümkün değil. Bunu yapmanın en iyi yolu şehri rotalara ayırarak gezmek. Biz de bu bu amaçla çıktığımız yoldaki 3. rota ile karşınızdayız. Bu yazımızda sizinle birlikte Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi ile rotayı keşfe çıkacağız. Öyleyse hadi vakit kaybetmeden gezmeye başlayalım.
Süleymaniye-Vefa Tarihçesi
Suriçi İstanbul’un en önemli semtlerinden biri olan Süleymaniye, Süleymaniye Camii ve Külliyesi ve Şeyhülislamlık makamının burada bulunması ile birlikte 16.yüzyılın 2. yarısından sonra devrin ilmiye sınıfına mensup kişilerin evlerinin yer aldığı, tabiri caizse bir alimler semti haline gelmiş. Süleymaniye, özellikle Tanzimat Fermanı’ndan sonra batılılaşma hareketlerinden ötürü şehrin cazibe merkezinin Galata ve Beyoğlu’na kayması ile birlikte eski önemini yitirmiş. 1950’li yıllardan sonra ise şehrin yoğun göç almasıyla birlikte semtin genel görünümü oldukça değişmiş. İhtişamlı konakların yerini derme çatma evler almış.
İstanbul’un ruhunu hissedebileceğiniz en özel semtlerinden biri de Vefa. Vefa da tıpkı Süleymaniye semti gibi ilmiye sınıfına mensup alimlerin ve devlet adamlarının konaklarının yer aldığı müstesna bir semtmiş. Semtin adı ise Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Konya’dan getirtilen göçmenlerle birlikte İstanbul’a gelen Şeyh Ebu’l Vefa’dan geliyor. Ayrıca son mezarının yeri meçhul olan Bizans İmparatoru Konstantin’in Dragenes Paleologos’un mezarının burada olabileceğine dair rivayetler de söz konusu.
Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezilecek Yerler
Kalenderhane Camii
Camii 12. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapıyı Komnenos hanedanı, 12.yüzyılda yaptırmış. Latin İstilasında İtalyanlar’a kalmış. Bu esnada yan nefler zarar görmüş, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.
Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tamir ettirilerek camiye çevirmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmş. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restorasyon geçirmiş ve tekrar ibadete açılmış.
Süleymaniye Camii
Süeymaniye Camii
Büyük usta Mimar Sinan‘ın İstanbul’a kazandırdığı eşşiz eserlerden biri olan Süleymaniye Camii 1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman‘ın tahta çıkışının 30.yılı anısına inşa edilmiş. Temel inşası 3 yıl camii inşası 7 yılda bitmiş. Camii’de 4 minare ve 10 şerefe yer alıyor. 4 minare Kanuni’nin istanbul’un fethinden sonraki 4.padişah, 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı olmasını simgeliyor.
Camii’nin ana kubbesini ayakta tutan 4 sütun mevcut. Sütunların bir tanesi Artemis Tapınağı’ından , bir tanesi İstanbul’da bulunan bir dikilitaştan, iki tanesi de Mısır’dan gelmiş. Bu 4 sütun İslam’ın 4 halifesini simgeliyor.Mihrap ve Minberi tıpkı Sultanahmet Camii’nde olduğu gibi Marmara Adası’ndan özel olarak gelmiş. Camii’nin eşşiz İznik Çinileri ile kaplı duvarları ve sedef kakma ile yapılmış pencereler ile vaiz kürsüsü özel olarak incelemelisinz. Camii’nin hat işlerine Ahmet Karahisari başlamış ama onun kör olmasından sonra öğrencisi Hasan Çelebi çalışmaları tamamlamış. Mihrabın iki yanına Fatiha, kubbeye ise Nur Suresi’ni işlemiş.
Mimar Sinan’ın dehasını Camii’nin yapım tekniklerinden anlamak mümkün. Camii’nin farklı noktalarına koyduğu tuğla ve küplerin arasına boşluklar bırakmış. Bu sayede binanın muhteşem akustiği ortaya çıkmış.Usta ayrıca kandillerden çıkan islerin tek bir odada toplanmasını sağlamış. Böylece binanın kirlenmesini önlemiş ve bu islerden mürekkep elde etmiş . Gel de ustanın dehasına ve ileri görüşlülüğüne hayran olma ! Süleymaniye Camii’ni detaylarıyla anlattığım vlogumu izlemek için tıklayın.
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri
Süleymaniye Camii’nin içerisinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman Türbesi 1566 yılında Mimar Sinan Tarafından yapılmış. Zarif mermerm süslemeleri ve çini işleriyle oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Türbenin giriş kapısnın üzerinde ise Hacerr’ül Esvet taşı var. Türbede Sultan Süleyman’dan başka Sultan 2. Süleyman, Sultan 2. Ahmet, Mihrimah Sultan, Asiye Sultan, Rabia Sultan ve Saliha Valide Sultan da yatıyor.
Hürrem Sultan Türbesi ise 1558 yılında yine Mimar Sinan tarafından yapılmış. Türbenin planı dıştan sekizgen, içten onaltıgen olacak şekilde tasarlanmış. Türbede mercan kırmızısı bitkisel motifi, firuze ve lacivert rengi kullanılmış. Ayrıca Türk çini sanatında pek yeri olmayan siyah renk de mevcut.
Mimar Sinan Türbesi
Mimar Sinan Türbesi, Süleymaniye Camii’nin kuzey doğu ucunda 1588 yılında kendisi tarafından inşa edilmiş. Süleymaniye’de, İstanbul Müftülüğü’nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, Fetva Yokuşu ile Mimar Sinan Caddesi’nin kesiştiği köşede yer alıyor.Türbenin yanında bulunan Mimar Sinan’ın evi ile sıbyan mektebi günümüze ulaşamamış. Süleymaniye Külliyesi haziresinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan türbeleri ile Mimari Sinan’ın türbesi karşılaştırdığınızda, Sinan’ın türbesinin oldukça basit ve mütevazı olduğu görüyorsunuz. Yapı, son derece ahenkli ölçülerle, adeta bir yüzük taşı gibi bulunduğu üçgen alanın en uç noktasına oturmuş. Türbenin çevresini iki yönden yüksek çevre duvarları kuşatıyor.Yukardan kuş bakışı baktığınızda, büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye’ye imzasını attığını görmek mümkün .
Ayrancı Sokak
Ayrancı Sokak
İyi bir gezi rehberi şehrin orjinal mekanlarını,sokaklarını da tanıtmalı. Şimdiki adresimiz Ayrancı Sokak tam da böyle bi yer. Eski İstanbul’un orjinalliğini koruyarak günümüze ulaşabilmiş az sayıda sokağından biri olan Ayrancı Sokak, yaklaşık 180 yıllık bir geçmişe sahip. İstanbul Müftülüğü’nün bulunduğu yokuştan aşağı inerek ulaşılabiliyor. Eski Osmanlı tipi evleri görmek ve hemen bitimindeki eşşiz bir Haliç Manzarası izlemek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Şeyh Ebu’l Vefa Camii
Şeyh Ebu’l Vefa Camii
Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’un fethinden sonra şehri Türkleştirmek için Konya’dan getirdiği halk arasında Şeyh Vefa da varmış.Fatih bu zat için ilk olarak bugün Vefa Lisesi’nin bahçesinin olduğu yerde bir ibadethane yaptırmış. Daha sonra bugünkü Şeyh Ebu’l Vefa Camii ve yanına da çifte hamam yapılmış. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1476.
1481-1490 yılları arasında 2.Beyazıt medrese,derviş odaları,mutfak ve kütüphane yaptırarak burayı bir külliyeye dönüştürmüş. 1909 yangınında büyük zarar görmüş ama tamiratı 1.Dünya Savaşı nedeniyle yapılamamış ve yıllar içerisinde harabeye dönüşmüş. Günümüzdeki haliyle yapım tarihi ise 1994.
Vefa Kilise Camii
Vefa Kilise Camii ( Molla Gürani Camii) İstanbul’un Fethinden sonra şehirde camiiye dönüştürülen ilk kilise. Eski adı Hagios Theodoros. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Yapı ilk olarak 7. yüzyılda inşa edilmiş. Bugünkü hali ise 11. yüzyıl,1. Aleksios Komnenos dönemine ait. Yapının inşasında tuğla ve taş ana malzemeker. Dış görünüşü ile kiliseden çok bir sarayı andırıyor. Kilise haç planlı ve haç kollarının keşistiği yere kubbe yer alıyor. 1204’teki Haçlı İstilasında zarar görmüş ve restorasyon geçirmiş . Fetih’ten sonra Fatih’in hocası ve Şeyh’ül İslam Molla Gürani camiiye çevirmiş. Şu an restorasyon nedeniyle ziyarete kapalı.
Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı
İstanbul’un tarihe tanıklık eden, unutulmaz lezzet duraklarından biri de Vefa Bozacısı.Büyükbaba Hacı Sadık Bey 1870’te Kosova Prizren’den şehre geldiğinde Bozanın akışkan, koyu renkli ve ekşimsi tadında bir değiliklik yapmaya karar verir. Bozayı evde kendi imkanları ile günümüzdeki gibi koyu kıvamlı, açık sarı ve hafif ekşimsi biçimde yapar ve bakır güğümlere doldurarak kış geceleri satmaya başlar.Zamanla bozasının yeni kıvamına alışan İstanbulluların talebi artar ve bu da Hacı Sadık Bey’i cesaretlendirip motive eder. 6 yıl sonra 1876 yılının Eylül ayında Vefa semtindeki dükkanını açar.
Bu eşşiz lezzetin tadını korumak için yıllar boyu üretimi kendisi yapar. Kendisinden sonra nesilden nesile aktarılan bu eşşiz lezzet, geleneksel tadını koruyarak damaklarımızı şenlendirmeye devam ediyor.
Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri)
Valens Kemeri
Aksaray’dan Unkapanı’na giden yolu kesen Bozdoğan Kemeri , Şehzadebaşı ile Fatih arasında yer alıyor. Bozdoğan Kemeri’n,, Bizans İmparatoru Valentius yaptırmış. Romalılar devrinde Hadrianus’un şehirde bazı su tesisleri yaptırdığı biliniyorsa da, kemerin daha sonra 364-378 yılları arasında yaptırıldığı kabul ediliyor. Kemerin inşa sebebi ise Bayezid ile Fatih semtleri arasındaki çukurun ortadan kaldırılarak şimdiki üniversitenin bahçesindeki büyük havuza su depolamakmış. Kemerin orjinal uzunluğu 971 metre ama günümüze 921 metresi ayakta kalmış.
Kapalıçarşı
Kapalıçarşı 47.000 metrekare alan üzerine 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşa edilmiş.Camiisi, türbesi, mektebi ile şehir içinde şehir gibiymiş adeta. Zaman içinde yapılan eklemelerle daha da genişlemiş. Bedestenlerinin tüm geliri Fatih’in emriyle Ayasofya’ya aktarılıyormuş. En ihtişamlı dönemine Kanuni döneminde ulaşmış. O dönemde çarşıda 4399 dükkan, 2195 hücre( küçük dükkan), 24 han, 497 dolap, 12 mahzen,10 mescit,16 çeşme ve iki şadırvan bulunuyormuş.
Yapıların büyük kısmı çeşitli dönemlerde büyük zarar görmüş. 1894 yılındaki depremle neredeyse kullanılamaz hale gelmiş. Sultan 2.Abdülhamid’in yaptırdığı restorasyon günümüze ulaşmış.Cevahir Bedesteni, Sandalcılar Bedesteni , Kalpakçılar caddesi ve bir pazarı çarşının önemli bölümlerinden. Çarşının altında Ayasofya,Sultanahmet hatta Yedikule’ye uzanan dehlizlerin olduğunu biliyoruz. Çarşıda çalışmaya başlanlara işe girerken bu dehlizlerin yerini kimselere söylemeyeceklerine dair yemin ettiriliyor. Bu dehlizlere giren bir daha geri dönmüyor, dönenler ise akli dengesini yitiriyormuş.2012’de James Bond’un Skyfall filmine de evsahipliği yapan çarşı, şehre gelen turistlerin uğrak noktalarından.
Nuruosmaniye Camii
Nuruosmaniye Camii
Camii’nin yapımı Sultan 1.Mahmut’un emriyle 1748’de başlamış ve 1755 yılında bitmiş. Mimarı Mustafa Mahmut Ağa. Camiiyi, barok üslupta yapmış. Klasik üsluptan tamamen ayrı bir karakter taşıyor. Özellikle yarım daire şeklindeki avlusu, bunu ortaya koyuyor. Cami, bu özelliğiyle Osmanlı mimarisinin yeni üslubunun, ilk büyük ve mühim eseri konumunda.
Cami; medrese, kütüphane, imaret, sebil, türbe ve çeşmeyle civarındaki dükkanlar ve hanlardan meydana gelen bir külliye. Kütüphanesi, çok değerli el yazması kitaplarla dolu. Cami, yüksek bir kaide üzerinde inşa edilmiş. Kare planlı olup,mihrabı dışarı çıkıntılı.Yüksek ve geniş çaplı kubbe, yan duvarlardaki büyük kemerlere oturuyor. Camii’nin içi de oldukça güzel ve gösterişli. Mihrabın ve minberin üslubu Barok. Bu rotada ihmal edilmeden gezilmesi gereken eserlerden.
Mekan Tavsiyeleri
Hüsnü Ala Cafe
Hüsnü Ala Cafe
Bir gezi rehberi deyince aklımıza sadece bölgedeki eserler değil restoran ve kafeler de gelir değil mi ? 🙂 . Bu rotamızda önereceğim ilk mekan Hüsnü Ala Cafe Mimar Sinan Türbesi’nin hemen yanındaki Fetva Yokuşu’nda yer alıyor. Bu mekanın İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip olduğunu biliyorduk. Süleymaniye Camii’ni keşfettikten sonra bir kahve molası için uğradık. Manzarası çok güzel. Bütün Haliç ayaklarınızın altında adeta. Damla Sakızlı Türk Kahvesi’de ortalamanın üstünde bir lezzet bıraktı damağımızda. Fiyatlar ortalamanın bir tık üstünde. Rotayı gezerken çay-kahve molası için tercih edebilirsiniz.
Erçelik Büryan
Erçağ Büryan
Fatih Kadınlar Pazarı’ndaki Büryancıların içerisindeki en iyilerden biri. Servisi hızlı. Nar eksişi gayet güzel. Büryanı mis gibi taze pidelerin arasında geliyor. Etin lezzeti damaklarda bir bayram havası estiriyor adeta. Fiyatlar da gayet uygun. Leziz bir öğle yemeği için şiddetle tavsiye ederim.
Hafız Mustafa
Hafız Mustafa
İstanbul’da şerbetli tatlılar için tavsiye ettiğimiz birkaç mekandan biri. Divanyolu’ndan Sultanahmet’e inerken sol tarafta yer alıyor. Burada tavsiyemiz havuç dilimli baklava olacak. Özellikle arasına dondurma konulunca tadı daha bir enfes hale geliyor. Baklavanın hamuru ince, fıstığı bol, şerbeti ise tam kıvamında. Yorucu bir turdan sonraki tatlı keyfi için mutlaka tercih etmelisiniz.
Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı’ya Nasıl Gidlir ?
Rotaya ulaşmak için bir çok alternatif var. Metroyu tercih edecekseniz Vezneciler durağında inerek aşağaı doğru yürüyerek Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz. Tramvayı tercih edecekseniz de Laleli durağında inerek 5 dakikalık bir yürüyüşle yine Veznecilere ulaşabilirsiniz. Eğer yürüyecekseniz Eminönü/Mercan yokuşundan tırmanarak Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz.
İstanbul binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Beşiktaş bölgesinde yapılan kazılar ve buluntular sonucunda şehrin tarihinin yaklaşık 8000 yıllık olduğu ortaya çıktı.İki büyük imparatorluğa ve pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan şehir, yılların getirdiği yaşanmışlıkla birlikt çok sayıda gizem ve sırrı bünyesinde barındırıyor. Şehrin hemen her noktası ile ilgili hem Osmanlı hem de Bizans kaynaklarına dayanan pek çok ilginç hikaye ve efsane duymak mümkün.Bu yazımda İstanbul Efsaneleri‘ni ve hikayelerini sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂
İstanbul Keşif Rotaları‘nda ikinci güzergahımız olan Karaköy-Galata ile karşınızdayız:) Karaköy İstanbul’un ilk kurulduğu günden günümüze kadar şehrin en önemli ticaret ve eğlence merkezlerinin başında yer alıyor. Bir ara eski önemini yitirse de, Galataport Projesi ve açılan yeni mekanlar ile tekrar canlanmış durumda. Bu yazımızda size bu güzel semtleri tüm detayları ile tanıtmaya çalışacağız. Karaköy-Galata Gezi Rehberi ile keşfetmeye başlayalım:)
İstanbul 3 imparatorluğa başkentlik yapmış, tarihi binlerce yıla uzanan eşşiz bir kent. İstanbul’u eşşiz yapan sadece kültürel mirası değil, şehir dünyada iki kıtada birden yer alan ve ortasından deniz geçen tek şehir ünvanını da taşıyor.
Şehrin her sokağı her köşesi tabiri caiz ise tarih kokuyor. Keşfedilmeyi bekleyen binlerce detay ile dolu. Üstelik bu detayları keşfetmek için olağanüstü çaba sarf etmenize de gerek yok. Yürürken başınızı kaldırmanız yeterli. Muhakkak entresan bir sürpriz sizi bekliyor olacak:)
İstanbul’u rotalara ayırarak keşfedeceğimiz yeni bir gezi rehberine başlıyoruz. Bu bağlamda ilk rotamız, son yıllarda turistlerin ilgi odağı olan Fener-Balat-Cibalisemtleri olacak.Öyleyse Fener-Balat-Cibali Gezi Rehberi ile şehirlerin kraliçesini keşfetmeye başlayalım;)
Kadıköyİstanbul’un Anadolu Yakasında yer alan ve geçmişten günümüze kadar şehrin kalbi olan çok özel bir semt. Kuruluşu MÖ.675 yılına kadar uzanıyor. Ticaret becerisiyle ün salmış Fenikeliler şimdiki Moda Burnu ile Yoğurtçu Parkı arasında Khalkedon adı altında bir yerleşim yeri kurmuş. Khalkedon Apollon Tapınağı ile meşhur. Daha sonra Ms. 451 yılında Hrıstiyanlık ve İncil tartışmalarının da ev sahipliğini yapmış. MÖ 685 yılında Sarayburnu‘na yerleşen ve şehrin kuruluş efsanelerinde yerini alan Byzas, buranın güzelliğine hayran kalmış ve Kadıköy’e dönerek ‘ Böyle güzel bir yer dururken, buraya yerleşenler olsa olsa körlerdir’ demiş. Bu yüzden Kadıköy Körler Ülkesi olarak ta biliniyor. Semt Kadıköy adını ise fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından burada görevlendirilen,Nasrettin Hoca’nın kızının torunu olan ilk İstanbul kadısı Celalzade Hızır Bey’den almış.
Kadıköy günümüz İstanbul’unun en güzide semtlerinden biri . Bir çok enfes lezzzet durağına da ev sahipliğini yapıyor. Körler Ülkesi’ni adım adım keşfederken bu lezzet duraklarını da atlamak olmaz tabi:) Kadıköy’deki gezilerim ve yaşadığım 2 yıl boyunca sık sık ziyaret ettiğim lezzet duraklarını, Kadıköy Lezzet Durakları başlığı altında sizler için derledim. Keyifli okumalar:)
Ayasofya. Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri. Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin akınına uğruyor. Peki Ayasofya’yı ne kadar tanıyoruz? Bizans’ın en büyük kilisesi. Son halini 537 yılında imparator Justinianos yaptırmış. Fatih Sultan Mehmet fetihten sonra camiiye çevirmiş vs. Bunlar klasik bilgiler. Peki Ayasofya’nın gizli sembolleri ve içindeki sırlar kaçımızın malumu? Yoksa sadece önemli bir camii deyip, şöyle bir gezip çıkıyor muyuz? Ayasofya’nın ihtişamlı görüntüsünün altındaki gizemli sembollerin bazılarını sizinle paylaşacağız.