Genel, gezi

İtalya’nın Kalbi Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 8 Yer

Roma dünya tarihine damgasını vurmuş Roma İmparatorluğunun doğduğu toprak olarak, her daim Avrupa’nın en önemli kentlerinden biri konumunda. Geçmişten bu yana her yıl yüz binlerce turistin ziyaret ettiği eşsiz bir kültür hazinesi aynı zamanda. Bu yazımda Roma’yı ziyaret eden herkesin mutlaka görmesi gereken 8 yeri derledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “İtalya’nın Kalbi Roma’da Mutlaka Görülmesi Gereken 8 Yer”
Genel, KEŞİF

Mona Lisa: Dünya’nın Gelmiş Geçmiş En Meşhur Tablosu

Mona Lisa

Mona Lisa 

Dünya sanat tarihinde birbirinden özel binlerce tablo yapıldı şimdiye kadar. Lakin hiçbiri Mona Lisa kadar meşhur olamadı. Sanat bilgisi kısıtlı olan insanlar bile adını öyle veya böyle bilir. Dünya’nın en görkemli müzesi olan Louvre, sadece sırf onun için bile ziyaret edilebiliyor. Bu yazımda dünya’nın en meşhur tablosu olan Mona Lisa’yı anlattım sizlere. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “Mona Lisa: Dünya’nın Gelmiş Geçmiş En Meşhur Tablosu”

English, Genel, MEKAN, İstanbul

TASTE STOPS OF İSTANBUL-1

Taste Stops of İstanbul 

İstanbul hosts hundreds of thousands of local and foreign tourists every year. Personally, it is my favorite city to live and visit since my childhood. İstanbul has many details waiting to be discovered. So, you need to visit it again and again. While discovering this beautiful city that smells of history, discovering its taste stops is a must. Or your discovery is incomplete. I made a list for you so that you can discover these unique tastes. İf you’re ready, then let’s start 🙂

Hocapaşa Pidecisi

Hocapaşa Pidecisi
Hocapaşa Pidecisi

Our first stop is Hocapaşa Pidecisi (pita restaurant), located in the Historical Hocapaşa Bazaar. İf you want to take a pita feast accompanied by Eminönü’s unique atmosphere that drags people into the depths of history, you’re in the right place 🙂 The prices are a bit expensive, it is worth the pleasure. The menu is quite varied and the pitas are also in full consistency. Prices changes between 14-25 Turkish Lira. I especially recommend the bacon-crusted pita here.

Address : Hocapaşa Mahallesi, Hocapaşa Sokak, No 11, Fatih, İstanbul

Meşhur Tahtakale Pilavcısı 

Meşhur Tahtakale Pilavcısı
Meşhur Tahtakale Pilavcısı

Our next stop is the famous Tahtakele Pilavcısı ( pilaf restaurant). Well, you made your shopping in Tahtakale and you’re tired. You need energy, and you’re hungry. You also wanna eat delicious food at a reasonable price. Then go directly to Tahtakale Pilavcısı. Do not waste your time 🙂 The prices are reasonable. The portion of plain rice 3 TL and the portion of chicken rice is 4 TL. I highly recommend the chicken rice. Add some black pepper and make it more delicious 😉

Address: Rüstem Paşa Mahallesi, Cömerttürk Sokak, No 2/A, Fatih, İstanbul

Dürümcü Raif Usta

Dürümcü Raif Usta
Dürümcü Raif Usta

Our current stop is tailor-made for lovers of wraps 🙂 Dürümcü ( wrap chef) Raif Usta( chef), who makes a difference with his delicious wraps, is the best wrap chef in İstanbul for me. İt is a nice place next to Mahmut Paşa Mosque. The chicken shish served in pita bread is really delicious. The price is 12 TL. I definitely say not to miss it 😉

Address: Molla Fenari Mahallesi, Vezirhanı Caddesi, No 65/A, Fatih, İstanbul

Meşhur Dönerci Hacı Osman

Meşhur Dönerci Hacı Osman
Meşhur Dönerci Hacı Osman

Our current stop is Meşhur( famous) Dönerci( döner kebab chef), Hacı Osman. İt is a very nice and charming place right next to the campus of İstanbul University. I can say that I ate the best doner kebab in Istanbul here. Prices are moderate. Half a loaf of bread doner is 8 TL.

Address: Mercan Mahallesi, Fuatpaşa Caddesi, No 16/A, Fatih, İstanbul

Hacı Şerif

Hacı Şerif
Hacı Şerif

Now, it’s time to enjoy the dessert 🙂 İf you want to crown your tour of the historical peninsula with an exquisite dessert pleasure, don’t pass by Hacı Şerif, which is famous for its light but delicious ice creamed semolina halva. The prices are cheap. Only 4.5-5 TL. You won’t surely regret to try 😉

Address: Hobyar Mahallesi, Yeni Cami Caddesi, No 19, Fatih, İstanbul

Hafız Mustafa

Hafız Mustafa
Hafız Mustafa

The second place I could recommend for dessert pleasure is Hafız Mustafa. İt has lots of branches in İstanbul. This one is located in Sirkeci. İt has its own stylish and quality. Halep ( Aleppo) Burma Kadayıf (a shredded wheat dessert with pistachio filling )is quite delicious. Plenty of pistachios used. The ingredients are not stolen by the chef 🙂 Sherbet is not too rich. The price is 14 TL. I say don’t miss this unique taste 😉

Address: Hobyar Mahallesi, Hamidiye Caddesi, No 20/C, Fatih, İstanbul

Kahve Dünyası

Kahve Dünyası
Kahve Dünyası

We traveled around the historical peninsula. We tasted delicious food and desserts. Now, it’s time to enjoy coffee and dive into a conversation. For that,  I will recommend two places. Our first stop is Kahve Dünyası. Whenever I have coffee here, I feel like enjoying coffee in a stylish cafe in London and Paris. The vanilla flavored latte is delicious. You should definitely try it 🙂

Address: Molla Fenari Mahallesi, Nur-u Osmaniye Caddesi, No 47, Fatih, İstanbul

Coffeetopia 

Coffeetopia
Coffeetopia

Our second stop for coffee pleasure is the award-winner Coffeetopia. it is ideal for enjoying coffee with its peaceful location. I recommend it’s gummy Turkish coffee. You can also try the lemon cheesecake here.

Address: Hobyar Mahallesi, Arpacılar Caddesi, No 8, Fatih, İstanbul.





In order to discover Hagia Sophia Mosque ,which could be the most interesting step of your journey, click the link and let’s reveal the Its secrets together 😉 https://newloggers.com/2020/02/24/the-secret-symbols-of-hagia-sophia/


		
Genel

Pasaport Nasıl Çıkartılır?

 Pasaport çıkartmak yurt dışı seyahat sürecinin en önemli unsurlarından biri. Hatta ilk ve en önemli adımı diyebiliriz.  İlk kez yurt dışına çıkacaklari çin pratik bir rehber olması amacıyla bu yazıyı kaleme almak istedim. Şimdiden iyi seyahatler 🙂

Okumaya devam et “Pasaport Nasıl Çıkartılır?”

Genel

Noel Ne Zaman ?

Noel Ne Zaman ?
Noel Ne Zaman ?

 Noel ve yılbaşı, günümüzde birbirine en çok karıştırılan kavramlardan. Çoğu insan Noel ve Yılbaşını  aynı gün zannediyor. Bu da zaman zaman, özellikle Müslüman toplumlarda kafa karışıklığına ve tartışmalara yol açıyor. İnsanlar yılbaşı kutladığı için eleştirilebiliyor. Ben de bu kafa karışıklığını ortadan kaldırmak için Noel Ne Zaman ?konulu bu içeriği yazmaya karar verdim. Keyifli okumalar:)

Noel Nedir ?

Noel Nedir ?
Noel Nedir ?

Noel kelimesinin kökeni Latince ”Natalis”  kelimesinden geliyor. Anlamı doğum demek. Hz.İsa’nın doğduğu gün Noel olarak adlandırılıyor. Kutsal Doğuş ya da Doğuş Bayramı olarak ta biliniyor.

Noel Kutlamalarının Kökeni Nedir ?

Noel Kutlamalarının Kökeni Nedir ?
Noel Kutlamalarının Kökeni Nedir ?

Antik dönemdeki Pagan kış festivalleri ve Roma İmparatorluğu’nda kutlanan Mitraizm temelli Yule ve Saturnalia festivalleri günümüz Noel kutlamalarının kökenini oluşturuyor. Aynı zamanda 25 Aralık Roma İmparatorluğu’nda Güneş Tanrısı’nın doğum günü olarak kutlanıyordu.

Noel Ne Zaman Kutlanır ? 

Noel Ne Zaman Kutlanır ?
Noel Ne Zaman Kutlanır ?

Gelelim Noel ne zaman sorusunun cevabına.Noel yani Hz.İsa’nın doğumu, çeşitli Hristiyan mezhepleri tarafından farklı günlerde kutlanıyor.Katolik Hristiyanlar  25 Aralık, Ortodokslar 6 Ocak, Evanjelistler ve Ermeniler 7 Ocak’ta kutluyor.

Noel Kutlamaları Nasıl Yapılır ? 

Noel Kutlamaları Nasıl Yapılır ?
Noel Kutlamaları Nasıl Yapılır ?

Noel kutlamaları uzun bir hazırlık sürecini gerektiriyor. Okullarda Hz. İsa’nın bir ahırda doğması, 3 kahin tarafından hediyeler verilmesi temsil ediliyor. Kiliselerde çocuk ve yetişkinlerden oluşturulan korolar Noel ilahileri söylüyor, sokaklar ve evler süsleniyor, insanlar birbirlerine hediye alıp veriyor, Noel Ağacı alınıp süsleniyor, aileler bir araya gelerek yemekler yiyor ve çocuklar Noel Baba’ya mektuplar yazıyor.Yani oldukça renkli geçiyor diyebiliriz. Kutlamalarda geleneksel olarak yenilen yemekler ise Kızarmış hindi ve sosis. Tatlı olarak ta Noel Pudingi tercih ediliyor.

Peki Ya Noel Baba Kim ?

Peki Ya Noel Baba Kimdir ?
Peki Ya Noel Baba Kimdir ?

 Noel baba kutuplara yakın yaşayan ve Noel geceleri ren geyiği ile dolaşarak, insanlara yardım eden ve çocuklara hediyeler dağıtan ton ton bir dede olarak biliniyor. Ama gerçekte Noel baba diye birisi yok.Tamamen kurgusal bir karakter. 1929 buhranından sonra ekonomik sıkıntı yaşayan Coca Cola firması, aslen  Antalya Demre doğumlu,ihtiyacı olan insanlara yardım eden ve aynı zamanda gemicilerin azizi olan Aziz Nicholas’ı kendi renkleriyle giydirip, bir de renk geyiğine bindirip Noel Baba diye piyasaya sürmüş. Daha sonra Noel Baba zaman içerisinde büyük bir hediye ve dekorasyon endüstrisinin bir parçası haline gelmiş.

 Yılbaşı Nedir ve Ne Zaman Kutlanır ?

Yılbaşı Nedir ve Ne Zaman Kutlanır ?
Yılbaşı Nedir ve Ne Zaman Kutlanır ?

Yeni yıl kutlamaları ise bir yılın geride bırakılıp yeni bir yılın başlangıcının kutlanmasıdır.  31 Aralık gecesi kutlanır. Yılbaşı ise yeni yılın ilk günü olan 1 Ocak’tır ve miladi takvime göre yeni yılın ilk günüdür. Dünya kendi etrafındaki dönüşünü 365 gün 6 saatte tamamlar ve böylece bir yıl bitmiş olarak kabul edilir.

Bilinen en eski yılbaşı kutlamaları Babilliler tarafından yapılırmış ve 11 gün süren bahar bayramlarının başlangıç günüymüş. Antik Roma’da da 25 Mart’ta baharın başlangıcını yılbaşı olarak kutlanırmış. Jül Sezar’ın yılı 445 gün olarak kabul eden Jülyen Takviminin başlangıç günü  ise 25 Mart’mış. Zaman içerisinde rahip ve senatörlerin görev sürelerinde usülsüzlük yapmaları üzerine Sezar, takvimi yeniden düzenlemiş ve yılın başlangıcını 1 Ocak olarak değiştirmiş. Daha sonra 1582 yılında Papa Gregory’nin icat ettiği, tarihin başlangıcını Hz.İsa’nın doğduğu yıl olarak kabul eden ve yılı 12 ay kabul eden Miladi takvime geçilmiş.

Genel, MEKAN

10 SORUDA İSTANBUL SURLARI

 

Fetih Efsaneleri
İstanbul Surları

İstanbul Surları şehrin yegane sembollerinden olan, yüzlerce yıldır dimdik ayakta duran, onlarca savaş görmüş ve tarihe tanıklık etmiş eşsiz bir kompleks. Günümüzde bazı kısımları yıkık ve bakımsız kalmış olsa da, hala tüm ihtişamıyla şehrin etrafında yükseliyor. Bu yazımda İstanbul surlarını 10 soruda sizler için  inceledim. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “10 SORUDA İSTANBUL SURLARI”

gezi, İstanbul

İSTANBUL’DAKİ ROMA VE BİZANS ESERLERİ-2

İstanbul’daki Roma ve Bizans Eserleri

İstanbul’daki Roma ve Bizans eserlerini keşfetmeye devam ediyoruz. Daha önce bahsettiğim gibi İstanbul’da birbirinden yüzlerce kıymetli Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri bulunuyor. Her birine gerekli önemi verip hakkıyla gezmek gerekiyor. Ben de bu maksatla bu eserlerin en önemlilerini sizler için derlemeye karar verdim. Öyleyse vakit kaybetmeden keşfimize devam edelim 😉

Okumaya devam et “İSTANBUL’DAKİ ROMA VE BİZANS ESERLERİ-2”

gezi, KEŞİF

İSTANBUL’DAKİ ROMA VE BİZANS ESERLERİ-1

 

İstanbul’daki Roma ve Bizans Eserleri

İstanbul 3 imparatorluğa başkentlik yapmış eşsiz bir kent. Bu özelliği ile dünyada tek. Şehrin her köşesinde Roma, Bizans ve Osmanlı‘ya ait muhteşem eserler görmek mümkün. İstanbul’u İstanbul yapan, birçok kültürü bünyesinde bir harmoni ile barındırması olsa gerek. Şehirde o kadar çok kıymetli eser var ki gezmeye bir ömür yetmez hakikaten. Bu yazımda sizler için İstanbul’daki Roma ve Bizans eserlerini kaleme aldım. Çok fazla eser olduğu için muhtemelen 2 veya 3 bölüm olacak. Keyifli okumalar 🙂

Okumaya devam et “İSTANBUL’DAKİ ROMA VE BİZANS ESERLERİ-1”
gezi, KEŞİF

İSTANBUL KEŞİF ROTALARI-3: SÜLEYMANİYE-VEFA-KAPALIÇARŞI GEZİ REHBERİ

"Süleymaniye-Vefa-<yoastmark

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi

 İstanbul öyle bir şehir ki; gezmeye ve keşfetmeye ömür yetmez. Her seferinde, çok iyi biliyorum dedğiniz semtlerde bile yeni süprizlerle karşınıza çıkabiliyor. Bu bazen salaş ama çok leziz yiyecekler sunan küçük bir lokanta, bazen dar sokaklardan geçerken aniden karşınıza çıkan eşşiz bir manzara olabiliyor.  Bu yüzden bir gezi rehberi ile gezmek en doğrusu.

 İstanbul’u kısa ziyaretlerde ve kısa zamanda hakkıyla keşfetmek mümkün değil. Bunu yapmanın en iyi yolu şehri rotalara ayırarak gezmek. Biz de bu bu amaçla çıktığımız yoldaki 3. rota ile karşınızdayız. Bu yazımızda sizinle birlikte Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezi Rehberi ile rotayı keşfe çıkacağız. Öyleyse hadi vakit kaybetmeden gezmeye başlayalım.

Süleymaniye-Vefa Tarihçesi

 Suriçi İstanbul’un en önemli semtlerinden biri olan Süleymaniye, Süleymaniye Camii ve Külliyesi ve Şeyhülislamlık makamının burada bulunması ile birlikte 16.yüzyılın 2. yarısından sonra devrin ilmiye sınıfına mensup kişilerin evlerinin yer aldığı, tabiri caizse bir alimler semti haline gelmiş. Süleymaniye, özellikle Tanzimat Fermanı’ndan sonra batılılaşma hareketlerinden ötürü şehrin cazibe merkezinin Galata ve Beyoğlu’na kayması ile birlikte eski önemini yitirmiş. 1950’li yıllardan sonra ise şehrin yoğun göç almasıyla birlikte semtin genel görünümü oldukça değişmiş. İhtişamlı konakların yerini derme çatma evler almış.

 İstanbul’un ruhunu hissedebileceğiniz en özel semtlerinden biri de Vefa. Vefa da tıpkı Süleymaniye semti gibi ilmiye sınıfına mensup alimlerin ve devlet adamlarının konaklarının yer aldığı müstesna bir semtmiş. Semtin adı ise Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Konya’dan getirtilen göçmenlerle birlikte İstanbul’a gelen Şeyh Ebu’l Vefa’dan geliyor. Ayrıca son mezarının yeri meçhul olan Bizans İmparatoru Konstantin’in Dragenes Paleologos’un mezarının burada olabileceğine dair rivayetler de söz konusu.

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı Gezilecek Yerler

Kalenderhane Camii

"<yoastmark

 Camii 12. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş. Bizans mimari geleneğine bağlı olarak kare içinde haç planlı bir plana sahip.Daha önce çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş. En son yapıyı Komnenos hanedanı, 12.yüzyılda yaptırmış. Latin İstilasında İtalyanlar’a kalmış. Bu esnada yan nefler zarar görmüş, Fransisken Mezhebinin kurucusu Aziz Francesco adına freskler yapılmış.

 Yapı İstanbul’un fethinden sonra Kalenderhane dervişlerine tahsis edilmiş. 18. yüzyılda Darüssade Ağası Beşirağa tamir ettirilerek camiye çevirmiş. Vakfiyesinde yapının medrese ve yetimler için yemekhane olarak kullanıldığı yazıyor.1930 yılındaki bir fırtınada büyük hasar görmüş ve minaresi yıkılmş. 1966-1972 yılları arasında İtü ve Harvard Üniversiteleri işbirliği ile restorasyon geçirmiş ve tekrar ibadete açılmış.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii
Süeymaniye Camii

 Büyük usta Mimar Sinan‘ın İstanbul’a kazandırdığı eşşiz eserlerden biri olan Süleymaniye Camii 1551-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman‘ın tahta çıkışının 30.yılı anısına inşa edilmiş. Temel inşası 3 yıl camii inşası 7 yılda bitmiş. Camii’de 4 minare ve 10 şerefe yer alıyor. 4 minare Kanuni’nin istanbul’un fethinden sonraki 4.padişah, 10 şerefe ise Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı olmasını simgeliyor.

 Camii’nin ana kubbesini ayakta tutan 4 sütun mevcut. Sütunların bir tanesi Artemis Tapınağı’ından , bir tanesi İstanbul’da bulunan bir dikilitaştan, iki tanesi de Mısır’dan gelmiş. Bu 4 sütun İslam’ın 4 halifesini simgeliyor.Mihrap ve Minberi tıpkı Sultanahmet Camii’nde olduğu gibi Marmara Adası’ndan özel olarak gelmiş. Camii’nin eşşiz İznik  Çinileri ile kaplı duvarları ve sedef kakma ile yapılmış pencereler ile vaiz kürsüsü özel olarak incelemelisinz. Camii’nin hat işlerine Ahmet Karahisari başlamış ama onun kör olmasından sonra öğrencisi Hasan Çelebi çalışmaları tamamlamış. Mihrabın iki yanına Fatiha, kubbeye ise Nur Suresi’ni işlemiş.

 Mimar Sinan’ın dehasını Camii’nin yapım tekniklerinden anlamak mümkün. Camii’nin farklı  noktalarına koyduğu tuğla ve küplerin arasına boşluklar bırakmış. Bu sayede binanın muhteşem akustiği ortaya çıkmış.Usta ayrıca kandillerden çıkan islerin tek bir odada toplanmasını sağlamış. Böylece binanın kirlenmesini önlemiş ve bu islerden mürekkep elde etmiş . Gel de ustanın dehasına ve ileri görüşlülüğüne hayran olma ! Süleymaniye Camii’ni detaylarıyla anlattığım vlogumu izlemek için tıklayın. 

Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri

Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan Türbeleri

 Süleymaniye Camii’nin içerisinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman Türbesi 1566 yılında Mimar Sinan Tarafından yapılmış.  Zarif mermerm süslemeleri ve çini işleriyle oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Türbenin giriş kapısnın üzerinde ise Hacerr’ül Esvet taşı var. Türbede Sultan Süleyman’dan başka Sultan 2. Süleyman, Sultan 2. Ahmet, Mihrimah Sultan, Asiye Sultan, Rabia Sultan ve Saliha Valide Sultan da yatıyor.

 Hürrem Sultan Türbesi ise 1558 yılında yine Mimar Sinan tarafından yapılmış. Türbenin planı dıştan sekizgen, içten onaltıgen olacak şekilde tasarlanmış. Türbede mercan kırmızısı bitkisel motifi, firuze ve lacivert rengi kullanılmış. Ayrıca Türk çini sanatında pek yeri olmayan siyah renk de mevcut.

Mimar Sinan Türbesi

"<yoastmark

 Mimar Sinan Türbesi, Süleymaniye Camii’nin kuzey doğu ucunda 1588 yılında kendisi tarafından inşa edilmiş. Süleymaniye’de, İstanbul Müftülüğü’nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, Fetva Yokuşu ile Mimar Sinan Caddesi’nin kesiştiği köşede yer alıyor.Türbenin yanında bulunan Mimar Sinan’ın evi ile sıbyan mektebi günümüze ulaşamamış. Süleymaniye Külliyesi haziresinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan türbeleri ile Mimari Sinan’ın türbesi karşılaştırdığınızda, Sinan’ın türbesinin oldukça basit ve mütevazı olduğu görüyorsunuz.  Yapı, son derece ahenkli ölçülerle, adeta bir yüzük taşı gibi bulunduğu üçgen alanın en uç noktasına oturmuş. Türbenin çevresini iki yönden yüksek çevre duvarları kuşatıyor.Yukardan kuş bakışı baktığınızda, büyük ustanın kalfalık eserim dediği Süleymaniye’ye imzasını attığını görmek mümkün .

Ayrancı Sokak

Ayrancı Sokak
Ayrancı Sokak

 İyi bir gezi rehberi şehrin orjinal mekanlarını,sokaklarını da tanıtmalı. Şimdiki adresimiz Ayrancı Sokak tam da böyle bi yer. Eski İstanbul’un orjinalliğini koruyarak günümüze ulaşabilmiş az sayıda sokağından biri olan Ayrancı Sokak, yaklaşık 180 yıllık bir geçmişe sahip. İstanbul Müftülüğü’nün bulunduğu yokuştan aşağı inerek ulaşılabiliyor. Eski Osmanlı tipi evleri görmek ve hemen bitimindeki eşşiz bir Haliç Manzarası izlemek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Şeyh Ebu’l Vefa Camii

Şeyh Ebu'l Vefa Camii
Şeyh Ebu’l Vefa Camii

 Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’un fethinden sonra şehri Türkleştirmek için Konya’dan getirdiği halk arasında Şeyh Vefa da varmış.Fatih bu zat için ilk olarak bugün Vefa Lisesi’nin bahçesinin olduğu yerde bir ibadethane yaptırmış. Daha sonra bugünkü  Şeyh Ebu’l Vefa Camii ve yanına da çifte hamam yapılmış. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1476.

 1481-1490 yılları arasında 2.Beyazıt medrese,derviş odaları,mutfak ve kütüphane yaptırarak burayı bir külliyeye dönüştürmüş. 1909 yangınında büyük zarar görmüş ama tamiratı 1.Dünya Savaşı nedeniyle yapılamamış ve yıllar içerisinde harabeye dönüşmüş. Günümüzdeki haliyle yapım tarihi ise 1994.

Vefa Kilise Camii

"<yoastmark

 Vefa Kilise Camii ( Molla Gürani Camii) İstanbul’un Fethinden sonra şehirde camiiye dönüştürülen ilk kilise. Eski adı Hagios Theodoros. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Yapı ilk olarak 7. yüzyılda inşa edilmiş. Bugünkü hali ise 11. yüzyıl,1. Aleksios Komnenos dönemine ait. Yapının inşasında tuğla ve taş ana malzemeker. Dış görünüşü ile kiliseden çok bir sarayı andırıyor. Kilise haç planlı ve haç kollarının keşistiği yere kubbe yer alıyor. 1204’teki Haçlı İstilasında zarar görmüş ve restorasyon geçirmiş . Fetih’ten sonra Fatih’in hocası ve Şeyh’ül İslam Molla Gürani camiiye çevirmiş. Şu an restorasyon nedeniyle ziyarete kapalı.

Vefa Bozacısı

Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı

 İstanbul’un tarihe tanıklık eden, unutulmaz lezzet duraklarından biri de Vefa Bozacısı.Büyükbaba Hacı Sadık Bey 1870’te Kosova Prizren’den şehre geldiğinde Bozanın akışkan, koyu renkli ve ekşimsi tadında bir değiliklik yapmaya karar verir. Bozayı evde kendi imkanları ile günümüzdeki gibi koyu kıvamlı, açık sarı ve hafif ekşimsi biçimde yapar ve bakır güğümlere doldurarak kış geceleri satmaya başlar.Zamanla bozasının yeni kıvamına alışan İstanbulluların talebi artar ve bu da Hacı Sadık Bey’i cesaretlendirip motive eder. 6 yıl sonra 1876 yılının Eylül ayında Vefa semtindeki dükkanını açar.

 Bu eşşiz lezzetin tadını korumak için yıllar boyu üretimi kendisi yapar. Kendisinden sonra nesilden nesile aktarılan bu eşşiz lezzet, geleneksel tadını koruyarak damaklarımızı şenlendirmeye devam ediyor.

Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri)

Valens Kemeri
Valens Kemeri

 Aksaray’dan Unkapanı’na giden yolu kesen Bozdoğan Kemeri , Şehzadebaşı ile Fatih arasında yer alıyor. Bozdoğan Kemeri’n,, Bizans İmparatoru Valentius yaptırmış. Romalılar devrinde Hadrianus’un şehirde bazı su tesisleri yaptırdığı biliniyorsa da, kemerin daha sonra 364-378 yılları arasında yaptırıldığı kabul ediliyor. Kemerin inşa sebebi ise Bayezid ile Fatih semtleri arasındaki çukurun ortadan kaldırılarak şimdiki üniversitenin bahçesindeki büyük havuza su depolamakmış. Kemerin orjinal uzunluğu 971 metre ama günümüze 921 metresi ayakta kalmış.

Kapalıçarşı

"<yoastmark

 Kapalıçarşı 47.000 metrekare alan üzerine 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşa edilmiş.Camiisi, türbesi, mektebi ile şehir içinde şehir gibiymiş adeta. Zaman içinde yapılan eklemelerle daha da genişlemiş. Bedestenlerinin tüm geliri Fatih’in emriyle Ayasofya’ya aktarılıyormuş. En ihtişamlı dönemine Kanuni döneminde ulaşmış. O dönemde çarşıda 4399 dükkan, 2195 hücre( küçük dükkan), 24 han, 497 dolap, 12 mahzen,10 mescit,16 çeşme ve iki şadırvan bulunuyormuş.

 Yapıların büyük kısmı çeşitli dönemlerde büyük zarar görmüş. 1894 yılındaki depremle neredeyse kullanılamaz hale gelmiş. Sultan 2.Abdülhamid’in yaptırdığı restorasyon günümüze ulaşmış.Cevahir Bedesteni, Sandalcılar Bedesteni , Kalpakçılar caddesi ve bir pazarı çarşının önemli bölümlerinden. Çarşının altında Ayasofya,Sultanahmet hatta Yedikule’ye uzanan dehlizlerin olduğunu biliyoruz. Çarşıda çalışmaya başlanlara işe girerken bu dehlizlerin yerini kimselere söylemeyeceklerine dair yemin ettiriliyor. Bu dehlizlere giren bir daha geri dönmüyor, dönenler ise akli dengesini yitiriyormuş.2012’de James Bond’un Skyfall filmine de evsahipliği yapan çarşı, şehre gelen turistlerin uğrak noktalarından.

Nuruosmaniye Camii

Nuruosmaniye Camii
Nuruosmaniye Camii

 Camii’nin yapımı Sultan 1.Mahmut’un emriyle 1748’de başlamış ve 1755 yılında bitmiş. Mimarı Mustafa Mahmut Ağa. Camiiyi, barok üslupta yapmış. Klasik üsluptan tamamen ayrı bir karakter taşıyor. Özellikle yarım daire şeklindeki avlusu, bunu ortaya koyuyor.  Cami, bu özelliğiyle Osmanlı mimarisinin yeni üslubunun, ilk büyük ve mühim eseri konumunda.

 Cami; medrese, kütüphane, imaret, sebil, türbe ve çeşmeyle civarındaki dükkanlar ve hanlardan meydana gelen bir külliye. Kütüphanesi, çok değerli el yazması kitaplarla dolu.  Cami, yüksek bir kaide üzerinde inşa edilmiş. Kare planlı olup,mihrabı dışarı çıkıntılı.Yüksek ve geniş çaplı kubbe, yan duvarlardaki büyük kemerlere oturuyor. Camii’nin içi de oldukça güzel ve gösterişli. Mihrabın ve minberin üslubu Barok. Bu rotada ihmal edilmeden gezilmesi gereken eserlerden.

Mekan Tavsiyeleri

Hüsnü Ala Cafe

Hüsnü Ala Cafe
Hüsnü Ala Cafe

 

Bir gezi rehberi deyince aklımıza sadece bölgedeki eserler değil restoran ve kafeler de gelir değil mi ? 🙂  . Bu rotamızda önereceğim ilk mekan Hüsnü Ala Cafe Mimar Sinan Türbesi’nin hemen yanındaki Fetva Yokuşu’nda yer alıyor. Bu mekanın İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip olduğunu biliyorduk. Süleymaniye Camii’ni keşfettikten sonra bir kahve molası için uğradık. Manzarası çok güzel. Bütün Haliç ayaklarınızın altında adeta. Damla Sakızlı Türk Kahvesi’de ortalamanın üstünde bir lezzet bıraktı damağımızda. Fiyatlar ortalamanın bir tık üstünde. Rotayı gezerken çay-kahve molası için tercih edebilirsiniz.  

Erçelik Büryan

Erçağ Büryan
Erçağ Büryan

 

 Fatih Kadınlar Pazarı’ndaki Büryancıların içerisindeki en iyilerden biri. Servisi hızlı. Nar eksişi gayet güzel. Büryanı mis gibi taze pidelerin arasında geliyor. Etin lezzeti damaklarda bir bayram havası estiriyor adeta. Fiyatlar da gayet uygun. Leziz bir öğle yemeği için şiddetle tavsiye ederim. 

Hafız Mustafa

Hafız Mustafa
Hafız Mustafa

İstanbul’da şerbetli tatlılar için tavsiye ettiğimiz birkaç mekandan biri. Divanyolu’ndan Sultanahmet’e inerken sol tarafta yer alıyor. Burada tavsiyemiz havuç dilimli baklava olacak. Özellikle arasına dondurma konulunca tadı daha bir enfes hale geliyor. Baklavanın hamuru ince, fıstığı bol, şerbeti ise tam kıvamında. Yorucu bir turdan sonraki tatlı keyfi için mutlaka tercih etmelisiniz.

Süleymaniye-Vefa-Kapalıçarşı’ya Nasıl Gidlir ?

 Rotaya ulaşmak için bir çok alternatif var. Metroyu tercih edecekseniz Vezneciler durağında inerek aşağaı doğru yürüyerek Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz. Tramvayı tercih edecekseniz de Laleli durağında inerek 5 dakikalık bir yürüyüşle yine Veznecilere ulaşabilirsiniz. Eğer yürüyecekseniz Eminönü/Mercan yokuşundan tırmanarak Süleymaniye’ye ulaşabilirsiniz.

İstanbul’un en güzel camilerini anlattığım şu yazıma da bir göz atın derim  https://newloggers.com/2018/06/06/istanbulun-en-guzel-10-camisi/

Mardin'de Gezilecek Yerler-Mardin Gezisi-Mardin Seyahat Rehberi
gezi

MARDİN GEZİ REHBERİ: MEZOPOTAMYA’NIN MİSTİK ŞEHRİNE YOLCULUK

"<yoastmark

Mardin Gezi Rehberi

Dicle ve Fırat’ın ortasında, tarihi Mezapotamya topraklarında yer alan Mardin, ülkemizin en çok merak edilen şehirlerinden biri. Şehrin tarihi milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanıyor. Hitit, Pers,Roma ve Türk hakimiyetinde kalan şehirde, bu uygarlıkların mirasıyla birlikte binlerce yıl içinde bir kültür mozaiği oluşmuş.

 Son zamanlarda Güneydoğu Anadolu turlarının önemli bir parçası olan Mardin’de gezecek birçok yer, tadacak birçok lezzet var. Bu yazımda şehir ile ilgili detayları Mardin Gezi Rehberi başlığı altında sizler için derledim. Keyifli okumalar 🙂

Mardin’e Hangi Mevsim Gidilir ?

 Mardin hem karasal iklim ve Akdeniz iklimi’nin yaşandığı bir şehir. Kışın sıcaklık ortalama 3 derece civarında. Kar yağışı fazla görülmüyor. Yazları sıcaklık 30 derecenin üzerinde seyrediyor. Bunaltıcı sıcak ve dondurucu soğuktan etkilenmeden rahatça gezmek için şehre ilkbahar ve sonbahar’da gitmelisiniz. Gerçi bu sene sonbahar uzun yıllardır görülmediği kadar yağışlı geçiyor. Siz siz olun gezerken mutlaka sırt çantanızda bir şemsiye bulundurun;)

Mardin’ e Nasıl Gidilir ?

 Şehre özel aracınızla gidecekseniz İstanbul’dan 1448, Ankara’dan ise 1027 kilometrelik uzun bir yolculuğu gitmeyi göze almanız gerekiyor. Siz siz olun karayoluna hiç bulaşmayın:)Mardin’e gitmek için en pratik yol havayolu. İstanbul, Ankara ve İzmir’den her gün karşılıklı seferler var. Uçuş İstanbul ve İzmir’den 1 saat 50 dakika, Ankara’dan ise 1 saat 25 dakika sürüyor.

Mardin’de Nerede Kalınır ?

Açıkçası ben Kızıltepe’de ingilizce öğretmenliği yapmakta olan, üniversiteden bir arkadaşımın evinde kaldığım için konaklama ile ilgili kişisel tecrübelerimi paylaşamayacağım 🙂 Lakin şehirde konaklamak adına pek çok seçenek mevcut. Şehir merkezindeki 5 yıldızlı oteller, eski Mardin’deki konaklar ve butik oteller ve eğer bütçeniz kısıtlı ise polis ve öğretmen evleri de seçenekler arasında. Ancak merak etmeyin,  Mardin oteller açısından pahalı bir şehir değil. Günlük 100-250 TL arasında değişen fiyatlarla gayet uygun rakamlara konaklayabilirsiniz.

Mardin’de Şehir İçi Ulaşım

 Mardin’de şehir içi ulaşım özel halk otobüsleri ve minibüsler ile sağlanıyor. Önemli mekanlar birbirine yürüme mesafesinde olduğu için toplu taşımaya çok gerek yok açıkçası Midyat, Kızıltepe gibi ilçelere gitmek için minibüsleri kullanıyorsunuz. Ayrıca Dara Antik Kenti,Deyrulzafaran ve Mor Gabriel Manastırlarına gitmek için araba kiralarsanız, sizin için daha ekonomik olacaktır.

 Havalimanından şehir merkezine ulaşım için taksi veya minibüsleri tercih edebilirsiniz. Havalimanı’ndan şehir merkezi minibüsle 3.5 TL, taksi ile 40 TL tutuyor. Şehir içi veya Mardin-Kızıltepe arası ulaşım için Şehidiye Camii’nin yanındaki taksi durağındaki Halit’i bulun ve selamımızı iletin. Kendisisi iyi niyetli ve yardımsever. Fotoğraf çekiminde de çok yardımcı oldu bize. Aynı yerlere defalarca turist götürdüğü için uygun açılar konusunda bir hayli tecrübeli. Ayrıca sağ olsun Dara ve Mor Gabriel turumuzda bize taksimetre tutarının %10 u kadar da indirim yaptı. Gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

Mardin’de Alışveriş

Mardin'den Ne Alınır ? Mardin'de Nerede Alışveriş Yapılır ?
Mardin’de Alışveriş

 

 Mardin geziniz esnasında şehri hatırlatacak süs ve hediyelik eşyaların yanı sıra, çeşitli el emeği ürünler ve yerel lezzetleri satın alabilirsiniz. Saç ve cilt bakımı için çok faydalı olan Bıttım Sabunu, leziz mavi badem şekeri, peksimet ekmeği, cevizli sucuk ve bakır-gümüş kahve takımları dönerken yanınızda mutlaka götürmeniz gereken ürünler arasında 😉

Kahve, badem şekeri, lokum ve cevizli sucuk için hem şehir merkezinde hem de Kızıltepe başta olmak üzere diğer ilçelerde de hatta İzmir, İstanbul gibi büyük illerde de şubesi bulunan Artuk Bey‘i tercih edebilirsiniz. 1910 yılından beri faaliyet gösteren köklü bir işletme.Ürün çeşitliliği çok fazla, Hayatımda hiç tatmadığım lokum ve çerez çeşitlerini burada buldum:) Fiyatları da uygun. Mekana girer girmez birşey alıp almadığınıza bakmadan hemen kahve ve badem şekeri ikram ediyorar. Kızıltepe şubesinin üst katında yemek yiyip kahve içebilirsiniz. Kahve çeşidi olarak spesiyel dibek’i tavsiye ederim. Damla sakızlı dibek te oldukça lezzetli  bir aromaya sahip 😉 Şekerlemeler için de cevizli sucuk mutlaka almanız gerek diyebileceğim ürünlerden.

Bıttım sabunu ve diğer sabun çeşitleri için Eski Mardin Çarşısı’ndaki Mehmet Yüksel Sabunculuk‘a gitmenizi tavsiye ederim. Hem saç hem cilt bakımı için faydalı pek çok sabun çeşidini uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Mekan siyasetçilerin uğrak noktası ve pek çok ünlünün daimi tercihi olan bir mekan. Sahibi Necmettin abi de çok hoşsohbet ve sıcakkanlı birisi. Kendisiyle fotoğraf çektirdik. Dükkanına asacağına söz verdi 🙂

 Bakır işleri için yine eski çarşıdaki Geylani Bakırcılık‘ı tercih edebilirsiniz. Orjinal el yapımı bakır işleri çok kaliteli. Mardin hatırası olarak alıp, ömür boyu keyifle kullanacağunız çok güzel bakır cezve,kahve takımı, lokumluk vs. bulabilirsiniz.

Mardin Festivalleri

Uluslararası Sirk Festivali

Her yıl Eylül ayında Artuklu ilçesinde düzenlenen festivalde, palyaçolar, çeşitli ülkelerden gelen sirk grupları oldukça renkli görüntülere sahip oluyor.

Uluslararası Kiraz Festivali

 Her yıl Haziran ayında Yeşilli ilçesinde düzenlenen festivalde, kiraz üreticiler yarışmaya katılıyor. İlk üçe giren üreticilere çeşitli ödüller veriliyor. Ayrıca çeşitli sanatçıların verdiği konserler ve sergilediği tiyatro oyunlara festivale ayrı bir renk katıyor.

Uluslararası Mardin Film Festivali

2007 yılından itibaren her yıl Ekim ayında düzenlenen festivalde,uzun ve kısa metrajlı filmlerin yanısıra belgeseller de izleyici ile buluşuyor. Ünlü yönetmen ve oyuncuların katılımı ile festival daha ilgi çekici bir hale geliyor.

Mardin Bienali

 Her yıl Mayıs ayında gerçekleşen bienalde, her yıl değişik bir konu belirleniyor ve bu konuların ışığında üretilen eserler, şehrin farklı mekanlarında sanatseverler ile buluşuyor.

Mardin’de Gezilecek Yerler

Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

 Artuklu dönemi eseri olan Kasımiye Medresesi‘nin inşasına Moğol saldırılarından dolayı ara verilmiş. Daha sonra Akkoyunlu hükümdarı Cihangir’in oğlu Kasım tamamlatmış. Ismini de ondan almış. Medrese iki katli, tek bir havlu etrafında camii ve türbe ile birlikte bir ķülliye oluşturacak şekilde yapılmış. Medresenin batısında şafilerin kullandığı dikdörtgen biçimindeki mescit, doğu tarafinda ise sünnilerin kullandığı mescit var.

 Rivayetlere göre Kasımpaşa Moğollar tarafından burada katledilmiş. Kız kardeşi onun ölümüne ağıtlar yakarak kanlı gömleğini duvarlara sürmüş. Yüzyıllar geçmesine ve duvarlar defalarca temizlenmesine rağmen izler ilk günkü gibi duruyor.

Mardin Ulu Camii

Mardin Ulu Camii
Mardin Ulu Camii

 Şehirdeki en eski camii olan Mardin Ulu Camii 1176 yılında Diyarbakır meliki 2.Kutbüddin Ilgazi tarafından yaptırılmış.Artuklu ve Akkoyunlu mimarisinin özelliklerini taşıyan camii, Timur Istilasında zarar görmüş. Minarelerinden biri yıkılmış. Akkoyunlu, Memlük ve Osmanlı zamanda ciddi tamirat görmüş.

 Bütün Artuklu eserleri gibi avlulu olarak tasarlanmış. Avluya doğu ve batıda olmak üzere iki kapıdan giriliyor. Avlunun kuzeyinde geleneksel Artuklu çeşmesi yer alıyor.  Diğer Artuklu ve Akkoyunlu eserleri gibi camii enine doğru genişleyecek şekilde yapılmış.Kubbesi Artuklu mimarisinin bir özeliiği olarak dilim dilim.Minaresinde 12 sahabenin isimleri yazılı. Minareyi incelediğinizde üç farklı biçimde süslendiğini göreceksiniz. Bunun sebebi minarenin inşasında Süryani, Ermeni ve Müslüman üç farklı ustanın birlikte çalışması. Bu motif çeşitliliği minareye ayrı bir görkem katıyor.

Zinciriye Medresesi

"<yoastmark

 

 Medrese, 1385 yılında son Artuklu Sultanı Sultan Necmettin İsa Tarafından yaptırılmış. Mardin Kalesinin hemen altında yer alan iki katlı yapı, bütün Mezopotamya Ovasını ayaklarınızın altına seren eşşiz bir manzaraya sahip. Taş işlemeleriyle estetik zevkinizi okşayan medrese, bir dönem rasathane olarak da hizmet vermiş.

 Üst katına normalde çıkmak yasak ama orada bize fotoğraf çekiminde yardımcı olan görevli sağolsun ricamızı kırmayarak bizi çıkardı.Burası Mardin’in en güzel manzarasına sahip. Ayrıca pek çok şarkı klibi ve diziye set olmuş. Ayrıca medresede şehirdeki hemen tüm camii ve medresede göreceğiniz üzere hayat çeşmesi yer alıyor. Çeşmenin ağzı bebeklik dönemini temsilen kısa, orta kısmı gençliği temsilen uzun ve geniş, son kısmı ise yaşlılığı temsilen kısa ve dar. Son kısım ayrıca ölümden sonraki yaşamın bir parçası olan sırat köprüsünü temsil ediyor. Çok ince bir düşünce gerçekten.Mardin’de mutlaka gezmeniz gereken eserlerden.

Kırklar Kilisesi

Kırklar Kilisesi
Kırklar Kilisesi

 Kilise 569 yılında Süryaniler tarafından Mor Berham ve kız kardeşi Saro adına inşa edilmiş. Kiliseye Kırklar Kilisesi adını , 3.yüzyılda Hristiyan cemaati üzerinde büyük baskı kuran Roma İmparatoru Dokios’a isyan ettikleri için Sivas’taki bir buz gölüne sürgüne gönderilip ölen kırk askerden alıyor. 1170 yılında kırk askerin kemikleri bulunduğu yerden çıkarılıp getirilmiş ve kiliseye gömülmüş. Yapının büyük avlusu ve çan kulesi öne çıkan bölümlerden. Kilise ayrıca Deli Yürek Bumerang Cehennemi filmine’de ev sahipliği yapmış.

Mardin Müzesi

Mardin Müzesi
Mardin Müzesi

 1942 yılında kurulan Mardin Müzesi 1955’te hizmete açılmış. Asurlular’dan başlayarak Osmanlı İmparatorluğuna kadar, bölgede hakimiyet kurmuş tüm medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği müze binası önceleri Antakya Patriği İgnatios Behram Banni tarafından inşa ettirilen Süryani Katolik Patrikhanesiymiş. Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere 2 bölümü var. Bölgenin kültürel zenginliğini daha yakından tanımak için mutlaka ziyaret edin.

Mor Gabriel Manastırı

"<yoastmark

Manastır kurulduğu günlerde bölgenin en önemli dini merkezlerinden birisiymiş. Manastırı’ın ünü Roma ve Istanbul’a kadar uzanmış ve imparatorlardan bağış almış.Manastır aynı zamanda bir egitim merkeziymiş ve kütüphanesi oldukça zenginmiş. Şu an British Library’de bulunan bir el yazmasına göre 6 ve 7. yüzyıllarda burada Homeros’un Ilyada’sı grekçe okunuyormuş.

 Süryani inanışına gore oldukça kutsal sayılan yapıyla ilgili ilginç bir inanış ta var. Manastırı’ı imanla 7 kez imanla ziyaret eden kişi Kudüs’ü ziyaret etmiş olarak kabul ediliyor. Mardin gezinizde bu eşsiz kültürel zenginliği mutlaka ziyaret edin.

Deyrulzafaran Manastırı

Deyrulzafaran Manastırı
Deyrulzafaran Manastırı

 Süryani inanışını yansıtan en eski yapı olması ile ön plana çıkan Deyrulzafaran Manastırı, MS.5.yüzyılda inşa edilmiş. Manastırın girişinde 52 Süryani Patriğinin heykelleri yer alıyor. Patriklerin mezarları da manastırın içinde. İnanışa göre manastırın olduğu bölgede safran çiçekleri açıyormuş. Bu çiçekler yapıya renk versin diye inşaatın harcında kullanılmış. İsmini buradan alıyor. Mardin gezinizde mutlaka uğramanız gereken duraklardan.

Dara Antik Kenti

Dara Antik Kenti
Dara Antik Kenti

 Mardin’in Efes’i olarak bilinen Dara Antik Kenti, MÖ.530-570 yılları arasında Iran hükümdarı Darayuvasi tarafından kurulmuş. Daha sonra Iranlilar ve Romalılar arasında el değiştirmiş. Romalılar buraya bir garnizon yapmış. 7.yüzyılda Abbasilerin son olarak ta 15. yüzyılda Osmanlılar’ın kontrolüne girmiş.

 Su ana kadar sadece %5’i günyüzüne çıkmış. Kentte kale, zindan,sarnıç,kilise ve kaya mezarları gibi çok çeşitli kalıntılar var. Ayrica dünyanın en eski barajinın kalıntıları da yine burada bulunmuş. Kentteki tüm dini yapılar ince Hristiyanlık öncesi dönemdeki güneşe tapınma inancını temsilen, güneş tapınağı olarak inşa edilmiş. Yapıların içinde güneş ışığının içeriğe girmesi için bir delik var. Ekinoks döneminde bu delikten gelen güneş ışığı ile birlikte özel bir ibadet töreni düzenleniyormuş. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra bütün güneş tapınakları kilise olmuş

Dara Zindanı
Dara Zindanı

 Dara Antik Kenti’nin en etkileyici kısmı ise Zindan bölümü. Zindan bölümüne eski bir köy evinin altındaki merdivenlerden iniliyor. Mekan çok iyi ışıklandırılmuş. Oldukça büyüleyici bir görüntü çiziyor.İçeride oldukça dar ve geçmişte burada hapsolan mahkumların çektiği acıları yansıtan küçük tek kişilik hücreler var.Bazı tur programları ilginç olarak grupları buraya sokmuyormuş. Bu da ayrı bir tartışma konusu. Muhteşem bir kültür hazinesi olan Dara Antik Kenti mutlaka ziyaret edin derim.

Mardin Evleri

Eski Mardin Evleri
Mardin Evleri

 Mardin’i Mardin yapan en önemli şeylerden biri de taş evleri şüphesiz. Dışardaki sıcak havayı içeriye geçirmeyen bu evlerin ana malzemesi, bölgede yer alan Sarı Kalker taşı. Evlerin hiçbirinin gölgesi birbirine düşmüyor.Yapı malzemesinin gereği olarak  evler yazları serin, kışları sıcak oluyor.Evlerin sarmaladığı dar sokaklarda yürürken kendinizi bir Orta Çağ kentinde yürür gibi hissediyorsunuz. İnstagram için yakalayacağınız efsane kareler de cabası 🙂

Hatuniye Medresesi

Sitti Radviye Medresesi
Hatuniye Medresesi

 

Medrese,  bir diğer adıyla Sitti Radviye Medresesi Artuklu Hükümdarı Kutbettin İlgazi’nin annesi Sitti Raziye hanım tarafından 1177-1185 yılları arasında inşa ettirilmiş. Yapıya yıllar içinde birçok ekleme yapıldığından orjinalliği kalmamış. Lakin iki mihrabı var ki gerçekten çok bir düşünceyle yapılmışlar. Bahsettiğim mihraplar cennet ve cehennem mihrapları. Cehennem mihrabının iki yanında ihlas suresi yer alıyor.

Üzerindeki 9 kapı cehennemi, 6 taş imanın 6 şartını, 32 oluk ise 32 farzını temsil ediyor. 10 baklava dilimi ise cennetle müjdelenmiş 10 sahabeyi işaret ediyor. Vermek istediği mesaj ihlaslı bir yoldan ilerlemez, bencil bir yaşam sürerseniz, cehennemin 9 kapısından birine girersiniz. Cennet mihrabının iki yanındaki taş birbirine geçen motiflerle yapılmış. Bu motifler birlik,beraberlik ve kardeşliği temsil ediyor. 63 yıldız Peygamberimiz HZ. Muhammed’in 63 yaşını, 40 gül Hz. Muhammed’in 40 yaşında vahiy almasını,iki başlı laleler Allah’tan gelip ona gidileceğini, Güneş İslamiyet’in güneşini, 5 taş İslam’ın 5 şartını, 8 oluk ise Cennet’in 8 kapısını temsil ediyor. Mesajı birlik, beraberlik ve kardeşlik içerinde yaşar,İslamın 5 şartını eksiksiz yerine getirirseniz, İslam’ın güneşi  sizi aydınlatır ve ışık saçarsınız. Medresede ayrıca Hz.Muhammed’in ayak izi de bulunuyor. 

Sakıp Sabancı  Kent Müzesi

"<yoastmark

 

 Sakıp Sabancı Kent Müzesi Mardin tarihi ve kültürünü çok iyi yansıtan küçük ama güzel bir müze. Müzede gezerken Mardin’deki inançların tarihi, günlük yaşam, gelenekler, mutfağı ve geçmişte kullanılan eşya ve silahlara dair ayrıntılı bilgiye ulaşıyorsunuz. Müzedeki günlük yaşam ve meslekleri canlandırmak için yapılan balmumu heykelleri oldukça güzel. Eğer vaktiniz kısıtlı değilse Mardin gezinize burdan başlamanızı tavsiye ederim. Giriş ücreti 5 TL.

Mardin’de Ne Yenir ? Nerede Yenir ?

 Mardin Mutfağı ülkemizin en zengin mutfaklarından birisi şüphesiz. Et yemeklerinden sebze yemeklerine, pilavlardan tatlılara kadar çok geniş bir yelpazeye sahip. Mardin Mutfağı’nın başlıca lezzetleri şu şekilde;

  • İrok ( kızartılmış içli köfte)
  • İkbebet(haşlanmış içli köfte)
  • Kaburga Dolması
  • Dobo
  • Soğan Kebabı
  • Sembusek(kapalı lahmacun)
  • Kiliçe(mardin çöreği)
  • Accin( dana etli bulgur pilavı)
  • Zingil(lokma)
  • Mırra Kahvesi
  • Dibek Kahvesi

Yusuf Usta

"<yoastmark

 Yusuf Usta eski şehir merkezinde Şehidiye Camii’nin hemen yanında yer alıyor. Eski şehir merkezinde kebab ve türevlerini en iyi yapan mekan. Etleri öyle yumuşak ki adeta ağızda dağılıyor. Servisi gayet hızlı. Fiyatları gayet uygun. İki ortalama içecekler dahil 55-60 TL’ye nefis bir öğle veya akşam yemeği yiyebilirsiniz. Burada tavsiyemiz urfa kebabı ve tavuk şiş.

Kebabçı Rıdo

Kebapçı Rıdo
Kebapçı Rıdo

 Mardin’de kebap yemek için en doğru adreslerden biri de Kebapçı Rıdo. Küçük iki katlı ve salaş bir mekan. Etlerinin lezzeti bana Balkanlar’da yediğim etleri hatırlattı. Etleri Yusuf Usta’nın etlerine göre biraz daha sert ama yine çok lezzetli. Ayrıca ayranı da ilginçtir ki bardak yerine kasede kaşıkla beraber servis ediyorlar. Bu da ilginç bir detay 🙂 Fiyalar ortlamanın bir tık üstünde ama etin porsiyonu ve lezzetine göre değer. Burada da iki kişi içecekler dahil otlama 70-75 TL’ye yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Sultan Sofrası

Sultan Sofrası
Sultan Sofrası

 Hep kebap olmaz biraz da yerel lezzetleri tadalım diyorsanız, aradığınız adres Sultan Sofrası. Eski Mardin’de Zinciriye Medresesi’nin hemen karşısında yer alıyor. Burada tavsiyemiz Mardin Tabağı olacak. Mardin Tabağı’nda etli ekmek, kaburga dolması, mardin türlü, sembusek, içli köfte ve munbar dolması var. Bir tabakta Mardin’in lezzetlerini aynı anda tadabiliyorsunuz. Tabaktaki herşey çok lezzetli ama bizim favorimiz kaburga dolması ve mardin türlü oldu. Mardin Tabağı ve birer içecek ile ortalama 60 TL. Yani gayet uygun.

Sadık Künefe 

Sadık Künefe
Sadık Künefe

 Yemek üzerine bir tatlı iyi gider veya geziye bir tatlı çay arası verelim diyorsanız, sizi Sadık Künefe’ye alalım 🙂 Mardin merkezden başka Diyarbakır, Batman ve Şırnak’ta da şubesi bulunan Sadık Künefe Hatay’daki künefelerle yarışacak lezzette. Ağızda hoş bir tat bırakan ve oldukça hafif olan künefeler bol şamfıstığı ile servis ediliyor. Burma kadayıfı da meşhur. Bir tatlı ve bir çay 14 TL. Mardin’de tatlı için tercih edeceğiniz en doğru adreslerden.

Keyf-i Teras Cafe

Keyf-i Teras Cafe
Keyf-i Teras Cafe

 Mezapotamya Ovası’na karşı eşşiz bir manzara, bol çeşitli ve lezzetli yiyeceklerden oluşan enfes bir kahvaltı keyfi… Kulağa oldukça hoş geliyor değil mi ? Keyf-i Teras Cafe size bu imkanları sunan bir mekan. Serpme kahvaltısı oldukça çeşitli, sade, kavurmalı ve pekmezli olmak üzere evet yanlış duymadınız pekmezli olmak üzere 3 çeşit yumurta, 4-5 çeşit peynir, 3 çeşit bal ve daha niceleri:) Özellikle pekmezli yumurta ve yeşil zeytine bayıldık. Herşey çok taze ve lezzetliydi. Çayı da güzeldi. Bir de karşımızda Mezapotamya Ovası’nın engin denizleri andıran manzarası. Daha ne isteyelim 🙂 Servisleri de oldukça hızlı. Daha montumuzu çıkarıp masaya yerleşene kadar masanın hemen tamamını donatmışlardı. Bu eşşiz kahvaltının fiyatı ise kişi başı 25 TL. Gezinize başlamadan buraya bir uğrayp enerjinizi depolamanızı tavsiye ederiz;)

Marangozlar Kahvesi 

Marangozlar Kahvesi
Marangozlar Kahvesi

 Bakırcılar Çarşısı’nın sonunda yer alan Marangozlar Kahvesi, şu ana kadar gittiğimiz en otantik kafelerden. Girişini bulmak oldukça zor. Bir 20 dakikamızı aldı:) Mekanın insanın içini huzur dolduran sımsıcak bir havası var. Ortada odun ateşi ile yanan soba, duvarda şirin kitaplıklar,sakin bir ortam ve leziz kahveler. İnsan kahve keyfi için daha ne arar ki. Burada tavsiyemiz damla sakızlı dibek ve menengiç kahvesi olacak. Fiyatlar 2 kişi için ortalama 12 TL. Gezinizin yorgunluğunu atmak için en doğru adreslerden biri.

Mezapotamya Otantik Cafe

Mezapotamya Otantik Cafe
Mezapotamya Otantik Cafe

 Ulu Camii’nin hemen yanında yer alan Mezapotamya Otantik Cafe geziniz esnasında bir kahve molası vermek için ideal. Mezapotamya Ovasının eşşiz manzarası eşliğinde kahvenizi yudumlamak için tercih edebilirsiniz. Kahve menüsü oldukça geniş. Bizim tercihimiz değişik bir aromaya sahip Süryani Kahvesi oldu. Mırra’dan daha az, Türk Kahvesi’nden daha sert bir aromaya sahip. Yorgunluğu gidermek için birebir 😉 Fiyatları da pahalı değil. Ortalama 7-8 TL civarı.

İldo Pastanesi

İldo Pastanesi
İldo Pastanesi

 Yeni Mardin’de yer alan İldo pastanesi Mardin’in en şık mekanlarından. Hayatımda yediğim en lezzetli 5 pastadan birini burada yediğimi söylersem, abartmış olmam. İldo özel. İldo özel beyaz çikolata ve muzdan yapılıyor. Gerçekten çok ama çok lezzetli bir o kadar da hafif. Fiyatı 14 TL. Mutlaka denemeniz gereken bir lezzet.

Not: Gezi Tarihi Mart 2019

Mardin gezim öncesi faydalandığım, Burak Akkul’un Çok Gezenti-Mardin bölümünü bu linkten izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=_r-aRVeOM6I

Güneyin bir diğer mistik kenti Hatay’ı anlattığım şu blog da ilginizi çekebilir. çekebilir. https://newloggers.com/2018/10/25/hatay-gezi-rehberimedeniyetler-besigi-hatay-hakkinda-hersey/

Çağlar Didman